Hrant Dink davasi tikandi 0 Kommentare
Dink’in öldürüleceği ihbarının resmen alındığı, buna karşın cinayetin önlenmediği gibi polisin ve askerin de parmağı olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak sorumluların yargılanması konusunda yargı 2 yıldır olduğu yerde sayıyor. Dink ailesi ise Türkiye’de iç hukuk yolunun tükendiği için dosyayı AİHM’e götürdü.
10’uncu duruşma görülecek
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink davasının bugün İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 10’uncu duruşması görülecek. Dava öncesi Dink ailesinin ve avukatları ortak kanaatlerinin cinayetin asıl faillerinin açığa çıkarılmasının bir irade tarafından engellendiği şeklinde olduğunu söyledi.
Ailenin avukatları Fethiye Çetin, Deniz Tuna, Arzu Becerik, Hakan Karadağ, Cem Halavut ve Hakan Bakırcıoğlu yaptıkları açıklamada mahkeme kanalıyla devlet kurumlarından bilgi ve belge taleplerine dahi yanıt alamadıklarını söyledi.
Deliller verilmedi
Fethiye Çetin, dosyalarda adı ihmal suçlamasıyla geçen kişilerin hala davanın kaderini etkileyecek delilleri gönderecek konumda olduklarına dikkat çekerek, davada kusuru bulunduğu tespit edilen kişilerin sunduğu delillerle yargılanmaya çalışılan bir davanın sonuca gitmeyeceğini belirtti.
Cinayet işlendiği sırada Trabzon Emniyet Müdürü olan Ramazan Akyürek'in Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na getirildiğini söyleyen avukatlar, Akyürek'in ya görevden alınması yada dava sürecinde görev yerinin değiştirilmesini istediler.
Başbakanlık raporu çok daha ileri
Olayın beş gencin üzerine yıkılmasının, kamuoyunu tatmin etmeyeceğini vurgulayan avukatlar, Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan raporun, mahkemeden çok daha ileri tespitlerde bulunduğuna dikkat çekti.(ANF)
Sessiz İmha, AKP Eliyle Yürütülüyor... 0 Kommentare
Sessiz imha tutsakları katlederek, sakat bırakarak, hastalıklarla tedavi etmeyip yaşatarak sürmektedir.TECRİT VE TEDAVİ EDİLMEYEN HASTALIKLAR TUTSAKLARI ÖLDÜRÜYOR!..."Önce damağında küçücük, bir mercimek tanesi büyüklüğünde şiş çıkmıştı. Doktora her zaman çıkılamıyordu. Çıkıldığında da, doktor şöyle bir bakar baştan savardı.O şiş zamanla ağzının içinde büyümeye, ağrı vermeye başladı. Hücrelerinin revir gününde doktora çıkıp göstermişti. "Geçer" deyip göndermişlerdi.Ama gün geçtikçe o ağrılı şiş büyümüş ve ağrılar dayanılmaz bir noktaya gelmişti. Artık, ağzını açmakta zorlanıyor, konuşmakta güçlük çekiyordu.Ağrıları artmış, uyku düzeni bozulmuştu. Artık, yemek yiyemiyordu. Yemek için ağzına aldığı her lokma ağzına batıyor, ağzındaki yarayı azdırıyordu.O nedenle sıvı yiyecekler alması gerekiyordu. Ama hapishane idaresinin bırakalım diyet yemeği çıkarmasını, bir tas çorba, bir bardak süt bile bulamadığı zamanlar çok oldu.Ağrılı, uykusuz geçen günler boyunca o şiş tümüyle ağzını kapadı. Artık konuşamaz olmuştu.Bu işkence tam 2 ay sürdü. 2 ay sonra ancak, Adana Balcalı Hastahasi'ne sevk olabildi.Ağzının içindeki şişliğin bir kısmı alınmıştı ameliyatla. Ama ağrı ve hastalık devam ediyordu. "Tutuklu koğuşu dolu" demiş ve yatırmamışlardı.Sonra tahliller gelmiş ve kanser olduğunu öğrenmişti..."