Trafik canavarından limuzin de kurtaramadı 0 Kommentare


MANİSA - Kırkağaç ilçesinde, şerit ihlali yapan otomobilin karşıdan gelen limuzinle çarpıştığı kazada 2 kişi öldü, 2 kişi de yaralandı.
Kaza, İzmir- İstanbul karayolunda Kırkağaç'a bağlı Gelenbe Beldesi yakınlarında, bugün saat 08.30 sıralarında meydana geldi. Sakarya'dan İzmir'e giden 72 yaşındaki Mustafa Apaçık yönetimindeki 54 ZC 236 plakalı otomobil, Gelenbe yakınlarında aşırı hız nedeniyle kontrolden çıktı. Savrulan otomobil, karşıdan gelen 40 yaşındaki Alparslan Diler yönetimindeki 35 VP 128 plakalı limuzinle kafa kafaya çarpıştı. Kazada, otomobil sürücüsü Mustafa Apaçık ile limuzin şoförü Alpaslan Diler yaşamını yitirdi. Limuzinde bulunan, sürücünün kardeşi Oğuzhan Diler (28) ile otomobildeki Orhan Yangın (26) ise yaralandı. Yaralılar, yoldan geçen diğer araç sürücülerinin çağırdığı ambulansla Akhisar Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durumu ağır olan yaralılardan Yangın, Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi, Diler ise Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi'ne sevk edildi.
Jandarma ve savcının olay yerinde yaptığı incelemenin ardından otomobil sürücüsü Apaçık ile limuzin şoförü Diler'in cesetleri Akhisar Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.
Kazada ölen evli, iki çocuk babası limuzin şoförü Alparslan Diler'in İzmir'in Alsancak Semti'ndeki VIP Limuzin Rent A Car Şirketi'nde iki aydır şoför olarak çalıştığı ve kardeşi Oğuzhan Diler ile Balıkesir'deki bir yakınlarının düğününe gittikleri öğrenildi. Şoför Diler'in, VIP Limuzin Rent A Car Şirketi yetkilisi Kadim Canpolat'tan limuzinle Balıkesir'e gitmek için izin almadığı öğrenildi. (dha)

