NATO protestolari basladi! 0 Kommentare


Almanya’nın Baden-Baden ve Kehl kentleri ile Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenecek NATO’nun 60. kuruluş etkinliklerine karşı ilk eylemler başladı.
Strasbourg yakınlarında bulunan Almanya’nın Freiburg kentinde yapılan ilk gösteriye binlerce kişi katıldı. Polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı eylem sırasında herhangi bir olay çıkmazken, bir kişi, polisin üzerine odun parçası attığı gerekçesiyle gözaltına alındı.
Freiburg merkezinde yapılan yürüyüş, polis tarafından sık sık durduruldu. Daha önce izin için başvurusu yapılmayan gösteriye, aniden karar verildiği halde binlerce kişinin katılması, NATO’ya karşı tepkilerin bölgede yüksek olduğunu gösteriyor. Yürüyüş sırasında kent merkezindeki ulaşım durma noktasına geldi.
KAMP KURULDU
Bu arada NATO’ya karşı Strasbourg yakınlarında uluslararası bir kamp kuruldu. Binlerce insanın toplanması beklenen kampta, NATO’ya karşı alternatif bir zirve düzenlenecek. Alternatif zirveye, dünyanın çeşitli ülkelerinden tanınmış çok sayıda savaş ve militarizm karşıtı konuşmacı olarak katılacak. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden ve kentlerinden gelecek protestocuların konaklayacağı kampta, 8 bine yakın insan barınabilecek.
Cuma günü öğleden sonra ise Baden-Baden’de başlayacak resmi kutlamalara paralel olarak protesto gösterileri yapılacak. Uluslararası büyük gösteri de 4 Nisan Cumartesi günü Strasbourg’da gerçekleştirilecek. Bu gösteriye, başta Almanya ve Fransa olmak üzere pek çok ülkeden on binlerce insanın katılması bekleniyor. Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nden protesto gösterisi için bir tren kaldırılacak.
OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN EDİLECEK
Son yıllarda Avrupa’da silahlanmaya ve militarizme karşı en büyük protestolar olması beklenen NATO Zirvesi’ne karşı eylemlerin etkisini azaltmak için güvenlik güçleri günlerdir hazırlık yapıyor. NATO karşıtı gösterilere 15 ila 25 bin arasında göstericinin katılacağını tahmin eden güvenlik güçleri, bölgede adeta kuş uçurtmamaya çalışacak. Zirve boyunca sadece Almanya tarafından 15 bin polis görev yapacak. Bir o kadarı da Fransa tarafında “önlem” alacak. Ayrıca, sınırlarda yoğun kontroller yapılacak.
Hava güvenliği içinse AWACS savaş uçakları ve helikopterler görevlendirildi.
ULAŞIM DURACAK
Zirve boyunca Strasbourg ve çevresinde ulaşım adeta durma noktasına gelecek.
Birçok otoban, delegasyonların taşınması adı altında halka kapatılacak. Aynı günlerde, Strasbourg üzerinden yapılan Münih-Paris, Stuttgart-Paris tren seferleri de Saarbrücken üzerinden gerçekleştirilecek. (Köln/EVRENSEL)

