Rusya`da `irkcilik` tehdit ediyor 0 Kommentare
İnterfax haber ajansının haberine göre, insan hakları örgütü SOVA tarafından yapılan açıklamada, tüm Rusya’da ırkçı örgütler tarafından yapılan saldırılar sonucunda 23 kişinin hayatını kaybettiği, 98 kişinin ise yaralandığı belirtildi.
2008 yılında ırkçı örgütler tarafından yapılan saldırılar sonucunda 97 kişinin hayatını kaybettiğinin 434 kişinin ise yaralandığının belirtildiği açıklamada, ırkçı örgütlerin günden güne daha da aktif hale gelmeye başladığının altı çizildi. (Interfax)
Putin`den dogalgaz tehdidi 0 Kommentare
Obama GM`nin `iflas planini` onayladi ,47 bin isci isten atilacak! 0 Kommentare
Amerikan sanayisinin gücünün simgesi sayılan GM'nin iflası sadece şirketin değil Amerikan kapitalizminin başarısızlığını da gösteriyor. Bu, dünya kapitalizmin buhranı ve ABD kapitalizminin küresel konumunun gerileyişinde bir kilometre taşı.
ABD Başkanı Barack Obama ve General Motors CEO'su Fritz Henderson'un açıklaması beklenen "hızlı" ve " düzenli" tasfiye ve "yeni bir başlangıç" güvencelerine karşın iflas işlemi bütün dünyadaki 230 bin GM çalışanını yıkıma uğratırken, iflasın ardından duracak işletmeler, kapanan bini aşkın satış temsilciliği ve yedek parçacılar da milyonlarca başka insanın darbe yemesine neden olacak.
Hâlihazırda bütün dünyada aralarında saat ücretlilerden geriye kalan 62 bin işçinin 23 bininin de olduğu 47 bin kişiyi işten çıkarmayı planladığını açıklayan GM'nin 12 ile 20 arasında fabrikayı da kapatması bekleniyor.
Amerikan kapitalizminin model şirketi
GM'nin iflası tarihsel bir olay. Bu otomobil üreticisi firmanın 20. yüzyıl başlarındaki çıkışı Amerikan kapitalizminin yükselişi ve ABD sanayisinin küresel egemenliğini kuruşuyla el ele gitmişti. Muazzam büyüklüğü, yaratıcı iş idaresi yöntemleri ve küresel ölçekteki varlığıyla GM modern Amerikan şirketinin örneğiydi. 500 bini ABD'de istihdam edilen 850 bin saat ücretli ve maaşlı çalışanıyla dünyanın en büyük özel işvereniydi, Sovyetler Birliği'nin devlet kuruluşlarının ardından dünyanın en çok işçi çalıştıran sanayi kuruluşuydu.
Geçtiğimiz 30 yıl boyunca çok büyük değişiklikler oldu. 1970'lerin sonunda dış rekabetle, temel imalat sanayisinde kar oranlarının düşüşüyle ve geçmiş mücadelelerde elde ettikleri kazanımları korumakta kararlı işçilerin militan direnişiyle yüz yüze kalan Amerikan'nın yönetici seçkinleri kasıtlı bir sanayisizleştirme politikasına yöneldiler.
Yeterince karlı bulunmayan sanayi sektörleri yatırımdan yoksun bırakılıp kapatılmaya mahkûm edildi ve serbest kalan sermayenin giderek asalaklaşan mali spekülasyona akması sağlandı. İşçi sınıfının militanlığını bastırmak ve ücretlerle kazanımları geriletmeyi hedefleyen sendikasızlaştırma, grev kırıcılık, tensikat, işyeri kapatma ve işten atmalarla el ele yürütüldü.
Başarının anahtarı 1980'ler boyunca sendika-işveren "ortaklığı" ve ekonomik milliyetçilik politikalarını savunarak bir dizi zorlu greve ihanet eden ve her türlü işçi direnişini bastırmak için çaba gösteren Birleşik Otomotiv İşçileri (Sendikası) ile AFL-CIO'nun işbirliğindeydi. Bu ihanet siyasi ifadesini işçi sınıfının Demokrat Parti'ye ve ABD seçkinlerinin iki partili sistemine sürekli boyun eğişinde buluyordu.