Şu anda kanser hastası olduğu için her gün ölüme biraz daha yaklaşan Güler Zere'nin yaşadıklarının özeti buydu.Güler Zere'nin yaşadıklarını yarın başka tutsaklar yaşayacaktır. Nitekim Tekirdağ 2 No'lu F Tipi Hapishanesi'nde adli bir dava nedeniyle 3 yıldır tutuklu olan Mustafa Demir, 22 Mayıs 2009 günü rahatsızlanması üzerine hastahaneye kaldırılır.Hastaneden tekerlekli sandalye ile dönmüştür. O gün hep kusar, yemek yiyemeyecek durumdadır. Ve 24 Mayıs 2009 günü hücresinde ölür. Mustafa Demir, geride eşini ve 3 çocuğunu bırakır.Hapishanelerdeki tecrit sistemi öylesine vahşi ve acımasızdır ki, hücrelere kapattığı tutuklu ve hükümlüleri hastalıklara açık hale getirir.Tecrit Sürdükçe, Hastalıklar Artacak, Ölümler Devam Edecektir.Tecrit ve hastalık, birbirinden ayrılmayan iki kavram gibidir. Hatta iç içe geçmiş iki kavramdır bunlar. Tecritin sürdüğü hapishanelerde hastalık artık "normal" hale gelmiştir.Hapishanelerdeki tecrit politikası devam ettikçe, hasta tutsakların, hastalıktan dolayı yaşamını yitiren tutsakların sayısında saklanamaz bir artış görüldü.Nitekim, tecrit politikasının uygulanmasından bu yana hapishanelerde 306 tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirdi.Bu rakam, Türkiye hapishanelerindeki, sessiz imhanın boyutunu ve geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir.Sessiz imha tutsakları katlederek, sakat bırakarak, hastalıklarla tedavi etmeyip yaşatarak sürmektedir.Mesele hapishanelerde hasta olup olmamaktan öte bir sorundur. "Dışarda" da insan hasta olabilir. Ancak sorun hapishanede uygulanan tecrit nedeniyle hastalıkların hızla arttığı gerçeğidir.Tecrit, hastalıkların gelişmesi, ilerlemesi için öylesine uygun koşullar yaratmıştır ki, ölümler ve hastalıkların geldiği nokta ürkütücüdür.Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Hapishanesi'nde tutsaklar, sınırlı olanaklarıyla 150 tutsak'ı kapsayan bir sağlık araştırması yaptılar. Buna göre;"1) Tutuklu ve hükümlü kitlesinin üçte birinden fazlasında var olan 7 rahatsızlığın dikkate alındığında, tecrit öncesine göre bu rahatsızlıklar ortalama 7 kat civarında artış göstermiştir. Yani rakamlara bakıp şunu kesin olarak söyleyebiliriz: Tecrit, fiziksel sornuları kat be kat artırmaktadır." (Tecrit; Yaşayanlar Anlatıyor, Selami Kurnaz, Boran Yayınevi)Tecritin sürüyor olması hastalıkları, ölümleri artırırken, diğer yandan da, tedavi etmeyerek, hastalıkların artmasına ve ölümlere neden olmuşlardır.Tecrit politikası ile tutsakları teslim almaya çalışan oligarşi tutsakların bilinçli olarak tedavisini engellemiştir.Bir hastalık halinde, hastane sevkleri engellenmiş ya da geciktirilmiştir. Tecrit ile tutsaklar teslim alınmaya çalışılırken, sağlık sorunu da tutsaklara karşı bir silah olarak kullanılmıştır.Oligarşinin tutsaklara bakış açısı ile doğrudan ilgilidir bu sorun. Hapishanelerdeki tutsakları insan olarak görmeyen, sağlığı tutsakların hakkı olarak görmeyen bu mantık elbette sessiz imhayı devam ettirecektir.Sessiz imha, teslim almayı tamamlayan bir politikadır. Bunun sonucudur ki, kolayca tedavi olacak hastalıklar tedavi edilmedi. Bundan dolayı tutsaklar yaşamını yitirdi, sakat kaldı. AKP, bu politikayı bugün sürdürmektedir.