Bir sürgündü Munzur'dan İstanbul'a gelişleri 0 Kommentare

Etrafı yüksek dağlarla çevrili, bin bir çiçeğin hayat bulduğu vadisiyle vazgeçilmezdi Munzur. Oysa onlar, çok sevdikleri Munzur'da yaşamaktan vazgeçmek zorundaydılar. Bir sürgündü sanki Munzur'dan kopup İstanbul'a gelişleri. Bir zorunluluktu. Kimse isteyerek Munzur'unu bırakıp gelemezdi ki. Hayat buldukları, nefes aldıkları yerdi burası. Gazi Mahallesi Dersimlilerin yoğun olarak yaşadığı bir yer. Dersim nedir diyeniniz varsa, Tunceli'nin eski ismi. İlin ismi tarihte birçok kere değişmiş ama Dersim yöre insanı için baki kalmış. Dersim'den İstanbul'a gelmiş, yaşamını burada devam ettiren Dersimlileri bulmak hiç zor olmuyor. Gazi Mahallesi'nin sokaklarında yürürken, gözümüze bir börekçi salonu takılıyor. Salonun adı Munzur. İçeri giriyoruz. Duvarlar Munzur fotoğraflarıyla dolu. Biz fotoğraflara bakarken, börek salonunun sahibi yanımıza geliyor. Hasan Demir elli yaşında, dört çocuk babası. Munzur'a gitmeyeli tam yirmi yıl olmuş. Munzur'u yirmi yıldır başkalarından dinliyor. Demir'e yirmi yıldır neden Munzur'a gitmediğini soruyoruz.'Ekonomik nedenlerden,' diyerek geçiştiriyor. Belli ki çekinceleri var. Munzur'a özlemini anlatmaya başlıyor Demir. 'Munzur'u her şeyden önce çok seviyoruz. Kendi memleketimizdir, terk etmişiz. Doğup büyüdüğümüz yerde yaşamak isteriz ama ekonomik nedenlerden dolayı, insan istediği gibi gezemiyor, istediği gibi yaşayamıyor. Burada kendimize göre bir iş kurduk. Bir yaşam alanı yarattık. Burası metropol, kentleşmiş bölge, her şey ayağınızın altında. 'Yirmi yıldır Munzur'a gitmiyorsunuz. En çok neyi özlediniz? Gülümsüyor. 'Toprağım inan ki,' diyor bana. 'Munzur kenarında akşam uyurken suyun sesini dinlerdim. Ya da sabahın köründe dağa çıktığın zaman oturuyorsun ya bir kayanın başında, kuşların sesi geliyor ya cıvıl cıvıl, saatlerce onları dinlemek isterdim. Akşamları dağları gezerdim. Bende böyle bir heves vardı. Dağlarda dolaşmayı, oranın ışkınını, kengerini yemeyi, sularını içmeyi özledim. Her dağın bir köşesinde kaynar su vardır. O suları gerçekten özlüyorum. Ovacığın Munzur Gözelerini özlüyorum. Mercan Vadisini çok özlüyorum.'İstanbul'daki yaşam koşullarını soruyoruz. İstanbul'da yaşamaktan çok da memnun değil ama burada yaşamak zorunda. Çünkü memleketinde yapabileceği bir iş yok. 'Böyle bir ülkede yaşamın ne kadar zor olduğu bir gerçektir. Bu ülkede insanlar hâlâ gerici. Munzurlu olarak bir kere Alevi kimliğimizle eziliyoruz. Biz insanları dili, dini, ırkı, cinsiyetiyle ayırmıyoruz. Onlardan da aynı şekilde bize yaklaşmalarını bekliyor' Bu kadar Dersimlinin beraber yaşadığı bir mahallede kültürünüzü yaşatabiliyor musunuz? 'Bir Alevi olarak belki yeterince devam ettiremiyoruz. Ama biz kültürümüzden vazgeçmeyiz. Kendi kültürümüze sahip çıkmak, kendi dilimizi konuşmak için, derneklerimizde çalışmalar yapıyoruz. Dillerini nerdeyse unutmak üzere olan insanlarımız var. Sistem öyle ya da böyle seni asimile ediyor.Son olarak, Munzurluların derneklerinden konuşuyoruz. Kendi kültürlerini yaşatmak, birbirleriyle olan ilişkilerini koparmamak için kurdukları derneklerden. Demir sözlerini şöyle tamamlıyor. 'Derneklerimizin geceleriyle, piknikleriyle, kır gezileriyle bunu gerçekleştiriyoruz. Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF) bu noktada çok iyi işler kimi uzun yıllardır Munzur'dan İstanbul'a gelmiş kimiyse henüz yeni. Geliş nedenleriyse hemen hemen aynı... Munzur'u çok özleyip, Munzur da yaşamak isteseler de İstanbul'da yaşamak zorunda kalan Munzurlular ile Munzur'dan geliş nedenlerini, İstanbul'daki yaşamları üzerine konuşmaya devam ediyoruz. Tunceliler Derneği'nin yolunu tutuyoruz. Derneğin kapısına geldiğimizde, kapalı olduğunu görüyoruz. Bir çocuk görüyoruz ve soruyoruz.'Dernek açılacak mı?' 'Evet, bak geliyorlar zaten.' Çocuğun gösterdiği yöne bakıyoruz. Orta boylu iki kişi geliyor. Onları derneğin kapısında karşılıyoruz. Merhabalaşıyoruz ve içeri giriyoruz. Dernekte il olarak Mahmut Şimşekle konuşuyoruz. 22 yaşında, iki yıldır İstanbul'da yaşıyor. Şu cümlelerle anlatıyor İstanbul'a gelişini.' Üniversiteye maddi imkânsızlıklardan dolayı gidemedim. Çalışıp, kardeşlerime bakmak zorunda kaldım. Önce Munzur'da çalıştım. Sonra da İstanbul'a geldim.' Munzur'da yaşarken ne iş yaptığını soruyoruz Şimşek'e. 'Arıcılık yaptım, garsonluk yaptım, tarlada çalıştım,' diye sıralıyor. 'İstanbul'da ne iş yapıyorsun?' 'Kimyasal bir işte, insanın ömründen ömür alan bir işte çalışıyorum. Sağlık koşullarının uygun olmadığı, sigortasız, günde 14, 16 saat çalışmak zorunda olduğum bir iş' diyor ve ekliyor. 'İstanbul'da yaşamıyorum. İstanbul'da çalışıyorum. Munzur'da olmayı çok isterdim. İş olanakları olsaydı buraya hiç gelmezdim. Burada evden işe, işten eve. Memlekette herkes birbirini tanır. Kardeşçe bir yaşam vardır. Ailemi özlüyorum, Munzur'u özlüyorum, insanlarını özlüyorum, kısacası memleketimi, Dersimi özlüyorum. Bence Dersim bir cennet. Doğal güzellikleriyle, insanların paylaşımlarıyla, yardımseverliğiyle ve insan sevgisiyle çok güzel bir yer. Hiçbir zaman terk etmek istemediğim fakat zorla dayatılan koşullardan dolayı bırakmak zorunda olduğum bir yer.'Özlem Aslı yirmi bir yaşında, üç yıldır İstanbul'da yaşıyor. Memleketine hasret Dersimlilerden biri. İstanbul'a geliş nedenlerini anlatıyor. 'Dersim'de yoğun olarak baskı altındaydık. Amcam Ölüm orucunda şehit düştü. Bundan kaynaklı oradaki karakoldan baskı gördük. Karakola götürüp dayak atıyorlardı. Ailem yaşadıklarımızdan kaynaklı Dersim'de kalmama izin vermedi. Sonra İstanbul'a geldim. Okula devam edemedim. Burada arkadaşlarımın yanında kaldım. Çok zorluk çektim. Özlem Aslı Dersimdeki paylaşımın buralarda yaşanamadığını söylüyor ve üzüntü duyuyor. 'Ekmeğin olmadığı zamanlarda gidip komşumuza ben açım diyebiliyorduk. Buradaysa aç susuz da olsan gidip ben açım susuzum diyemiyorsun. Hiçbir yardım bekleyemiyorsun. Ekonomik anlamda kendini paraya bağlamışsın. Ben evimi geçindireceğim diyerek başka hiçbir şey diyemiyorsun. İnsanlar kirletiliyor, yozlaştırılıyor. Bunlardan kaçıp buraya geldik. Burada ise bir ben çalışıyorum. İş saatleri ise çok uzun. Hiçbir iş hakkın yok.' SULTAN ÇALIŞKANMarmara Ünivetsitesi Gazetecilik Böl. Öğrencisi