GM'yi spekülatüf yatırımlar batırdı
GM'nin hükümet emriyle iflasa götürülmesi egemen sınıfın işçi sınıfına karşı yürüttüğü saldırıda yeni bir aşama. Yeniden yapılanma evresinin ardından GM'nin ABD içinde yalnızca 38 bin saat ücretli çalışanının ve 34 fabrikasının kalması planlanıyor. Çalışan sayısının zirvede olduğu 1979'da GM'nin ABD içinde 150 fabrikası ve 350 bin saat ücretli çalışanı vardı. 1980'lerin başından bu yana işçi ücretleri ve primlerin kısılmasından sağlanan milyarlarca dolar şirketin uzun vadeli sürdürülebilirliğine yatırım için değil, "hisse senetlerinin değeri" yükselsin diye borsada yapılan alımlar ve öteki işlemlerin finansmanı, yani Wall Street yatırımcılarıyla GM yöneticilerini zengin etmek için kullanıldı.
Pazar payının onlarca yıl boyunca süren gerilemesi ve 2005'ten bu yana uğranılan 90 milyar dolar zararın ardından gelen 2008'deki mali çöküntü ve kredi kaynaklarının kuruması tabutun son çivisini çaktı. Bu ABD'de ve bütün dünyada araba satışlarının durmasına ve birçok yorumcunun üzerinde birleştiği gibi önümüzdeki yıllarda birbirini izleyecek iflas ve birleşmelerden sonra geriye beş ya da altı küresel otomotiv firması dışında bir şey kalmamasına yol açtı.
Demokrat Parti ve sendikalar sermayeye köleliği meşrulaştırıyor
Obama yönetimi, önce Chrysler ve ardından GM'yi iflasa sürükleyerek ekonomik bunalımı ABD'deki sınıf mevzilenmesinde esaslı bir değişiklik gerçekleştirmek amacıyla istismar ediyor. Bu değişiklik temel sanayilerin daha daraltılması ve Amerikan ekonomisinin her sektöründeki işçilerin yaşam standartlarında kalıcı bir düşüş yaratılmasını kapsıyor.
Büyük çıkar grupları adına harekete geçen Obama yönetimi iflas mahkemelerinin GM'nin kar getirmeyen markalarını, satış temsilciliklerini ve fabrikalarını tasfiye için kullanmayı tasarlıyor. Büyük sahibi hükümet olan "yeni GM" bugünkü büyüklüğünün onda birine daralırken adil ücret, emeklilik ve sağlık imkânları sağlama zorunluluğundan da kurtarılmış olacak. Şirket yeniden bol karlı hale getirilir getirilmez de hükümet GM'yi yok pahasına yeni sahiplerine satmış olacak. New York Times web sayfasında Pazar akşamı verilen habere göre GM hisselerinin yüzde 60'ına sahip olması beklenen hükümet, şirketin yönetimini özel ellere bırakmayı planlıyor.
Wall Street'e kamu kaynaklarından trilyonlarca dolar aktaran Demokrat Parti yönetimi otomotiv işçilerinin on yıllar boyunca zorlu mücadelelerle kazanılmış haklarından vaz geçmelerini istiyor.
Otomotiv işçilerine Birleşik Otomotiv İşçileri (UAW) Sendikasının doğrudan işbirliğiyle dayatılan ücret ve prim politikası ücretleri donduracak, enflasyon farkı ödemelerini kaldıracak, iş arası ve tatil sürelerini önemli ölçüde kısaltacak, emeklilerin sağlık, özellikle diş ve göz sağlığı hizmetlerinden yararlanmasına son verecek. Şirketler işe başlayanlara düşük ücret ve geçici çalıştırma uygulamasını genişletecek ve işçiler grev hakkı ve toplu sözleşmeleri oylama haklarından 2015'e kadar yoksun bırakılacaklar.
`Korucularin JITEM`le iliskisi vardi` 0 Kommentare
Diyarbakır Tabip Odası ve İHD raporunu açıkladı. Tanıklar, "JİTEM burada kol geziyor; askersiz petrol kaçakçılığı yapılamaz" diyor. Öldürülen taraftan biri "Olayı PKK'nin üstüne atmak istediler" diye konuşuyor.Bunun dayanağı, heyetin görüştüğü tanıkların, korucuların zenginleşmesinin askerlerin bilgisi dışında gerçekleşemeyeceğine dair iddialar.
JİTEM kol geziyor: Adını vermek istemeyen bir tanık "JİTEM burada kol geziyor. Uyuşturucu, petrol, kadastro, koruculuk, kadın ticareti olayın arka planı olabilir" diyor.