Münevver Karabulut cinayetinde 'Bordo bereli Ahmet' iddiası 0 Kommentare

GAZİANTEP - Münevver Karabulut cinayetinin faili olduğu suçlamasıyla tutuklanan Cem Garipoğlu'nun amcası Hayyam Garipoğlu ile Süreyya Karabulut arasında aracılık yaptığı ileri sürülen Cemil Baran, aralarında Hayyam Garipoğlu’nun da bulunduğu 3 kişinin yanı sıra, bölücübaşı Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinde görev alan bordo bereli Ahmet adlı bir subayın da polis tarafından gözaltına alınacağını iddia etti. Cemil Baran, Gaziantep’te Demokrasi Meydanı’nda yaptığı basın toplantısında bazı iddialarda bulundu. İstanbul'da gözaltına alındığını hatırlatan Cemil Baran, “Gözaltına alındığım zaman bana uygulanan psikolojik baskıyı Garipoğlu Ailesi’ne uygularsanız cinayet çözülür” diyerek İstanbul Valisi Muammer Güler, Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve cinayet masası dedektiflerine çağrı yaptı. Cem Garipoğlu’nun Ermenistan’da yakalandığını, ancak bu ülke ile ilişkilerin iyi olmaması nedeniyle Suriye üzerinden Gaziantep’e getirilip, oradan İstanbul’a götürüldüğünü öne süren Cemil Baran şu iddialarda bulundu: “Cem bir hafta öncesinden yakalanmıştı. Ama o zaman sel felaketi olduğu için şov yapılmak için gizli tutuldu. Ben yakalandığı zamanla ilgili İstanbul’da notere tutanak tutturdum. Ben Hayyam Garipoğlu’na Ahmet’leri sordum. Bana ‘Hangi Ahmet’i soruyorsun, bende Ahmet çok’ dedi. Şimdi açıklıyorum. Bu cinayet Garipoğlu’nun şirketlerinde çalışan 3 Ahmet’te kilitlidir. Bunlardan birisi şoförlüğün yanı sıra işler yapan Ahmet’tir. İkincisi Başçavuş Ahmet’tir. Bu da, bürokrasi işlerini yürütür. Üçüncü ve en önemlisi ise 8 - 10 yıl önce özel operasyonla yurt dışında yakalanan çok önemli birisinin (bölücübaşı Abdullah Öcalan) Türkiye’ye getiriliş operasyonuna katılan bir bordo berelidir. Şu anda ordudan ayrılmış mıdır, ayrılmamış mıdır bilmiyorum. Ama, bana gelen istihbarata göre soyadı Küremen, Karahan veya Karaman olabilir. Polisten aldığım bilgiye göre bu Ahmet’ler yarın Hayyam, Fatih ve Kasım Garipoğlu ile birlikte gözaltına alınacaktır. Cem Garipoğlu’nun yakalanışı bir senaryodur, filmdir. Kasım Garipoğlu, Hayyam’ın babasıdır. 50 senedir hukukla uğraşan bu kişi, Cem’in akıl hocasıdır. Cem Garipoğlu’nun en yakın arkadaşı Münevver Karabulut’un kardeşidir. Tekrar ediyorum. Bu cinayeti 6 kişi işledi. Eğer, Cem Garipoğlu’nun Ermenistan’da yakalandığı açıklanmazsa ben 30 Ekim’de her şeyi açıklayacağım.” Cemil Baran, eski Fazilet Partisi Gaziantep Milletvekilli Kahraman Emmioğlu’nun da Garipoğlu'na danışmanlık yaptığını, önemli bilgilere sahip olduğunu ileri sürerek, “Sayın Emmioğlu da bildiklerini açıklamalı” dedi. (dha