Sol itifaktan basın-yayın organlarına seçim eleştirisi 0 Kommentare

Sol ittifak Birlikte Başarabiliriz İnisiyatifi, yerel basın-yayın organlarını eleştirerek, seçim çalışmaları sürecinde olduğu gibi, seçim sonuçlarında da ittifakın ve ittifaka oy veren seçmenlerin yok sayıldığı belirtildi.Sol ittifak Birlikte Başarabiliriz İnisiyatifi, bazı basın yayın organlarında yer alan seçim sonuçlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. AKP, MHP, CHP gibi siyasi partilerin halktan alınan vergilerle seçim çalışmalarını yürüttüklerine dikkat çekilen açıklamada, çoğunluğu kamu kaynak ve olanaklarından oluşan devasa bütçelerle seçim kampanyası yürütüldüğü ve kentlerin kamu kaynaklarıyla kirletildiği belirtildi. Açıklamada, inisiyatifin solun ortak adaylarını belirleyerek eşit ve adil olmayan seçim yarışına mütevazı bir bütçeyle hazırlandığı belirtilerek, 'Adaylarımıza verilen oylar yapay gündem ve korku siyasetine karşı bizde varız diyen yoksulların, emekçilerin, ezilenlerin, demokratların, barış güçlerinin ve barış, özgürlük ve adalet isteyenlerin cesur oylarıdır. Ancak burada dikkat çeken bir husus var ki, o da basın yayın organlarının tutumudur. Seçim çalışmaları sürecinde bizi yok sayan basın-yayın organları adaylarımız bir çok ilçede ve Büyükşehir seçimlerinde 4. sırada olmasına ve onbinlerce oy almasına rağmen yok saymaya devam etmişlerdir' denildi.İnisiyatifin seçimlerin ardından da varlığını sürdüreceği dile getirilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: 'İlçe belediyelerinde aldığımız oy oranı yüzde 4'lerin üzerinde olup, kimi yerlerde yüzde 11'i bulmuştur. İlçe belediyelerinde de İzmir de 4. güç durumundayız. İnisiyatifin aldığı adaylarının aldığı oylar, kutuplaşma ve korku siyaseti karşısında umut olduğunu, emekten, eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden, barıştan yana bir siyasi seçenek olduğunu göstermiştir. Seçim sonuçlarının duyurulduğu basın-yayın organlarında, Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Arif Ali CANGI başta olmak üzere platformumuzun ilçe belediye başkan adaylarının oy sayıları ve oranlarının gösterilmemesi, yanlış rakamlar verilmesi on binlerce seçmenimizin yok sayılması anlamı taşımaktadır.'İZMİR (DİHA)

