KANSER HASTASI GÜLER ZERE'YE ÖZGÜRLÜK! 0 Kommentare
SİVAS KATLİAMININ 16. YILINDA DEMOKRASİ, İNSAN HAKLARI ve LAİKLİK İÇİN MÜCADELE HAFTASI 0 Kommentare
2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal’ı anmak üzere Sivas’a giden 33 insanın Madımak Oteli’nde yakılarak katledilmesi, Türkiye’nin aydınlığına, çağdaşlığına, demokrasi ve laikliğe, halkların kardeşliğine, birarada yaşama kültürüne, çeşitliliğe darbe vurmayı amaçlayan hain bir plandı. 16 yıl önce Sivas’ta gerçekleşen gerici, şeriatçı, faşist katliam devletin ve güvenlik güçlerinin gözetiminde yaşandı. İnsana, aydınlığa, düşünce özgürlüğüne düşman ırkçı ve şeriatçı güçler, “Şeriat isteriz”, “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak” sloganları atarak savunmasız insanları bir otelde kıstırdılar, oteli ateşe verdiler ve tarihe karanlık bir sayfa eklediler. Madımak katliamı, demokrasi, eşitlik ve özgürlük düşmanlarının; toplumsal, inançsal ve kültürel farklılıkları yok sayıp tek tip yurttaş yaratmaya çalışan egemen zihniyetin ürünüdür. Bu zihniyet, katliamın her aşamasını planlamış, maşa olarak da 2 Temmuz öncesinde Sivas’ta konuşlandırdığı ırkçı, gerici, şeriatçı, faşist güçleri kullanmıştır. Sivas’a Yol Ulumuz Pir Sultan Abdal’ı anmaya giden aydın, yazar, sanatçı canlarımız profesyonel bir katliam planı ile ablukaya alınmış, Madımak Oteli’nin yakılmasına kadar olan tüm süreç ilmik ilmik örülmüştür. Katliamın üzerinden 16 yıl geçti. Ne Madımak’ta yakılan ateş söndü, ne “Çok şükür yurttaşlarımıza bir şey olmadı” diyen Çiller, ne “Bu kadar ölü futbol maçında bile oluyor diyen” Mesut Yılmaz unutuldu, Ne “gazanız mübarek oldu” diyen Temel Karamollaoğlu, ne Sivas katillerinin avukatlığına soyunan Şevket Kazan, ne de 8 saat boyunca savunmasız insanların bir otelde kıstırılmasına seyirci kalan DYP_SHP iktidarı unutuldu. Sivas Katliamı’nın 16. yılını geride bırakıyoruz. Geçen süre içinde çok hükümet değişti ancak “Madımak Müze Olsun” çığlığımıza yanıt gelmedi. Verdiğimiz, demokrasi, laiklik, barış, bütün bu kavramların ötesinde vicdani mücadelemiz sonucunda mevcut AKP Hükümeti Madımak Oteli’ndeki kebapçı dükkânını kapatmak zorunda kaldı ama otel hala müzeye dönüştürülmedi. Katliamın altyapısını oluşturan sosyal, psikolojik, inançsal, kültürel ve siyasal sorunlar zamana yayılarak unutturulmaya çalışılsa bile bu çabanın beyhude olduğu her 2 Temmuz yıldönümlerinde yüz binlerce insanımızın katıldığı görkemli anmalarla görülmektedir. Madımak Müze olmalıdır, olacaktır. Bu talep sadece Alevilerin talebi değildir. Bu talep çağdaşlıktan ve laiklikten yana olan tüm kesimlerin ve insanlığın vicdanına ait bir sestir. Bu talep, emperyalizme, faşizme, gericiliğe, cinsiyet ayrımcılığına, faili meçhullere, haksız gözaltılara, IMF ve Dünya Bankası politikalarına, özelleştirmelere, neoliberal politikalara karşı bağımsızlık, emek, demokrasi, barış, halkların kardeşliği, insan hakları, eşitlik, özgürlük mücadelesi veren herkesin talebidir. Bu talep, her türden sömürüyü devam ettirmek için dini ve etnik köken ayrılıklarını kullanan ırkçı ve gerici çevrelere karşı direnen herkesin talebidir. Bu talep, karanlığa karşı aydınlığı savunanların talebidir. Ve, birgün karanlıklar aydınlığa kavuşuncaya, Sivas, Maraş, Gazi, Ümraniye, 1 Mayıs katliamlarını planlayanların gerçek yüzleri ortaya çıkıncaya kadar bu Pir Sultan direnişi de bu talep de sürecektir. Ve o güne kadar;Sivas Katliamı unutulmayacak, unutturulmayacaktır. Her yıl olduğu gibi bu yılda Sivas’da Madımak Oteli’nin önünde olacağız. İstanbul'da Kadıköy Meydanı’nda buluşacağız.PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ
Adana’da Devlet Terörü 0 Kommentare
Adana’da DHF’ye yönelik baskılar artarak devam ediyor. Sözde ihbarla gece yarısı evleri basan jandarma, DHF çalışanlarını suçlu gibi gösterip çevrediki insanlara psikolojik baskı uyguladı. Jandarma, DHF sempatizanı ailelerin evlerini, yasak yayın bulundurmak iddiasıyla gece yarısı basarak arama yaptı. Baskın yapan jandarma aileleri suçlayacak bir delil bulamayınca bu sefer evleri ziyaret eden DHF çalışanlarını “illegal” kişiler olarak göstermeye çabaladı.Gece yarısı evler basıldıDün gece sabaha karşı gece 03.30 sularında jandarma tarafından sözde bir ihbar gözetilerek Adana’nın Sarıhamzalı beldesinde 4 eve yönelik baskın düzenlendi. Baskının nedeni olarak satılan kitapların alınarak yasa dışı bir örgüte yardım ve yataklık edilmesi gösterildi. 4 evdede psikolojik bir baskı oluşturmaya çalışan jandarma evde herhangi bir yasa dışı kitap bulamayınca ev halkına çeşitli isimler sorarak bu kişileri “illegalleştirmeye” çalıştı. Yine aynı beldede 4 gün önce de bir evin benzer bir bahaneyle jandarma tarafından basılmıştı. ‘Yıldırma politikası mücadelemize ket vuramayacaktır’Baskınlara ilişkin açıklama yapan Adana Demokratik Haklar Derneği, demokratik haklar mücadelesinin suç olmadığını bir kez daha yineledi. Açıklamada, demokratik haklar mücadelesinin güçlenmesi ile gerici siyasi iktidarın saltanatını sürdürmek için devlet aygıtının zor gücünü devreye sokacağı belirtilerek, şunlara değinildi: “Tekrar yineliyoruz Demokratik Haklar mücadelesi meşru bir mücadeledir yıldırılamaz, engellenemez! Meşruluğumuz cografyamızın sahsında dünya ezilen halkının bağrından kopan ve her gün büyüyüp gelişen, yeni bir dünya özleminden beslenen umut dolu bir geleceği beraberinde getirecektir. Baskı ve yıldırma politikası mücadelemize ket vuramayacaktır.”
Temiz arkadaş nitelikli dolandırıcı 0 Kommentare
Başbuğ’un emri yoksa, yazamaz 0 Kommentare
Ufuk Uras'tan yeni bir sol parti 0 Kommentare
İSMAİL SAYMAZ İSTANBUL - En kitlesel sosyalist parti Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) bölünüyor. Bağımsız Milletvekili ve eski ÖDP lideri Ufuk Uras’ın lideri olduğu ‘Özgürlükçü Sol Hareket’ (ÖSH) kanadının Sosyal demokrat Halkçı Parti (SHP) ve 10 Aralık Hareketi ile birleşeceği ileri sürülüyor. Bu üç grubun, Ufuk Uras’ın liderliğinde yeni ve kitlesel bir sol parti kurması bekleniyor. Aslında, Uras’ın ayrılık yolundaki en belirgin adımı, geçen hafta Adana’da başlattığı ‘A’dan Z’ye’ (Adana’dan Zonguldak’a) hareketiydi. Amacını da “AKP ve CHP karşısında sol seçenek üretmek” sözleriyle açıklamıştı. Uras’ın bugün ÖDP’den istifa etmesi, ÖSH’lilerin de partiden ayrılması bekleniyor. 7 Haziran’da ise SHP 2. Olağanüstü Kurultayı yapıldı. Kurultayda onaylanan, ‘Çağdaş Solda Büyük Buluşma’ adlı taahhütnameye göre SHP; yeni sol parti için adını, tüzük ve programını değiştirme sözünü verdi. Yeni oluşumu savunan Hüseyin Ergün başkanlığa seçildi. Siyasi kulislerde, Uras ve ekibinin SHP’ye katılacağı, SHP’nin birleşme sonrasında adı ve amblemini değiştireceği, Uras’ın da yeni partinin lideri olacağı ileri sürülüyor. DİSK’in kurduğu ve Prof. Dr. Burhan Şenatalar’ın sözcüsü olduğu 10 Aralık Hareketi ile Alevi Bektaşi Federasyonu yöneticilerinin de oluşuma katılacağı belirtiliyor. Uras, Radikal’in ısrarlı aramalarına rağmen konuşmaktan kaçınırken SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün, iddiaları doğruluyor. CHP’nin sağ siyasette AKP ile MHP’nin arasına yerleştiğini, çağdaş