Anter cinayeti Temizöz'e uzandı 0 Kommentare


Anter cinayeti Temizöz'e uzandıJİTEM Grup Komutanı Albay Cemal Temizöz ile eski Cizre Belediye Başkanı ve aynı zamanda Korucubaşı olan Kamil Atak'ın da aralarında bulunduğu 7 sanıklı JİTEM davasının önceki gün yapılan duruşmasında ilginç bir detay ortaya çıktı. İfadelere göre Musa Anter cinayetinde rol alan Hogir isimli JİTEM'cinin Albay Cemal Temizöz ile ilişkili olduğu ortaya çıktı. Bu durum Musa Anter cinayetinde Albay Temizöz'ün oynadığı rolünün ne olduğu sorusunu akıllara getiriyor.Eski Cizre Belediye Başkanı ve aynı zamanda Korucubaşı olan Kamil Atak önceki gün verdiği ifadede PKK'li olarak bildiği 'Hogir'ı (Cemil Işık'ı) 1990'da jandarma karakolunda yüzbaşı üniformasıyla gördüğünü söyledi. Atağ, 'Hogir' ile karşılaşmasını şöyle anlattı. 'Bir gün BOTAŞ Karakolu'na tanışıklığım olan Şentürk binbaşının yanına gittim. Odasında subay kıyafetli biri vardı. Beni tanıştırdı, 'Bu Kadir yüzbaşı, yardımcım' dedi. Yaklaşık üç ay sonra Şentürk binbaşıyı tekrar ziyarete gittim. Bana 'O gün seninle tanıştırdığım yüzbaşı Kadir vardı ya, işte o Hogir'di.' dedi.'Hogir isimli kişi Mehmet Nuri Binzet'in ifadelerinde de anlaşıldığı üzere PKK içine de sızmış bir JİTEM mensubu olduğu ve orada bulunduğu süre boyunca özellikle köylülere yönelik yaptığı eylemleri anlattı. Yine Hogir ismi, tüm sanıkların savunmaları sırasında da dile geliyor ama kimi zaman bir grup, kimi zaman bir PKK'li kimi zaman ise Kamil Atak'ın bahsettiği gibi 'Kadir yüzbaşı' olarak. Kamil Atak savunmaları sırasında korucu timlerin başında kardeşlerinin ve bir uzman çavuşun bulunduğunu da söyledi. Hogır'ın JİTEM'in infaz ekibinde yer aldığı tarihlerde Albay Cemal Temizöz ise JİTEM Grup Komutanı idi ve bir çok kez görüşmüşlerdi. HABER MERKEZİAygan olayı anlatmıştıJİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan da Ülkede Özgür Gündem gazetesinde yayınlanan itiraflarında Musa Anter cinayetini şöyle anlatıyordu: 'Yeşil, Musa Anter olayını JİTEM'de organize ediyordu. Musa Anter olayında Hogir devreye sokuldu. Hogir kod adlı Cemil Işık ve Şırnaklı Hamid adlı itirafçı ile beraber partiden(PKK) ayrılmışlardı. Mustafa Deniz ve Yeşil, Hogir'e 'Apê Musa'yı bir plan yaparak bir yere çek ve bize getir' dediler. Hamid Apê Musa'ya 'Hogir senle görüşmek istiyor, seni bir yerde bekliyor, bir evdedir, yanına götüreceğim' diyor. Hamid Apê Musa'yı bizim yanımıza getirecek. Hogir de onu orada vuracaktı. Gelmediler. Sonra Hamid, kendisinin Apê Musa'yı öldürdüğünü söyledi.'18 yıl sonra raflardan inen cinayet dosyasıDiyarbakır'da JİTEM tarafından 20 Eylül 1992 tarihinde katledilen Musa Anter'in katledilmesi üzerinden 18 yıl geçti. Apê Musa'nın ölümüne ilişkin verilen ifade ve beyanlara rağmen, yargı sürecinde bir ilerleme olmadı. Dava AİHM'e taşındı ve Türkiye suçlu bulunarak tazminata mahkum edildi.JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan'ın itirafları üzerine Anter dosyası da Diyarbakır Özel Yetkili Savcı tarafından yeniden incelemeye alındı. Başsavcılık, olayı failleri olduğu belirtilen itirafçılar Cemil Işık, Ali Ozansoy, Abdulkadir Aygan, Hamit Yıldırım, 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım ve Binbaşı Ahmet Cem Ersever ile ilgili soruşturma başlattı. Cinayete adı karışan Mahmut Yıldırım, Cemil Işık, Ali Ozansoy, Hamit Yıldırım hakkında 81 il emniyet müdürlüğü ve jandarma birimlerine yakalama emri çıkarılmasına rağmen kimse gözaltına alınmadı. Anter'in oğlu Dicle Anter, cinayetinin azmettiricisi ve tetikçisinin belli olduğuna ifade ederek 'Mesala herkes tarafından tetiği çeken kişinin kişinin Dijwar kod isimli Hamit isimli kişi olduğu biliniyor. Bu kişinin hala Şırnak'ta korucu olduğu söyleniyor. Bu kişi alınıp, sorgulanması ifadesinin alınması gerekiyor. Bizde süreci takip edip beklemekteyiz' diye konuştu. DİYARBAKIR - DİHAKatledildiği yerde anılıyor1918 yılında Nusaybin'in Zivin köyünde doğan, 1959'da 49'lar ve 1970'lerde Devrimci Doğu Kültür Ocakları ve 12 Eylül darbesi nedenleriyle toplam 10 yıl hapis yatan Musa Anter bugün katledilişinin 17'inci yıldönümünde öldürüldüğü yerde kitlesel olarak anılacak. Diyarbakır Demokrasi Platformu ve Özgür Basın Kurumları tarafından saat 09.00'da Seyrantepe'de düzenlenecek anmaya yurttaşlar da katılacak.Bu yazı 20 Eylül 2009 tarihli Demokratik Açılım gazetesinde yayınlanmıştır.