Metin Göktepe ödülleri sahiplerini buldu 0 Kommentare


İSTANBUL - Polis tarafından dövülerek öldürülen Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe adına verilen "Metin Göktepe Ödülleri" sahiplerini buldu. Metin Göktepe Ödül Komitesi tarafından yapılan açıklamaya göre, "Yazılı Haber Ödülü", 1 Haziran 2008'de Vatan Gazetesinde "Herkesin Haberleşmesi İzleniyor'' başlığıyla yayımlanan haberle Kemal Göktaş'a, 1 Haziran 2008'de Milliyet Gazetesinde "Biri Bizi Gözetliyor" başlığıyla yayımlanan haberle Gökçer Tahincioğlu'na verilecek. "Görüntülü Haber Ödülü", 10 Ağustos 2008'de Rusya ile Gürcistan arasında sürmekte olan savaşta, Güney Osetya sınırında saldırıya uğrayan NTV'den Hilmi Hacaloğlu ve Cumhur Çatkaya ile Kanaltürk'ten Levent Öztürk ve Güray Ervin'e verilecek. "Fotoğraf Ödülü", 2 Mayıs 2008'de Evrensel Gazetesinde yayımlanan "Orantılı Faşizm" fotoğrafıyla Uğraş Vatandaş'ın, "Yerel Gazetecilik Ödülü" ise 16 Eylül 2008'de İskenderun Ses Gazetesinde "Mektubun akıttığı 25 yıllık gözyaşı, son mektubun fotokopisi ailede" başlığıyla yayımlanan haberle Akın Bodur'un oldu. "Jüri Özel Ödülü", 3 Mart 2008'de Diyarbakır'da çektiği "Çöp Evdeki Dram" adlı fotoğrafıyla Anadolu Ajansı (AA) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü muhabiri İbrahim Yakut'a verilecek.Ödül Jürisi, ATV ile Sabah gazete ve dergi grubunun bağlı olduğu Turkuvaz iş yerlerinde greve çıkan basın emekçilerini de "Dayanışma Ödülü"ne değer gördü. Jüri, gazeteci Umur Talu'ya da "Onur Ödülü" verilmesini kararlaştırdı. Gazetecilere ödülleri, bu yıl da Metin Göktepe'nin doğum gününe denk gelen 10 Nisanda düzenlenecek törenle verilecek.ANF NEWS AGENCY

Adana’da çöpten oy pusulaları çıktı 0 Kommentare




Yerel seçimlerde en çekişmeli yarışın görüldüğü ve adayların biribirine çok yakın oy aldığı Adana'da, 3 okuldaki çöp konteynerinde oy pusulaları ve tutanaklar bulundu. Seçimi 4 puan farkla kaybeden CHP adayı Ümit Özgümüş, bu konuyu yargıya taşıyacaklarını söyledi
Denizli Mahallesi'ndeki Ahmet Cevdet Çamurdan İlköğretim Okulu bahçesinde top oynayan çocuklar, topun düştüğü çöp koyteynerinde oy pusulası ve zarf görünce durumu ailelerine bildirdi. Yırtılmış oy pusulalarını görenler parti yetkililerine haber verdi. Bunun üzerine CHP'nin Büyükşehir adayı Ümit Özgümüş ile DTP Seyhan İlçe Başkan Yardımcısı Osman Güven, çocukların topladığı oy pusulaları, zarf ve tutanakları polise teslim etti. Olayın duyulması üzerine bir grup DTP’li okul önünde toplanıp protesto gösterisi yaptı. DTP'li Osman Güven, Ahmet Cevdet Çamurdan, Barbaros ve Orhan Gazi İlköğretim okullarındaki çöp koyteynerlerinde çok sayıda oy pusulası ve zarf bulunduğunu iddia etti. DTP ve AKP'ye ait mühürlenmiş oy pusulaları olduğunu savunan Güven, “Bu tablo seçime şaibe karıştığının göstergesidir. Bu şekilde yüzlerce oyumuz çöpe atılmıştır. Çöpe atılan oy tutanaklarında hep DTP'nin oyları birinci. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız” dedi. Seçimi kaybeden CHP adayı Ümit Özgümüş de, Denizli Şehit Rüştü Bayram Polis Merkezi'ne giderek, konu hakkında bilgi aldı. Seçimin şaibeli olduğunu düşündüklerini belirten Özgümüş, “Gece yarısına kadar oylarımız önde giderken bir anda durdu. Nasıl durduğu konusunu araştırmaya çalışırken, Denizli Mahallesi'nde çöpün içerisinde birçok oy pusulası ve tutanak bulundu. Onları alıp karakola getirdik. Tutanakları teslim edeceğiz ve konuyu adli makamlara taşıyacağız” diye konuştu. Daha sonra bir grup okullardaki çöp konteynerlerini bahçeye döküp, başka oy pusulası ve zarfları aradı. Partililer, çöpten buldukları seçim belgelerini polise teslim etti.(dha)

Londra'da G20'ye karşı on binler ayakta 0 Kommentare


Zenginlere çağrı var: İnsanlara öncelik verin

İngiltere’de 2 Nisan’da yapılacak G-20 zirvesi öncesinde protesto gösterileri artıyor. Zirveye ev sahipliği yapan Londra’da her gün ayrı bir eylem oluyor.

