NATO protestolari basladi! 0 Kommentare
Almanya’nın Baden-Baden ve Kehl kentleri ile Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenecek NATO’nun 60. kuruluş etkinliklerine karşı ilk eylemler başladı.
Strasbourg yakınlarında bulunan Almanya’nın Freiburg kentinde yapılan ilk gösteriye binlerce kişi katıldı. Polisin geniş güvenlik önlemleri aldığı eylem sırasında herhangi bir olay çıkmazken, bir kişi, polisin üzerine odun parçası attığı gerekçesiyle gözaltına alındı.
Freiburg merkezinde yapılan yürüyüş, polis tarafından sık sık durduruldu. Daha önce izin için başvurusu yapılmayan gösteriye, aniden karar verildiği halde binlerce kişinin katılması, NATO’ya karşı tepkilerin bölgede yüksek olduğunu gösteriyor. Yürüyüş sırasında kent merkezindeki ulaşım durma noktasına geldi.
KAMP KURULDU
Bu arada NATO’ya karşı Strasbourg yakınlarında uluslararası bir kamp kuruldu. Binlerce insanın toplanması beklenen kampta, NATO’ya karşı alternatif bir zirve düzenlenecek. Alternatif zirveye, dünyanın çeşitli ülkelerinden tanınmış çok sayıda savaş ve militarizm karşıtı konuşmacı olarak katılacak. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden ve kentlerinden gelecek protestocuların konaklayacağı kampta, 8 bine yakın insan barınabilecek.
Cuma günü öğleden sonra ise Baden-Baden’de başlayacak resmi kutlamalara paralel olarak protesto gösterileri yapılacak. Uluslararası büyük gösteri de 4 Nisan Cumartesi günü Strasbourg’da gerçekleştirilecek. Bu gösteriye, başta Almanya ve Fransa olmak üzere pek çok ülkeden on binlerce insanın katılması bekleniyor. Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nden protesto gösterisi için bir tren kaldırılacak.
OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN EDİLECEK
Son yıllarda Avrupa’da silahlanmaya ve militarizme karşı en büyük protestolar olması beklenen NATO Zirvesi’ne karşı eylemlerin etkisini azaltmak için güvenlik güçleri günlerdir hazırlık yapıyor. NATO karşıtı gösterilere 15 ila 25 bin arasında göstericinin katılacağını tahmin eden güvenlik güçleri, bölgede adeta kuş uçurtmamaya çalışacak. Zirve boyunca sadece Almanya tarafından 15 bin polis görev yapacak. Bir o kadarı da Fransa tarafında “önlem” alacak. Ayrıca, sınırlarda yoğun kontroller yapılacak.
Hava güvenliği içinse AWACS savaş uçakları ve helikopterler görevlendirildi.
ULAŞIM DURACAK
Zirve boyunca Strasbourg ve çevresinde ulaşım adeta durma noktasına gelecek.
Birçok otoban, delegasyonların taşınması adı altında halka kapatılacak. Aynı günlerde, Strasbourg üzerinden yapılan Münih-Paris, Stuttgart-Paris tren seferleri de Saarbrücken üzerinden gerçekleştirilecek. (Köln/EVRENSEL)
Bir sürgündü Munzur'dan İstanbul'a gelişleri 0 Kommentare
Etrafı yüksek dağlarla çevrili, bin bir çiçeğin hayat bulduğu vadisiyle vazgeçilmezdi Munzur. Oysa onlar, çok sevdikleri Munzur'da yaşamaktan vazgeçmek zorundaydılar. Bir sürgündü sanki Munzur'dan ko