Dayanışma 0 Kommentare
Sevgili arkadaşlarBildiğiniz gibi KESK kadın sekreterimiz (Songül Morsunbul) dahil toplam 10 kadın arkadaşımızın şuan İzmir / Bergama ve İzmir / Kırıklar Cezaevinde. Arkadaşlarımız ile dayanışmak, onlarla birlikte olduğumuzu hissettirmek amacıyla mektuplarımızın yanı sıra onlara kitap göndermenin de iyi bir fikir olacağını düşündük.Dayanışmanız için şimdiden teşekkürler…Bu mesajı ne kadar çok kişiye iletirsek, dayanışma ağımız o kadar büyür.. Bireysel kitap, mektup ya da kart göndermek isteyenler için cezaevi adresi: (adın ve özellikle soyadın asagidaki sekilde yazilmasi onemlidir) KESK'li tutuklulara kitap göndermek isteyenler için önemli not:Cezaevleri Kargoyu kabul etmiyor, posta yoluyla (mümkünse iadeli tahhütlü), kitabı seffaf bir dosya icine koyup, dosyanın agzini zimbalayin.. diger islemi postaneler biliyor... CEZAEVLERI ADRESLERI: Lami ÖZGEN, Abdurrahman DAŞDEMIR, Hasan UMAR, Mehmet Hanifi KURIŞ, Nihat KENI , Aydın GÜNGÖRMEZ, Mustafa BEYAZBAL, Harun GÜNDEŞ, Haydar DENIZ, Hasan SOYSAL, Aziz AKIKLOĞLU, Abdulcelil DEMİR Kırıklar F Tipi Cezaevi F 2 Koğuş Kırıklar/BUCA – İZMİRSongül MORSUNBUL, Elif Akgül Ateş, Sakine Esen Yılmaz, Şermin Güneş, Yüksel Mutlu, Gülçin İSBERT, Mine ÇETİNKAYA, Süheyda DEMİR, Yüksel ÖZMEN, Meryem ÇAĞ Kadın ve Çocuk TutukeviKadınlar Koğuşu Bergama / İZMİR
Sivas'ta katledilen aydınlar anıldı 0 Kommentare
HALK TV'DE İŞTEN ÇIKARMALAR 0 Kommentare
TGS GENEL BAŞKANI İPEKÇİ ''HALK TV'NİN UYGULAMASINI YADIRGIYOR VE KINIYORUZ''
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Ercan İpekçi, Halk TV'de bazı çalışanların işine son verilmesine tepki göstererek, ''Demokrasiden yana yayın politikası izlediğini bildiğimiz Halk TV'nin uygulamasını yadırgıyor ve kınıyoruz'' dedi. Genel Başkanımız İpekçi ve TGS yöneticileri, işten çıkarmaların ardından Halk TV'ye giderek çalışanlarla görüştü. İpekçi, çalışanların katılımıyla televizyon binasında yaptığı açıklamada, Halk TV'de 12 Mayısta başlayan toplu sözleşme sürecinde 22 maddede anlaşma sağlandığını, ancak bugün, aralarında haber spikeri, sanat yönetmeni ve programcıların da bulunduğu 4 çalışanın işlerine son verildiğini söyledi. Sabah-ATV'de süren grevle ilgili bu hafta TBMM'DE ziyaretlerde bulunarak siyasi partilerin temsilcilerini ve bazı milletvekillerini bilgilendirdiklerini, bu süreçte CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüştüklerini anlatan İpekçi, bu dönemde Halk TV'de yaşanan işten çıkarmaları yadırgadıklarını dile getirdi. İpekçi, ''Demokrasiden yana yayın politikası izlediğini bildiğimiz Halk TV'nin uygulamasını yadırgıyor ve kınıyoruz. Bu haksız uygulamanın sorumlularının yaptıkları sorumsuzlukların karşılığını görmelerini istiyoruz. İşyerinde sendikal faaliyetlere karşı bir intikam hareketine girişildiğini Bu olumsuzluklar sona erene, haklarımıza saygı gösterilene kadar mücadeleye devam edeceğiz'' dedi.
Tgs
Halk TV’de işten çıkarmalar 0 Kommentare
2 Temmuz 1993 Sivas Katliamını Kınamak İçin ''ALANLARDAYIZ" 0 Kommentare
2 Temmuz Anma Etkinlikleri İSTANBUL Programı TARİH : 2 Temmuz 2009 PerşembeMEZAR ZİYARETLERİSaat : 13:00 Zincirlikuyu Mezarlık Ziyareti (Asım BEZİRCİ)Saat : 15:00 Karacaahmet Mezarlık Ziyareti (Nesimi ÇİMEN)MİTİNGSaat : 16:00 Tepe Nautilus önünde Toplanma Saat : 17:00 Yürüyüşün Başlaması Saat : 18:00 Kadıköy'de Mitingin BaşlamasıMiting Programı • Saygı duruşu • Miting Bildirisi okunması • Sanatçılar (Grup Yorum-Erdal Akkaya-Grup Vardiya-ÖBKM müzik topluluğu)MİTİNG TOPLANMA YERLERİ....ANKARA TARİH : 2 TEMMUZ 2009 PERŞEMBE TOPLANMA YERİ : KIZILAY TOROS SOK. TOPLANMA SAATİ :16:00MİTİNG : KOLEJ KAVŞAĞI Saat 17:00 SİVAS TARİH : 2 TEMMUZ 2009 PERŞEMBE TOPLANMA YERİ : PİR SULTAN ABDAL CEMEVİ TOPLANMA SAATİ :10:00 MİTİNG : MADIMAK ÖNÜ Saat 11:00İZMİRTARİH : 2 TEMMUZ 2009 PERŞEMBE TOPLANMA YERİ : CUMHURİYET MEYDANITOPLANMA SAATİ :16:00MİTİNG : GÜNDOĞDU MEYDANI
http://www.pirsultan.net