'Erdoğan provokatör' 0 Kommentare


Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 'Katil Erdoğan' ve 'Münafık Erdoğan' sloganlarının 'suç niteliği taşımadığı' kararını verdi. Mahkeme, Erdoğan'ın 'Çocuk da olsa kadın da olsa gereği yapılacaktır' şeklindeki sözlerini ise 'provokatif ve tahrikkar' buldu. Mahkeme provokatörlüğü gördü!Mersin'de yapılan bir basın açıklamasında 'Katil Erdoğan' ve 'Münafık Erdoğan' şeklinde slogan attıkları iddiasıyla Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 5 kişinin beraat etmesinin ardından gerekçeli kararını açıklayan Mahkeme Hakimi Aydın Mengüllüoğlu, sanıkların eyleminin suç niteliği taşımadığını belirtti. Mengüllüoğlu, Erdoğan'ın 'Çocuk da olsa kadın da olsa gereği yapılacaktır' şeklindeki sözlerini ise provokatif ve tahrikar nitelikte buldu.Erdoğan'ın 'Kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılacaktır' şeklindeki sözlerini protesto etmek için Mersin'de yapılan basın açıklamasına katılan Tarfa Arıç, Abdullah Ölmez, Hediye Bakrak, Hakim Baykara ve Pero Dündar, 'Katil Erdoğan' ve 'Münafık Erdoğan' şeklinde slogan attıkları gerekçesi ile Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 29.01.2009 tarihinde yargılanarak beraat etti. Önceki gün konuya ilişkin gerekçeli kararını açıklayan Mahkeme Başkanı Aydın Mengüllüoğlu, söz konusu sloganların suç unsuru oluşturmadığını belirterek, 'Sanıkların eylemini AİHM kararları çerçevesinde değerlendirildiğinde suç niteliği taşımadığı, eylemlerinin demokratik toplumda tepkilerinin demokratik yollarla dışa vurumu şeklinde değerlendirilebilinir' dedi. 5 sanığın beraatına karar veren Hakim Mengüllüoğlu, 'AİHM iştihaları esas alınarak, yapılan açıklamada siyasilerin provokatif konuşmalarının tahrik olarak değerlendirilebileceği ve buna karşılık her vatandaşın bu tahrike cevap verme hakkını olduğunun altı çizilmiştir' dedi. Mahkemenin verdiği bu kararla Erdoğan'ın 'Çocuk da olsa kadın da olsa gereği yapılacaktır' şeklindeki sözlerini provokatif ve tahrikar niteliğinde olduğunu belirtildi. Mahkemenin kararını değerlendiren Avukat Bedri Kutan, bu kararın ülkenin demokratikleşmesi sürecine önemli bir katkısı olacağını söyledi. Öte yandan Erdoğan'ı protesto edenler Mersin'de beraat ederken, önceki gün Diyarbakır'da 2 kişiye Erdoğan'ı protesto ettikleri gerekçesiyle 11'er yıl ceza verdi. Kerem TÜRKMERSİN - DİHA