sol partiye ihtiyaç duyulduğunu belirten Ergün, buluşmanın adresi olarak, yaygın örgütlenmesi, seçime girme hakkı ve 26 bin üyesiyle SHP’yi görüyor. Prof. Dr. Burhan Şenatalar ise projenin şimdilik temenniden ibaret olduğunu, gruplar arasında resmi görüşme yapılmadığını söylüyor. Tartışmalar sürerken, ÖDP 20 -21 Haziran’da 6. Olağan Kongresi’ni yapacak. Başkanlık Kurulu’ndan Alper Taş, Uras’ın ÖDP’nin sağında kalan sosyal demokratlarla birlik kurmaya yöneldiklerini belirterek, “Memlekette sosyal demokrat partiye ihtiyaç var ama bu sosyalistlerin işi değil” diyor. Taş, ÖDP’nin yeni dönemde antikapitalizm ve antiemperyalizm vurgusunu öne çıkaracağını da kaydediyor. Bir bölünmenin öyküsü: Ulusalcılar, özgürlükçüler Ufuk Uras, 1996’da kurulan ÖDP’nin kurucu genel başkanıydı. Görevinden 2003’te ayrıldı. Dört yıl sonra, Şubat 2007’deki beşinci kongrede yeniden genel başkan oldu. İlk ayrılık, bu kongrede baş gösterdi. Aynı yıl temmuz ayında genel seçimler vardı. ÖDP seçimlere girmeye hazırlanırken Uras, DTP’nin desteğiyle bağımsız milletvekili adayı oldu. Zaten çatırdamaya başlayan ÖDP, fiilen bölündü. Uras’la hareket edenler seçim kampanyasına katılırken, ileride Devrimci Dayanışma (DD) adını alacak muhalefet, Uras’a değil destek, oy bile vermedi. Geçen yıl Taraf gazetesindeki bir yazıda, DD’lilerin yönettiği Birgün gazetesinin toplantısında, eski yazarları Hrant Dink hakkında ‘Kovun Ermeniyi’ denildiği öne sürüldü. Bu iddia asılsız çıksa da, Taraf’taki kimi yazılarda, DD’lilerin ulusalcı, hatta Ergenekoncu oldukları savunuluyordu. Hesaplaşma, Taraf ile Birgün arasında sürerken, Uras sosyalistlerin hiç de hazzetmediği Zaman’daki söyleşisinde, partide ulusalcıların olduğunu söyleyince karşılıklı suçlamalar başladı. Uras, bu yıl genel başkanlık yetkisini kullanarak, 21 Haziran’daki olağan genel kurulu beklemeden olağanüstü kongre kararı alınca saflar tümden ayrıldı. Urasçılar kendilerini ‘Özgürlükçü Sol Hareket’ diye adlandırırken, muhalifler DD adını aldı. Olağanüstü kongre, 1 Şubat 2009’da yapıldı. Uras, koltuğunu DD’nin adayı Hayri Kozanoğlu’na kaptırdı. Uras’a düşen hem genel başkanlıktan hem de partisinden ayrılmak oldu.
15-16 Haziran, Demokrasi için Birlik Mücadelesinin Kolektif Belleğine 0 Kommentare
16 Haziran 2009 Salı Saat 00:44
İstanbul halkı, bundan yaklaşık 40 yıl önce büyük bir işçi ayaklanmasına tanık oldu.
İstanbul halkı, bundan yaklaşık 40 yıl önce büyük bir işçi ayaklanmasınatanık oldu. Devlet ve sermayeden bağımsız bir sendikacılığın önünü kesmeküzere Meclise sunulan bir yasa tasarısı, iki gün boyunca farklısendikalara üye işçilerin işyerlerini terk ederek, İzmit’tenİstanbul’un merkezine uzanan bir hatta hayatı felç etmeleri sonucunudoğurdu. Egemen güçler, bu büyük toplumsal hareketten duydukları korkununbedelini halka aradan bir yıl geçmeden 12 Mart darbesi ile ödettiler.Emekçilerin dostları ise, 15-16 Haziranda “uyanan bir dev”olarak algıladıkları işçi sınıfının rolü üzerine etkileri bugüne değinuzanan sonuçlar çıkarttılar. Çatı Partisi Girişimi, bu önemli toplumsalhareketlenmeyi 2009 Türkiye’sinin sorunlarını gündemleştirerekanmayı tercih ediyor.2009 Türkiye’sinde 15-16 Haziran’ı anmak, Türkiye’ninemekçilerinden umudu kesmemek demektir. Geleneksel kurumsal siyasetin vemilliyetçiliğin kuşatması altındaki emekçilerin, özgüçlerinegüvendiklerinde kardeşleşebileceklerini bilmektir.15-16 Haziran Direnişi, işçi sınıfı, siyaseti sadece siyasetçilere ait birmesai olarak gördüğünde, Meclisten yoksulların çıkarına bir yasaçıkmayacağını