"Bu rant askersiz elde edilmez"
Petrol kaçakçılığı: Başka bir tanık Çelebi ailesinin köyün topraklarının yüzde 2-5 arasına sahipken 25 yıl içinde köyü terk edenlerden arazilerin tamamını ele geçirdiğini anlatıyor. Bir diğeri, köyün yakınından geçen BOTAŞ petrol hattından kaçakçılık yapıldığını, buradan elde edilen gelirin 100 milyon TL civarında olduğunu anlattıktan sonra şöyle diyor: "Köydeki petrol rantından sadece Çelebi ailesi yararlanmıyor. Başka kişi ve kesimlerde bu rantın içindedir. Petrol kaçakçılığını yapanlar, bunlardan satın alan bağlantıları Mardin ve Kızıltepe'dedir. Bu rantın içinde Jandarma istihbaratı, askerler de var. Petrol rantının elde edildiği bölgeye sivil giremiyor. Bu yer korucuların nöbet tuttuğu bir yerdir. Ancak bu rant askersiz elde edilmez."
"Amaç köyden kalkmamızdır": Öldürülen taraftan Osman Çelebi şunları söylüyor: "Botaş kuyuları davalarında bu katiller ve biz karşı karşıyaydık. Bunlar bir başçavuşla anlaşmışlar ve işlerini yaptılar. Burada 4 tane balık tesisi vardır. 1 tanesi onlara aittir. Diğerleri bizim ailemize aittir. 1 tanesi benimdir. Tek amaçları köyün hakimiyetini ele geçirmekti. Kardeşim, muhtar ve korucu başıdır. Amaçları bu duruma son vermek olabilir. Düğün onlar için fırsat olmuştur. Amaçları köyden kalkmamızdır."
"Kadastroya gittim, dövdüler": Köyü 1993'te korucu olmadığı için terk etmek zorunda kalan Adil Başar, kadastro işlemleri başladıktan sonra köye gittiğini, ama Çelebi ailesinden üç kişinin kendisini dövdüğünü, 15 gün hastanede yattığını Kasım 2008'de İHD Mardin Şubesi'ne başvurusunda anlatıyor; "Bu korucular kadastro esnasında arazilerimizi kendi adlarına yazmak istiyorlar" diyor.
"PKK'nin üstüne atmaya çalıştılar": Öldürülen taraftan Cengiz Çelebi'yse "Daha önce bunlarla bir husumetimiz yoktu. Ancak seçimden sonra normalde silahlı gezmeyen bu kişiler silahla köyün içinde gezmeye başlamışlardı. Bu arada hayvanlarını da alışılmışın dışında ellerinden çıkararak satıyorlardı. Seçimden sonra alabalık tesislerinde sürekli toplantı yapıyorlardı" diyor. Sonra "Bu olayı PKK'nin üstüne atmayı düşünerek bizi katletmeye çalıştılar. Ancak herkesi öldüremeyince gerçek ortaya çıktı" diye ekliyor. Mazıdağ Belediye Başkanı Hasip Aktaş da "PKK'nin 1 Haziran 2009 tarihine kadar ilan ettiği çatışmasızlığı sabote etmek üzere organize edildiğini düşünüyorum" diyor.(BiaNet)
Uc ayda 94 isci is kazasinda hayatini kaybetti 0 Kommentare
Medyaya yansıyan haberlerden yapılan derlemelerden oluşan rapora göre, örgütlenme önündeki engeller krize karşı bireysel tepkilerin oluşmasına yol açtı. Üç ayda dört fabrika işgal edilirken, işgallerin üçü işçilerin inisiyatifi, biriyse kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle son buldu.
Sendikal hak ihlallerinin geçen yıla göre azaldığını açıklayan dernek, bunu kriz nedeniyle hak taleplerinin gerilemesine bağladı. Öte yandan, 14 işyerinde 1200'e yakın işçi sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkarıldı.
Derneğin derlemesine göre üç ayda 94 emekçi iş kazalarında öldü. 254 işçi de yaralandı. İnşaat, madencilik ve tersane sektörü en fazla ölümlü kazanın olduğu alanlar oldu. Dernek kamu sektöründe yaşanan iş güvenliği sorunlarına da dikkat çekti.
Sağlıklı barınma hakkını da vurgulayan dernek, üç ayda 71 kişinin soba zehirlenmelerinde öldüğünü aktardı.(BiaNet)
IMO: TOKI `yoksul` yerine `zengini` ev sahibi yaparak buyuyor! 0 Kommentare
İstanbul'da TOKİ projelerinin yüzde 44'ü sosyal konutlarken yüzde 56'sı lüks/gelir getirici konutlar. Ülke genelindeyse toplam TOKİ kaynaklarının ancak yüzde 22'si yoksul ve dar gelirlilere yatırım olarak dönüyor.