JİTEM'i aklıyorlar 0 Kommentare


Ergenekon soruşturmasının iddia edildiği gibi 'Fırat'ın doğusuna geçmeyeceği', 2. Ergenekon İddianamesi'yle bir kez daha ortaya çıktı. Yıllarca 'Fırat'ın doğusunda' her türlü kirli faaliyeti yürüten, binlerce insanı öldüren JİTEM, 2. İddianame'de aklanıyor. Emekli Albay Arif Doğan'da ele geçirilen JİTEM belgelerine de iddianamede yer verildi. Ancak bu belgelere, JİTEM'in kirli faaliyetlerine ilişkin herhangi bir soruşturma yürütülmüyor. JİTEM kurucusu Doğan da bu nedenle suçlanmıyor. Aksine Doğan'ın, bu belgeleri bulundurduğu için cezalandırılması isteniyor. Bu durum ise, Ergenekon soruşturmasıyla 'JİTEM'in işlediği suçların aklanmaya çalışıldığı' yorumlarına neden oldu. Savcı JİTEM'i akladıŞu ana kadar devletin resmi makamları tarafından varlığı kabul edilmeyen Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele'nin (JİTEM) 'arşiv'i Ergenekon davasında tutuklu bulunan emekli Binbaşı Arif Doğan'da çıktı. Buna göre 1987'de oluşturulan Jandarma İstihbarat Grup ve Tim Komutanlıkları, 'Teröre karşı etkin olmak için istihbarat, sorgu ve operasyon bütün olmalı' gerekçesiyle 1988'de JİTEM adını aldığı belirtiliyor. JİTEM'in kimler tarafından, niçin kurulduğu ve ne tür faaliyetlerin yer aldığı arşivden kısa alıntıların yapıldığı iddianamede ise JİTEM'in kurucularından olan Arif Doğan, JİTEM'in cinayetlerinden değil, JİTEM'in arşivini bulundurmaktan yargılanıyor. Nasıl ne için kuruldu?'Ergenekon operasyonu' kapsamında tutuklanan JİTEM'in kurucularından Binbaşı Arif Doğan'ın arşivi Ergenekon'un ikinci iddianamesinde yer aldı. Arşivde JİTEM'in nasıl kurulduğu ve nasıl çalıştığı anlatılıyor. Buna göre 1987'de ilk olarak PKK'yi etkisiz hale getirmek için JGK bünyesinde, Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığı'na bağlı olarak Ankara, İzmir, Diyarbakır, Van, Adana, Erzurum, İstanbul ve Samsun'da Jandarma İstihbarat Grup Komutanlıkları'nın ve bağlı 24 jandarma istihbarat timinin kurulması planlandı. Ancak bundan vazgeçilip merkezi Ankara'da Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığı ile Gruplar Komutanlığı'na bağlı olarak Ankara ve Diyarbakır'da konuşlu iki grup komutanlığı kuruldu. Bu arada bölgede görevli yüzbaşı, binbaşı ve yarbay rütbesindeki bazı jandarma subayları, istihbarat zaafiyetinin giderilmesi için girişimde bulundu. 1987'de Jandarma İstihbarat Grup ve Tim Komutanlıkları oluşturuldu.' İddianamede kurucuları arasında Bnb. Arif Doğan, Bnb. Hüseyin Kara, Bnb. Cem Ersever, Yzb. Aytekin Özen ve Yzb. Ali Yıldız bulunuyor ve bu kişiler 1986'dan itibaren bu görevle görevlendiriliyor. Cinayetlerden yargılanmıyorİddianamede JİTEM'in çalışma biçimine ilişkin arşivden yapılan ayrıntılardan bazıları şöyle: '... mücadelede Devletin yapması gerekenin psikolojik paniği çete kurucular için yaptığı, bir terör olayı olmasına rağmen teröristlerin ve onlara yardım edenlerin evinin uçurulması gerektiği ve olay yerine PKK, HRK, ERNK bildirilerinin bırakılması gerektiği' ve yine söz konusu belgelerde 'PKK'ye yöre halkının antipatisini kazandıracak hareketleri deşifre olmadan uygun dozda yapma...' gibi planlamalar da yer alıyor. Bunun gibi değişik ifadelerle JİTEM'in nasıl çalıştığına dair arşivden alıntılar yapan savcı, binlerce faili meçhul cinayeti gerçekleştirmiş olan JİTEM'in kurucularından Arif Doğan ile iddianamede yer verdiği suç ise 'Açıklanması Yasaklanan Gizli Bilgileri Temin Etme.' Bu durumda savcı JİTEM'in cinayetlerinden ötürü değil, JİTEM'in devlet sırrı olarak kabul görülen bu arşivini yanında bulundurduğu için suçlu görmüş oluyor.
Rüştü DEMİRKAYAİSTANBUL
Günlük