pup İstanbul'a gelişleri. Bir zorunluluktu. Kimse isteyerek Munzur'unu bırakıp gelemezdi ki. Hayat buldukları, nefes aldıkları yerdi burası. Gazi Mahallesi Dersimlilerin yoğun olarak yaşadığı bir yer. Dersim nedir diyeniniz varsa, Tunceli'nin eski ismi. İlin ismi tarihte birçok kere değişmiş ama Dersim yöre insanı için baki kalmış. Dersim'den İstanbul'a gelmiş, yaşamını burada devam ettiren Dersimlileri bulmak hiç zor olmuyor. Gazi Mahallesi'nin sokaklarında yürürken, gözümüze bir börekçi salonu takılıyor. Salonun adı Munzur. İçeri giriyoruz. Duvarlar Munzur fotoğraflarıyla dolu. Biz fotoğraflara bakarken, börek salonunun sahibi yanımıza geliyor. Hasan Demir elli yaşında, dört çocuk babası. Munzur'a gitmeyeli tam yirmi yıl olmuş. Munzur'u yirmi yıldır başkalarından dinliyor. Demir'e yirmi yıldır neden Munzur'a gitmediğini soruyoruz.'Ekonomik nedenlerden,' diyerek geçiştiriyor. Belli ki çekinceleri var. Munzur'a özlemini anlatmaya başlıyor Demir. 'Munzur'u her şeyden önce çok seviyoruz. Kendi memleketimizdir, terk etmişiz. Doğup büyüdüğümüz yerde yaşamak isteriz ama ekonomik nedenlerden dolayı, insan istediği gibi gezemiyor, istediği gibi yaşayamıyor. Burada kendimize göre bir iş kurduk. Bir yaşam alanı yarattık. Burası metropol, kentleşmiş bölge, her şey ayağınızın altında. 'Yirmi yıldır Munzur'a gitmiyorsunuz. En çok neyi özlediniz? Gülümsüyor. 'Toprağım inan ki,' diyor bana. 'Munzur kenarında akşam uyurken suyun sesini dinlerdim. Ya da sabahın köründe dağa çıktığın zaman oturuyorsun ya bir kayanın başında, kuşların sesi geliyor ya cıvıl cıvıl, saatlerce onları dinlemek isterdim. Akşamları dağları gezerdim. Bende böyle bir heves vardı. Dağlarda dolaşmayı, oranın ışkınını, kengerini yemeyi, sularını içmeyi özledim. Her dağın bir köşesinde kaynar su vardır. O suları gerçekten özlüyorum. Ovacığın Munzur Gözelerini özlüyorum. Mercan Vadisini çok özlüyorum.'İstanbul'daki yaşam koşullarını soruyoruz. İstanbul'da yaşamaktan çok da memnun değil ama burada yaşamak zorunda. Çünkü memleketinde yapabileceği bir iş yok. 'Böyle bir ülkede yaşamın ne kadar zor olduğu bir gerçektir. Bu ülkede insanlar hâlâ gerici. Munzurlu olarak bir kere Alevi kimliğimizle eziliyoruz. Biz insanları dili, dini, ırkı, cinsiyetiyle ayırmıyoruz. Onlardan da aynı şekilde bize yaklaşmalarını bekliyor' Bu kadar Dersimlinin beraber yaşadığı bir mahallede kültürünüzü yaşatabiliyor musunuz? 'Bir Alevi olarak belki yeterince devam ettiremiyoruz. Ama biz kültürümüzden vazgeçmeyiz. Kendi kültürümüze sahip çıkmak, kendi dilimizi konuşmak için, derneklerimizde çalışmalar yapıyoruz. Dillerini nerdeyse unutmak üzere olan insanlarımız var. Sistem öyle ya da böyle seni asimile ediyor.Son olarak, Munzurluların derneklerinden konuşuyoruz. Kendi kültürlerini yaşatmak, birbirleriyle olan ilişkilerini koparmamak için kurdukları derneklerden. Demir sözlerini şöyle tamamlıyor. 'Derneklerimizin geceleriyle, piknikleriyle, kır gezileriyle bunu gerçekleştiriyoruz. Tunceli Dernekleri Federasyonu (TUDEF) bu noktada çok iyi işler kimi uzun yıllardır Munzur'dan İstanbul'a gelmiş kimiyse henüz yeni. Geliş nedenleriyse hemen hemen aynı... Munzur'u çok özleyip, Munzur da yaşamak isteseler de İstanbul'da yaşamak zorunda kalan Munzurlular ile Munzur'dan geliş nedenlerini, İstanbul'daki yaşamları üzerine konuşmaya devam ediyoruz. Tunceliler Derneği'nin yolunu tutuyoruz. Derneğin kapısına geldiğimizde, kapalı olduğunu görüyoruz. Bir çocuk görüyoruz ve soruyoruz.'Dernek açılacak mı?' 'Evet, bak geliyorlar zaten.' Çocuğun gösterdiği yöne bakıyoruz. Orta boylu iki kişi geliyor. Onları derneğin kapısında karşılıyoruz. Merhabalaşıyoruz ve içeri giriyoruz. Dernekte il olarak Mahmut Şimşekle konuşuyoruz. 22 yaşında, iki yıldır İstanbul'da yaşıyor. Şu cümlelerle anlatıyor İstanbul'a gelişini.' Üniversiteye maddi imkânsızlıklardan dolayı gidemedim. Çalışıp, kardeşlerime bakmak zorunda kaldım. Önce Munzur'da çalıştım. Sonra da İstanbul'a geldim.' Munzur'da yaşarken ne iş yaptığını soruyoruz Şimşek'e. 