Musa Anter Gazetecilik Ödülleri açıklandı 0 Kommentare


Azadiya Welat ve Günlük gazeteleri tarafından ortaklaşa düzenlenen 17. Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri belirlendi. DİHA, yarışmada Kürtçe haber dalında Erdoğan Altan'ın 'Beranberî sewalan pasdar rehîn girtin' adlı haberi, Türkçe haber dalında ise Hikmet Erden'in 'Bilinmeyen Dil Çevirisinde Yaşar Kemal ve Celal Talabani Öldürüldü' haberiyle iki ödül aldı. Medya Örmek ise Kürtçe Onur ödülü aldı.Diyarbakır'da 20 Eylül 1992 tarihinde JİTEM elemanlarının silahlı saldırısı sonucu yaşamını yitiren Özgür Gündem Gazetesi Yazarı Musa Anter adına bu yıl 17'ncisi düzenlenen Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri'nin sonuçları açıklandı. Azadiya Welat ve Günlük gazeteleri tarafından verilen ödüller Kürtçe ve Türkçe haber, fotoğraf ve karikatür dallarını kapsadı.Medya Örmek'e Kürtçe Onur ÖdülüKürtçe haber dalında DİHA Muhabiri Erdoğan Altan'ın 'Beranberî sewalan pasdar rehîn girtin' adlı haberi birincilik ödülüne layık görülürken, ikincilik ve üçüncülüğe layık görülen eser bulunamadı. Gün TV'ye ise, Kürtçe yayınları nedeniyle gördüğü ağır baskılardan ötürü Juri Özel Ödülü verildi.Kürtçe eğitim verdiği için hakkında soruşturma başlatılan 9 yaşındaki Medya Örmek ise Kürtçe'ye katkısından dolayı Kürtçe Onur Ödülü'ne layık görüldü.Türkçe haber dalında ise birincilik ödülünü 'Bilinmeyen Dil Çevirisinde Yaşar Kemal ve Celal Talabani Öldürüldü' haberiyle DİHA muhabiri Hikmet Erden ile 'Helkis Dağı'nda Toplu Mezar' başlıklı haberiyle Batman Postası'ndan Mehmet Karabaş paylaştı.İkincilik ödülünü 'Polisten Bir Garip Test: Taş İzi Var mı?' başlıklı haberiyle Taraf gazetesinden Volkan Eser aldı. Üçüncülük ödülü 'TSK'dan Alevi Açılımı' başlıklı haberiyle Evrensel gazetesinden Elif Görgü ve Meral Peker'e verildi.Karikatür dalında birincilik ödülünü Aşkın Ayrancıoğlu, ikincilik ödülünü Özgür Evran, üçüncülük ödülünü ise Murat İpek aldı. Ayrıca Mahmut Erdal Karakoç'un karikatürü Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü.Fotoğraf alanında birinciliği Selahattin Kahraman 'Öteki demokrasi' adlı fotoğrafıyla, Sedat Suna 'Tabutlar' adlı fotoğrafıyla ikinciliği, Müjgan Arpat 'Yıkım' adlı fotoğrafıyla üçüncülüğü kazandı. Fotoğraf dalında Juri Özel Ödülü'ne Ferhat Arslan'ın 'Gün Batımı' adlı fotoğrafı layık görüldü.Gurbeteli Ersöz Özel Ödülü Ahmet Birsin ve Veysi Sarısözen'eGurbeteli Ersöz Özel Ödülü; Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Gün TV Yayın Koordinatörü Ahmet Birsin ve Azadiya Welat Gazetesi İmtiyaz Sahibi Gazeteci Vedat Kurşun ile yazdığı yazılar nedeniyle hakkında davalar açılan Günlük Gazetesi Yazarı Veysi Sarısözen'e verildi.Ödüller, 27 Eylül 2009 Pazar günü Diyarbakır Cegerxwîn Kültür Merkezi'nde düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek.Musa Anter ve Basın Şehitleri Gazetecilik Ödülleri ilk olarak 1993'te Özgür Gündem Gazetesi tarafından verilmişti. Her yıl düzenlenen ödüller, 1994'te 'Özgür Ülke', 1995'te 'Yeni Politika', 1996'da 'Demokrasi', 1997 ve 1998'de 'Ülkede Gündem', 1999'da 'Özgür Bakış', 2000'de '2000'de Yeni Gündem', 2001 ve 2002'de 'Yedinci Gündem', 2003'te 'Yeniden Özgür Gündem', 2004, 2005 ve 2006'da 'Ülkede Özgür Gündem', 2007 'Gündem, 2008'de 'Alternatif' ve 'Azadiya Welat' gazeteleri tarafından verildi.İSTANBUL (DİHA)