Bölgede birinci parti DTP 0 Kommentare


Yerel seçimlerde AKP, bölge illerinde düşüş yaşadı. DTP, yapılan seçimden birinci parti olarak çıktı.Yerel seçimlerde AKP, bölge illerinde düşüş yaşadı. DTP, yapılan seçimden birinci parti olarak çıktı. Seçimin nasıl sonuçlanacağı merak edilen bölgede seçmen, tercihini iktidar partisinden yana kullanmadı. DTP 8 il, 51 ilçe ve 39 beldeyi kazandı. Bölge genelinde de AKP’ye büyük fark atan DTP, il genel meclisi üyesi seçimlerinde Diyarbakır, Hakkari, Van, Mardin, Muş, Şırnak, Batman, Ağrı ve Iğdır’dan birinci parti olarak çıktı.AKP Hükümeti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçim takvimi belirlenmeden önce yapılan açıklamalarla dikkat çekmişti. Tunceli ve Diyarbakır için Erdoğan ‘istiyorum’ dedi. Seçime yönelik olarak daha sonra açılması gündemde olan TRT Şeş hemen yayın hayatına başladı. Bunun yanı sıra seçmenin oyunu almaya yönelik birtakım girişimlerde bulunuldu. AKP, iktidar partisi olmanın avantajı ile hareket etti. Bu olanakların başında valilikleri seçim çalışmasında kullandı. Başbakan’ın yüklendiği kentlerin başında Diyarbakır yer alıyordu. Diyarbakır’ı almak isteyen AKP, yine hüsrana uğradı. DTP seçimi farkla kazandı. DTP, oylarını yüzde 7 oranında artırdı. DTP’nin adayı Osman Baydemir, yüzde 65 gibi bir oran yakalayarak yeniden belediye başkanı seçildi. Baydemir, AKP adayının yaklaşık iki katı kadar oy aldı. AKP’nin yaptığı bütün çabalar nafile kaldı. DTP oyların 65.43’ünü alırken, AKP ise 31.57’sini aldı. Diyarbakır ilçe belediyelerinin çoğunu DTP aldı. Elinde bulundurduğu ilçeleri koruyan DTP, yeni ilçe ve belde başkanlıkları kazandı. 17 ilçenin 14’ünü DTP büyük farkla aldı. AKP, DSP ve CHP de birer ilçe belediyesi kazandılar. TUNCELİ’DE BEYAZ EŞYA TERS TEPTİBeyaz eşya dağıtımıyla gündeme gelen Tunceli’de, DTP yine belediye başkanlığını kazandı. Seçim sonuçlarının merakla beklendiği Tunceli’de, DTP seçimleri yeniden kazandı. Geçen dönem EMEP’le birlikte yönetilen belediye için yapılan ittifak görüşmelerinden bir sonuç alınmamıştı. Buna karşın EMEP, sermaye partilerine karşı halk mevzisinin kaybedilmemesi için Tunceli merkezde DTP adayı lehine seçimlere girmedi. DTP adayını destekledi. Devrimci Demokratik Güçbirliği Adayı olarak seçime giren Edibe Şahin, seçimi kazandı. Ayrıca daha önce AKP’nin elinde bulunan Mazgirt Belediyesi’ni ve Darıkent beldesini EMEP aldı. Pertek ve Hozat’ta emek ve demokrasi güçlerinin desteklediği bağımsız adaylar Kenan Çetin ve Cevdet Konak, belediye başkanlığını tekrar kazandılar. Nazimiye’de ise bağımsız aday kazandı. Daha önce AKP’nin elinde olan Ovacık Belediyesi’ni CHP aldı. Pülümür’ü CHP alırken, Çemişgezek’i de AKP aldı.DTP, elinde bulundurduğu Batman ve Şırnak’ı korudu. Elinde bulundurduğu Hakkari’de ise oy oranını yükseltti. MHP’nin elinde olan Iğdır’ı da DTP aldı. Batman’da Belediye Başkanı Necdet Atalay oldu. Atalay, oyların yüzde 59’unu aldı. AKP ise yüzde 36 oranında oy aldı. Şırnak’ta DTP’den Belediye Başkanı Adayı olan Ramazan Uysal, oyların yüzde 53’ünü aldı. AKP ise yüzde 42’de kaldı. Iğdır’da DTP’nin adayı Mehmet Nuri Güneş, oyların yüzde 39’unu alarak belediye başkanı oldu. Başbakan Erdoğan’ın “Ya sev ya terk” konuşmasını yaptığı Hakkari’de ise AKP büyük bir hüsrana uğradı. DTP’li Fadıl Bedirhanoğlu, oyların yüzde 79’una yakın oy alırken, AKP ise oyların yüzde 16’ya yakınını alabildi. DTP adayları, Batman, Hakkari ve Şırnak’ta koltuklarını korudular; Iğdır’ı MHP’den, Siirt ve Van’ı da AK Parti’den aldılar.HAKKARİ BÜYÜK FARKLABatman’da on binlerce kişi, DTP seçim bürosu önünde bir araya gelerek kutlamalara başladı.380 sandıkta DTP 56 bin 663 oy alırken, AKP 34 bin 325 oy aldı. DTP’nin merkezi seçim bürosu önüne on binlerce kişi akın etti. Seçim merkezi önünde açılan dev ekranda, Batman ve bölgenin seçim sonuçları canlı olarak verildi. Trafiğe kapanan Diyarbakır Caddesi’nde insan seli oluştu. Büyük bir coşkunun yaşandığı Batman’da, havai fişekler patlatıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ya sev ya terk et” açıklamasını yaptığı Hakkari’de, DTP seçimi büyük bir farkla kazandı. DTP’nin adayı Fadıl Bedirhanoğlu, yüzde 78.97 oranında oy aldı. AKP’nin adayı da oyların yüzde 15.93’ünü alabildi. Şanlıurfa’da “Ceketimi assam seçtiririm” diyen AKP’lilere bayrak açan Bağımsız Aday Eşref Fakıbaba, seçimi açık ara farkla kazandı. Fakıbaba’yı Saadet Partisi destekliyordu. Oyların yüzde 44’ünü Fakıbaba alırken, AKP ise yüzde 39 oranında oy aldı. (HABER MERKEZİ
AKP’DEN SİİRT VE VAN’I ALDIErdoğan’a başbakanlık yolunu açan Siirt Belediyesi AKP’den DTP’ye geçti. Siirt, eniştesini üzdü. DTP’li Selim Sadak, oyların yüzde 49’unu alarak başkan oldu. AKP ise oy oranını düşürdü. Yüzde 45 oranında oy aldı. Van’ın AKP tarafından alınması bekleniyordu. Özellikle son dönemlerde tarikat örgütlenmelerinin hedefinde olan Van, tercihini DTP’den yana kullandı. Siirt’te olduğu gibi AKP üzerinden yapılan siyasete tepkisini sandıkta gösterdi. DTP’nin Van Adayı Bekir Kaya seçimleri kazandı. Kaya, oyların yüzde 52’sini aldı. DTP burada da oy oranını artırdı. AKP ise düşüş yaşadı. Oyların yüzde 40’ını alabildi.