'Arıcılık yaptım, garsonluk yaptım, tarlada çalıştım,' diye sıralıyor. 'İstanbul'da ne iş yapıyorsun?' 'Kimyasal bir işte, insanın ömründen ömür alan bir işte çalışıyorum. Sağlık koşullarının uygun olmadığı, sigortasız, günde 14, 16 saat çalışmak zorunda olduğum bir iş' diyor ve ekliyor. 'İstanbul'da yaşamıyorum. İstanbul'da çalışıyorum. Munzur'da olmayı çok isterdim. İş olanakları olsaydı buraya hiç gelmezdim. Burada evden işe, işten eve. Memlekette herkes birbirini tanır. Kardeşçe bir yaşam vardır. Ailemi özlüyorum, Munzur'u özlüyorum, insanlarını özlüyorum, kısacası memleketimi, Dersimi özlüyorum. Bence Dersim bir cennet. Doğal güzellikleriyle, insanların paylaşımlarıyla, yardımseverliğiyle ve insan sevgisiyle çok güzel bir yer. Hiçbir zaman terk etmek istemediğim fakat zorla dayatılan koşullardan dolayı bırakmak zorunda olduğum bir yer.'Özlem Aslı yirmi bir yaşında, üç yıldır İstanbul'da yaşıyor. Memleketine hasret Dersimlilerden biri. İstanbul'a geliş nedenlerini anlatıyor. 'Dersim'de yoğun olarak baskı altındaydık. Amcam Ölüm orucunda şehit düştü. Bundan kaynaklı oradaki karakoldan baskı gördük. Karakola götürüp dayak atıyorlardı. Ailem yaşadıklarımızdan kaynaklı Dersim'de kalmama izin vermedi. Sonra İstanbul'a geldim. Okula devam edemedim. Burada arkadaşlarımın yanında kaldım. Çok zorluk çektim. Özlem Aslı Dersimdeki paylaşımın buralarda yaşanamadığını söylüyor ve üzüntü duyuyor. 'Ekmeğin olmadığı zamanlarda gidip komşumuza ben açım diyebiliyorduk. Buradaysa aç susuz da olsan gidip ben açım susuzum diyemiyorsun. Hiçbir yardım bekleyemiyorsun. Ekonomik anlamda kendini paraya bağlamışsın. Ben evimi geçindireceğim diyerek başka hiçbir şey diyemiyorsun. İnsanlar kirletiliyor, yozlaştırılıyor. Bunlardan kaçıp buraya geldik. Burada ise bir ben çalışıyorum. İş saatleri ise çok uzun. Hiçbir iş hakkın yok.' SULTAN ÇALIŞKANMarmara Ünivetsitesi Gazetecilik Böl. Öğrencisi
Sol itifaktan basın-yayın organlarına seçim eleştirisi 0 Kommentare
Sol ittifak Birlikte Başarabiliriz İnisiyatifi, yerel basın-yayın organlarını eleştirerek, seçim çalışmaları sürecinde olduğu gibi, seçim sonuçlarında da ittifakın ve ittifaka oy veren seçmenlerin yok sayıldığı belirtildi.Sol ittifak Birlikte Başarabiliriz İnisiyatifi, bazı basın yayın organlarında yer alan seçim sonuçlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. AKP, MHP, CHP gibi siyasi partilerin halktan alınan vergilerle seçim çalışmalarını yürüttüklerine dikkat çekilen açıklamada, çoğunluğu kamu kaynak ve olanaklarından oluşan devasa bütçelerle seçim kampanyası yürütüldüğü ve kentlerin kamu kaynaklarıyla kirletildiği belirtildi. Açıklamada, inisiyatifin solun ortak adaylarını belirleyerek eşit ve adil olmayan seçim yarışına mütevazı bir bütçeyle hazırlandığı belirtilerek, 'Adaylarımıza verilen oylar yapay gündem ve korku siyasetine karşı bizde varız diyen yoksulların, emekçilerin, ezilenlerin, demokratların, barış güçlerinin ve barış, özgürlük ve adalet isteyenlerin cesur oylarıdır. Ancak burada dikkat çeken bir husus var ki, o da basın yayın organlarının tutumudur. Seçim çalışmaları sürecinde bizi yok sayan basın-yayın organları adaylarımız bir çok ilçede ve Büyükşehir seçimlerinde 4. sırada olmasına ve onbinlerce oy almasına rağmen yok saymaya devam etmişlerdir' denildi.