İlk fatura hastaya! 0 Kommentare


Vade ortak, uygulama anında... Dün sinyali verildi bugün zammı geldiDevlet Bakanı Ali Babacan tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’da sinyali verilen zamların ilki sağlık alanından geldi. Bakanlar Kurulu, hem ilaç karşılama oranlarını düşürerek, hem de tedavi giderlerinde hasta payını artırarak hastanın faturasını kabarttı. Artık sağlık ocağı ve aile hekimliği muayenelerinden katkı payı alınacak. Hükümet yeni uygulama ile 2010 yılında sağlık harcamalarında 3 milyar lira tasarruf hedefliyor. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan Tedavi Katılım Payının Uygulanması Hakkında Tebliğ’e göre memurlar, Sosyal Güvenlik Kurumu’na bağlı sigortalılar ve yeşil kartlıların hastanelerdeki tedavi ücretine katılım payı artıyor.SAĞLIK OCAKLARI DA... 1 Ekim’den itibaren geçerli olacak yeni düzenleme, hastaların sağlık kurum ve kuruluşlarındaki ayakta tedavilerine ilişkin hekim ve diş hekimi muayenelerinden birinci basamak sağlık kuruluşları ve aile hekimliği muayenelerinde 2 lira alınacak. İkinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumlarındaki katkı payı ise 8 liraya çıkıyor. Özel hastanelerdeki 2 liralık katkı payı ise 15 liraya yükseliyor.Kapsama dahil kişilerin ayakta tedavilerinde hekim ve diş hekimi muayeneleri sonucunda reçete düzenlenmemesi veya reçetedeki ilaçların temini amacıyla eczanelere müracaat edilmemesi durumunda birinci basamak sağlık kuruluşları ile aile hekimliği muayenelerinde katılım payı alınmayacak. Aynı koşullarda ikinci ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumları ile özel sağlık kurumlarındaki muayenelerde ise katılım payı tutarlarında 3 lira indirim yapılacak.Önceki düzenlemede, muayene katılım payları ikinci basamak resmi sağlık kurumlarında 3, eğitim ve araştırma hastanelerinde 4, üniversite hastanelerinde 6, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında 10 liraydı. Orta Vadeli Program’ın tanıtımına katılan Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, muayene katılım payının artacağının sinyalini şu sözlerle vermişti: 1. basamakta maliyetler düşük. İkinci basamakta 2 katı fazla. Grip olmuş üşütmüş hastanın hastaneye gitmesi büyük maliyet oluşturuyor. Dengelemeler yaparak bu maliyetleri kısacağız.YOKSULLAR SAĞLIK OCAĞINA...Yeşil kartlılar da tedavileri karşılığında 2 ve 8 liralık muayene katılım payını aynen ödeyecek. Birinci basamak sağlık kuruluşlarında yapılan muayenelerden alınacak 2 lira tutarındaki katılım payı memurun bir sonraki aylığından kesinti yapılarak tahsil edilecek.Bundan böyle sağlık ocaklarına yığılma olması bekleniyor. Artışa yönelik ilk yorumlar, özellikle düşük gelirli sigortalı grubunun özel hastanelere gitmesinin azalacağı yönünde. Hükümetin sağlıktaki ikinci tasarruf adımı ise ilaçta oldu. Hem orijinal hem de eş değer ilaçta karşılama oranları yeniden belirlendi. Devletin ilaca ödediği parayı azaltmak için de firmalara ödenen orijinallerde yüzde 100’den yüzde 60’a eş değerde yüzde 80’den yüzde 60’a düşürüldü.
TEBLİĞE ECZACI TEPKİSİSGK’nın memur ve yeşil kartlıların muayene katılım payını artırmasına bir tepki de Tüm Eczacı İşverenler Sendikası Genel Başkanı Ecz. Nurten Saydan’dan geldi. Saydan “SGK’dan vatandaşa ve eczacıya bayram sürprizi!” olarak nitelendirdiği katkı paylarının artırılmasını eleştirdi. Saydan dün yaptığı yazılı açıklamada, 1 Ekim’den itibaren birinci basamak sağlık kuruluşları ve aile hekimliği muayenelerinde 2 TL ve üçüncü basamak resmi sağlık kurumlarında 8 TL, özel sağlık kurumlarında 15 TL alınacak olmasını ve muayene ücretlerinin 3 TL’lik kısmının tahsilinin eczacılara bırakılmasına tepki gösterdi. “Herkes bayram hazırlığı yaparken, SGK memurlar, yeşil kartlı vatandaşlar ve eczacıların tadını kaçırdı” diyen Saydan, tebliğle muayene ücreti tahsildarlığının yine eczacılara yüklenmesini eleştirdi. Tebliğ ile getirilen düzenlemeyi, “muayene ücretleri atraksiyonu” olarak nitelendiren Saydan, eczacıların bu atraksiyon içinde yer almayı reddettiklerini ifade etti. Saydan, SGK’yı bu yanlış uygulamalardan vazgeçmeye, hem vatandaşın, hem eczacının mağduriyetini gidermeye çağırdı. ANKARA
KATILIM PAYI ALINMAYACAK KİŞİLERTebliğ kapsamında, katılım payı alınmayacak bazı haller, sağlık hizmetleri ve kişiler şöyle:* Diyaliz tedavilerinden,* Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinden,* Vücut dışı protez ve ortezler kapsamına girmeyen diğer protez ve ortezler ile tıbbi malzeme ve sarf malzemelerinden,* Organ, doku ve kök hücre nakline ilişkin sağlık hizmetlerinden.(EKONOMİ SERVİSİ)
Evrensel