"İnşaat sektörü sorunlarla boğuşuyor"
Oda Türkiye'de konut açığının varlığına değiniyor ve bu sorunun nitelikli konut ihtiyacı ile birleşince içinden çıkılamaz devasa bir sorun haline dönüştüğünü dile getiriyor.
İMO'nun raporuna göre inşaat sektörünün sorunlarını çözmek yerine TOKİ'nin gücünü ve yetkilerini arttırmak, kentsel dönüşüm projelerine ağırlık vermek doğru değil
"TOKİ büyüyor ama inşaat sektörü sorunlarla boğuşuyor" denilen raporda TOKİ'nin Anayasa'nın 10, 48, 57, 167. maddelerine aykırı uygulamalarda bulunduğuna yer veriliyor.
"Uygulamalar Anayasanın eşitlik ilkelerine aykırı"
İlgili yasalar özetle şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri almak, hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanımamak, tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemek, herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğunu varsaymak yükümlülükleri getiriyor.
Oda derneğin kuruluş tüzüğünde TOKİ'nin amacını "Konut ihtiyacının karşılanması, konut inşaatını yapanların tabi olacağı usul ve esasların düzenlenmesi, memleket şart ve malzemelerine uygun endüstriyel inşaat teknikleri ile araç ve gereçlerin geliştirilmesi ve devletin yapacağı desteklemeler" şeklinde hatırlatıp bu amaca uyulmadığını söylüyor.
İMO "Sosyal devlet uygulamalarının bir unsuru olarak kurulan ve ancak kısa süre sonra 'gerçek niyetini' açığa çıkartan TOKİ politikasındaki bu değişiklik tesadüf değil" diyor.
"Buradaki kritik soru, devletin neden TOKİ gibi bir kuruma ihtiyaç duyduğundan daha çok, kurumun neden daha çok kentsel dönüşüm sürecinin önemli bir unsuru haline getirildiği ve neden lüks konutlara yöneldiğidir."
İMO neoliberal politikalar sonucu TOKİ'nin kentsel yenilenme projesine yasal dayanak hazırlık süreçlerinden olduğunu ve artık kentsel yenilenme odaklı çalıştığını söylüyor.
Yoksullara kalitesiz evler
İMO'nun dikkat çektiği diğer bir konu ise yoksul kesime yönelik TOKİ evlerinin kalitesizliği:
"Yapımı üzerinden iki sene geçmeden konutların çürümeye, dökülmeye başladığı da gözlemlenmiştir. Hatta Tunceli'de TOKİ'den ev satın alanlar, kısa sürede evlerin kalitesizliğinin ortaya çıkması nedeniyle, hak ihlali yaşadıklarını düşünerek konuyu insan hakları kurumlarına taşımıştır."
İMO "Ayrıca ağırlıkla siyasi iktidar yakın sermaye gruplarına verilen büyük bütçeli işler, denetimden muaf tutulması ve tarifsiz ve sınırsız yetkiyle donatılması, yarattığı haksız rekabet ve benzeri nedenlerle çok tartışılan bir kurum oldu" dediği TOKİ'yi barınma hakları kapsamında eleştiriyor ve kamu idaresinin de bu yönde hareket etmesini savunuyor. (BiaNet)
Obama Suudi Arabistan`da 0 Kommentare
Kral Abdullah ile Obama'nın görüşmesinde öncelikle İsrail-Filistin barış sürecinin gündeme gelmesi bekleniyordu.
Suudi Arabistan bir süre önce iki devletli bir çözümü öngören bir barış planı hazırlamıştı.
Suudi Arabistan'daki temaslarını bugün tamamlayacak olan Obama, yarın da Mısır'da Kahire Üniversitesi'nde Müslümanlara seslenecek.
Obama, Müslümanlarla yeni bir diyalog başlatmak ve iki taraftaki yanlış anlamaları ortadan kaldırmak istediğini söylüyor.
Obama göreve geldikten sonra Orta Doğu'yu ilk kez ziyaret ediyor.
BBC diplomasi muhabiri Jonathan Marcus'a göre, ABD Başkanı'nın bu ziyarette iki hedefi var.
Birincisi ülkesine bakışı değiştirmek, ikincisi de İsrailliler ile Filistinliler arasındaki çözüm çabalarına ivme kazandırmak.
Gözlemcilere göre Obama bu yolla, ülkesinin bölgedeki diğer stratejik hedeflerini daha kolay gerçekleştirebileceğine inanıyor.
Söz konusu hedefler arasında Irak'a istikrar kazandırılması ve İran'ın "kontrol altında tutulması" da var.