İnisiyatifin seçimlerin ardından da varlığını sürdüreceği dile getirilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: 'İlçe belediyelerinde aldığımız oy oranı yüzde 4'lerin üzerinde olup, kimi yerlerde yüzde 11'i bulmuştur. İlçe belediyelerinde de İzmir de 4. güç durumundayız. İnisiyatifin aldığı adaylarının aldığı oylar, kutuplaşma ve korku siyaseti karşısında umut olduğunu, emekten, eşitlikten, özgürlükten, demokrasiden, barıştan yana bir siyasi seçenek olduğunu göstermiştir. Seçim sonuçlarının duyurulduğu basın-yayın organlarında, Bağımsız İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Arif Ali CANGI başta olmak üzere platformumuzun ilçe belediye başkan adaylarının oy sayıları ve oranlarının gösterilmemesi, yanlış rakamlar verilmesi on binlerce seçmenimizin yok sayılması anlamı taşımaktadır.'İZMİR (DİHA)
Metin Göktepe ödülleri sahiplerini buldu 0 Kommentare
Adana’da çöpten oy pusulaları çıktı 0 Kommentare
Denizli Mahallesi'ndeki Ahmet Cevdet Çamurdan İlköğretim Okulu bahçesinde top oynayan çocuklar, topun düştüğü çöp koyteynerinde oy pusulası ve zarf görünce durumu ailelerine bildirdi. Yırtılmış oy pusulalarını görenler parti yetkililerine haber verdi. Bunun üzerine CHP'nin Büyükşehir adayı Ümit Özgümüş ile DTP Seyhan İlçe Başkan Yardımcısı Osman Güven, çocukların topladığı oy pusulaları, zarf ve tutanakları polise teslim etti. Olayın duyulması üzerine bir grup DTP’li okul önünde toplanıp protesto gösterisi yaptı. DTP'li Osman Güven, Ahmet Cevdet Çamurdan, Barbaros ve Orhan Gazi İlköğretim okullarındaki çöp koyteynerlerinde çok sayıda oy pusulası ve zarf bulunduğunu iddia etti. DTP ve AKP'ye ait mühürlenmiş oy pusulaları olduğunu savunan Güven, “Bu tablo seçime şaibe karıştığının göstergesidir. Bu şekilde yüzlerce oyumuz çöpe atılmıştır. Çöpe atılan oy tutanaklarında hep DTP'nin oyları birinci. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız” dedi. Seçimi kaybeden CHP adayı Ümit Özgümü
ş de, Denizli Şehit Rüştü Bayram Polis Merkezi'ne giderek, konu hakkında bilgi aldı. Seçimin şaibeli olduğunu düşündüklerini belirten Özgümüş, “Gece yarısına kadar oylarımız önde giderken bir anda durdu. Nasıl durduğu konusunu araştırmaya çalışırken, Denizli Mahallesi'nde çöpün içerisinde birçok oy pusulası ve tutanak bulundu. Onları alıp karakola getirdik. Tutanakları teslim edeceğiz ve konuyu adli makamlara taşıyacağız” diye konuştu. Daha sonra bir grup okullardaki çöp konteynerlerini bahçeye döküp, başka oy pusulası ve zarfları aradı. Partililer, çöpten buldukları seçim belgelerini polise teslim etti.(dha) Londra'da G20'ye karşı on binler ayakta 0 Kommentare
'Erdoğan provokatör' 0 Kommentare
JİTEM'i aklıyorlar 0 Kommentare
Bölgede birinci parti DTP 0 Kommentare
AKP’DEN SİİRT VE VAN’I ALDIErdoğan’a başbakanlık yolunu açan Siirt Belediyesi AKP’den DTP’ye geçti. Siirt, eniştesini üzdü. DTP’li Selim Sadak, oyların yüzde 49’unu alarak başkan oldu. AKP ise oy oranını düşürdü. Yüzde 45 oranında oy aldı. Van’ın AKP tarafından alınması bekleniyordu. Özellikle son dönemlerde tarikat örgütlenmelerinin hedefinde olan Van, tercihini DTP’den yana kullandı. Siirt’te olduğu gibi AKP üzerinden yapılan siyasete tepkisini sandıkta gösterdi. DTP’nin Van Adayı Bekir Kaya seçimleri kazandı. Kaya, oyların yüzde 52’sini aldı. DTP burada da oy oranını artırdı. AKP ise düşüş yaşadı. Oyların yüzde 40’ını alabildi.