yaşayarak öğrenmek demektir. “Teşvik ve İstihdamPaketi” yolu ile sermaye gruplarının maliyetlerinin işsizlik fonununyağmalanması aracılığı ile emekçiler tarafından paylaşılması dayatmasınıyaşayan emekçiler, 2009 Türkiye’sinde 15-16 Haziranı bir kez dahakavramak durumundadırlar. Maliyetlerin toplumsallaştırılması,özelleştirmeler ve işten çıkarmalar yolu ile karların giderek daha az eldetoplanması, birleşerek sokağa inmeyen işçilerin ödedikleri bir diyettir.15-16 Haziran, Kriz Türkiyesi’nde işte bu yüzden hiçbir zamanolmadığı kadar günceldir.Bundan 39 yıl önce sıcak bir haziran sabahı fabrikaları boşaltan işçiler,sadece Hükümete değil Meclise, bürolara, salonlara sıkışan siyasetinsınırlarını göstererek, sol muhalefete de bir uyarı yapmıştır. Toplumsalpolitikanın kurumsal politikadan farklılığı, demokrasi mücadelesini seçimittifaklarından, siyasal pazarlıklardan öteye taşımak isteyen PartiGirişimimizin ayırdedici yönlerinden biridir. Bu yüzden Haziran işçiayaklanması, Demokrasi için Birlik mücadelesinin kolektif belleğinedahildir.2009 Türkiye’sinde 15-16 Haziran Direnişi, İstanbul’u sömürüve yağmadan kurtarmak için yola koyulmak, “Bekle biziİstanbul” demektir.2009 Türkiye’sinde 15-16 Haziran, emekçilerin siyasal, etnik, dinselaidiyetleri aşarak birlikte hareket ettiklerinde Halkların Kardeşliğinesahip çıkacaklarını savunmaktır. 15-16 haziran, solun işçi sınıfındankopmaması için bir uyarı, işçi sınıfının halklaşması ihtiyacıdır. ÇatıPartisi Girişimi, kadınların özgürlük mücadelesine, köylülerinmülksüzleşmeye karşı direnişine, Alevilerin inanç hürriyetine, yoksulMüslümanların inançlarını devletin sultasından kurtarmaları hasretine,gençlerin demokratik bir yaşam kavgalarına sahip çıkmayı toplumsalmücadelenin bileşenleri saymaktadır.2009 Türkiye’sinde 15-16 Haziran, Meclisten çıkan krizle sahtemücadele paketlerini adresine iade etmek için ortak bir akıla ihtiyaçduyduğumuzu hatırlatmak demektir.Bugün 15-16 Haziranı anmak, özgürlük, barış ve emek güçlerine kendikurumsal özel dünyalarından çıkma; birleşerek sokağa, halka, yaşama geridönme çağrısıdır. Çatı Partisi Girişimi, Kürt halkının gerçekleştirdiğiSerhildan’larla 15-16 Haziranları aynı özgürlük arayışının öğelerisayıyor.Çatı Partisi Girişimi, 15-16 Haziranı anıyor, tarihe bıraktığı dersleriçıkarmaya hazır olduğunu teyid ediyor.Çatı Partisi Girişimi Geçici KoordinasyonuİrtibatAyhan Bilgen
Dersim'de patlama 0 Kommentare
Dersim''in Esentepe Mahallesi'nde patlama meydana geldi.
Esentepe Mahallesi'ndeki derede saat 18.00 sularında meydana gelen patlama korkulu anların yaşanmasına neden oldu. Patlamanın ardından çok sayıda polis olay yerine sevk edilirken, patlamanın meydana geldiği bölgede aramalar yapıldı. Dersim Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı bomba imha ekipleri de olay yerine giderek incelemelerde bulundu.DİHA
Adana'da 4 çocuğa daha ağır ceza 0 Kommentare
DTO ,Rusya`nin girisiminden rahatsiz 0 Kommentare
DTO Baskani Pascal Lamy , `Daha once yasanan uyelik sureclerinde ulkeler tek tek uye oldular. Blok halinde hic bir ulke grubu ,DTO uyesi olmadi.` dedi.
Rusya ve Kazakistan`in DTO uyelik ile gorusmeleri 1990`li yillarin ortalarinda baslamisti. Ancak bu iki ulkenin tutucu devlet politikalari ve dogalgaz ,petrol ,ulasim ve telekomunikasyon gibi sektorleri yabanci sermayelere acmamalarindan dolayi uye olamamislardi.
Rusya Basbakani Vladimir Putin `Rusya ,DTO`ya girecekse Kazakistan ve Beyaz Rusya ile ayni zamanda girecek` sekilinde bir aciklama yapmisti. (Gencligin Sesi)
kaynak : vesti.ru