Levent Tüzel: Emekçiler ve Kürtler için yeni bir dönem 0 Kommentare


YEREL seçim sonuçları üzerine bir açıklama yapan Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel,seçim sonuçlarının yeni gelişmelerin habercisi olduğunu belirtti. YEREL seçim sonuçları üzerine bir açıklama yapan Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel,seçim sonuçlarının yeni gelişmelerin habercisi olduğunu belirtti. Tüzel, bunun en belirgin yönünün ise AKP ve Başbakan’ın halk desteğini kaybetmesi ve düşüşe geçmesi olduğunu söyledi. “Seçimleri bir referandumuna dönüştürmek isteyen Başbakan, halktan büyük bir tokat yemiştir” diyen Tüzel, AKP’nin kaybettiği illerin ve oylarındaki 9 puanlık düşüşün bunun göstergesi olduğunu vurguladı. Seçmenlerin ortaya koyduğu tercihin, AKP’nin 7 yıllık iktidarının sonlanacağını gösterdiğini belirten Tüzel, “Özellikle de kriz ve sosyal politikaların yüreğini yaktığı işçi ve emekçiler ile taleplerine ısrarla kulak kapatılan Kürtler, AKP’den uzaklaşmaya başladıklarını bu seçimlerle göstermiştir. Gelecek günlerde bu baş aşağı gidişin daha da hızlanacağını söylemek mümkündür” dedi. Bütün elverişli koşullara rağmen CHP ve MHP’nin temsil ettiği burjuva muhalefetin bu seçimleri büyük bir kazanıma dönüştüremediğini ifade eden Tüzel, “Yıpranan bir iktidar karşısında bu muhalefetin başarısız ve aciz yanları bir kez daha görülmüştür” dedi. AKP’nin rakip olarak ezmeye çalıştığı DTP’nin bölge illerinde Kürtlerin gerçek temsilcisi ve tercihi olduğunun görülmesi ve birinci parti olarak çıkmasının önemine vurgu yapan Tüzel, “Acil çözüm bekleyen Kürt sorununda halkın talep ve tercihlerinin dikkate alınmasının zorunluluğunu gösteren bir sonuç ortaya çıkmıştır” dedi. Diyarbakır ve Tunceli’de halkın mevzilerinin korunmuş olmasının iktidara karşı kazanılmış bir başarı olduğunu belirten Tüzel, “Özellikle Tunceli’de, partimizin aday çıkarmayarak DTP yönetiminin sürmesini sağlaması yönündeki çabası, sorumlu ve doğru bir tutumdur” şeklinde konuştu.‘EMEP’İN ÖNGÖRÜLERİ DOĞRULANDI’“Partimizin bu seçimler için öngörüleri ve buradan yola çıkarak saptadığı görevler ve politikalar doğrulanmıştır” diyen Tüzel, EMEP’in, adayların öne çıktığı değil halk güçlerinin ortaklaştığı ve inisiyatif geliştirdiği bir seçim anlayışıyla hareket ettiğini belirtti. Tüzel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sömürü düzeni ve krizin daha da yoksullaştıracağı emekçiler, öte yandan emperyalist çözümsüz politikalara bağlanmak istenen Kürtler, bütün olarak halkımız, iktidarı ve muhalefetiyle bu bozuk düzenin sürdürücüsü düzen partileri karşısında birleşeceği bir halk hareketi için emek ve demokrasi güçlerini işaret etmektedir. Partimiz ve halk güçleri, seçimlerden doğru dersler çıkartarak önümüzdeki zorlu döneme hazırlanacak; bu bozuk düzenin kırılmaya başlayan rant ve çıkar dişlilerini atarak emek, demokrasi ve barış çarkını hızla döndürecektir.” (İstanbul/EVRENSEL)