İki ülkenin desteği
Riyad'da Obama'nın ziyareti öncesinde yollara ABD ve Suudi bayrakları yerleştirildi
Başkan Obama'nın bunu sağlamak için Arap müttefiklerinin yardımına ihtiyacı var.
Bu nedenle ziyaret bölgenin iki kilit ülkesi Suudi Arabistan ve Mısır'ı kapsıyor.
Arap dünyasıyla İsrail'in ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik tek kapsamlı barış planı Suudiler tarafından ortaya atılmıştı.
Mısır ise Orta Doğu sorunuyla yakından ilgili bir ülke.
Kahire, İsrail'le Gazze'deki Hamas yönetimi arasında arabuluculuk yapıyor.
BBC muhabiri, Obama'nın Orta Doğu barış görüşmelerini canlandırabilmesi için bu iki ülkenin sağlayacağı desteğin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. (BBC)
Amiral Mike Mullen`den Basbug`a `Onur Madalyasi`! 0 Kommentare
Başbuğ, ABD Genelkurmay Başkanı Amiral Mike Mullen'ın davetlisi olarak ABD'de temas ve incelemelerde bulunuyor.
Pentagon'da düzenlenen törende, Orgeneral Başbuğ'a bir onur madalyası takdim edildiği de öğrenildi.
Bu arada, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'da, ABD Savunma Bakanı Robert Gates ile bir araya geldi. (AA)
`Mayinli Araziler Tasarisi` yasalasti! 0 Kommentare
Yasaya göre, mayınlı alanda bulunan maden ve petrol gibi her türlü yeraltı zenginlikleri hakkında Maden Kanunu, Petrol Kanunu ve Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile diğer ilgili mevzuat hükümleri saklı olacak.
Mayın temizleme işini, öncelikli olarak Milli Savunma Bakanlığı yaptıracak; bu usulle gerçekleşmezse, Maliye Bakanlığı devreye girecek ve hizmet satın alarak yaptıracak.
Mayın temizleme bu iki usulle de olmazsa; Devlet İhale ve Kamu İhale kanunlarına tabi olmadan, Hazineye ait ya da Maliye Bakanlığınca idare edilen mayından temizlenecek alanlar ile müstakil kullanılamayan ve bu taşınmazlarla bütünlük oluşturan Hazineye ait diğer taşınmazların, tarımsal faaliyetlerde kullandırılması karşılığında ihale edilecek. Mayın temizleme ihalesi, kullanım süresinden en fazla indirimi teklif edene verilecek.
Mayınlı alanda bulunan, Bakanlar Kurulu kararı gereğince belirlenen askeri yasak bölge ile sınır hattı boyunca kurulacak sınır fiziki güvenlik sistemi için ihtiyaç duyulacak alanlar, temizletilecek ancak yüklenicinin kullanımına bırakılamayacak.
Temizlenecek mayınlı alanların öncelik sırası, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma, Dışişleri ve Maliye bakanlıklarının mutabakatı ile belirlenecek.
Maliye Bakanlığınca yapılacak kullanım karşılığı temizleme ihalesinde mayınlar, taşınmazların yükleniciye tesliminden itibaren 5 yıl içinde temizlenecek.
Taşınmazların temizleme karşılığı tarımsal faaliyetlerde kullanıldırılması süresi ise kabul işlemlerinin yapılmasından itibaren 44 yılı geçmeyecek. (AA)
Kizilayda solcu ogrencilere satirli saldiri 0 Kommentare
Sokaklarında süren çatışmada sol görüşlü öğrenciler ilk olarak Meşrutiyet Caddesi'ni kapattılar. Polis panzerlerle ve gazla kitleye saldırdı. Buradan kitle yeniden Konur Sokak'ta stanları kurmaya gitmek istedi.
Polis Yüksel Caddesi üzerinde Konur Sokağa girmek isteyen kitleye yeniden gazlarla ve coplarla saldırdı. Bunun üzerine kitle Ziya Gökalp Caddesine çıktı ve yolu barikatlarla kapadı. Yarım saat burada yolu kapatan öğrenciler Kızılay trafiğini işlemez hale getirdiler.
Daha sonra Yüksel Caddesine gelerek burada bekleyen diğer kurum temsilcileri ve avukatlarla birleşen öğrenciler Konur Sokağa stanlarını yeniden açtılar.
Kızılay Konur Sokak'ta dün polis ve ülkücülerin saldırısı sonucu 18 kişi gözaltına alınmıştı. Olayların ardından bugün öğle saatlerinde çeşitli sivil toplum örgütlerine üye kişiler stand önünde toplanarak, olayları protesto eden bir basın açıklaması yaptı. (ANF)