197 gün nasıl saklandı 0 Kommentare



Katil Cem Garipoğlu, 3 Mart'tan sonra sırra kadem basmıştı, şimdi soru şu: 18'den küçük, babası hapiste, annesi ABD'de bulunan biri İstanbul'da nasıl saklanabilir?
Türkiye’yi dehşet içinde bırakan Münevver cinayetini işleyen Cem Garipoğlu, önceki gece yarısı avukatıyla İstanbul Bakırköy’de teslim oldu. Resmi yaşı 18’den küçük olduğu için sorgusu hızlı yürüyen Cem Garipoğlu’nun hapse girişiyle, vicdan yaralayan cinayette önemli bir aşama geçildi. Korkunç gece ve sonrası Savcılar artık hem cinayet dakikaları üzerindeki sır perdesini, hem de cinayetten sonra Cem Garipoğlu’nun kimler tarafından, nerede ve nasıl korunduğunu aydınlatmaya çalışacak. Çünkü 18’inden küçük olduğu söylenen birinin 197 gün İstanbul’da saklanmayı başarması imkânsız. Baba içerde, anne dışarda Katilin babası Mehmet Nida Garipoğlu, aynı cinayette şüpheli olarak hapiste; çünkü onun gömleğinde Münevver’in kanı çıkmıştı. Anne Tülay Garipoğlu’da cinayetten sonra polis tarafından sorgulanıp bırakılmış, sonra yurtdışına gidip dönmemişti.

Cemil Baran: Cinayette bazı kişi ve kurumlar kurtarılıyor 0 Kommentare



Münevver Karabulut'un öldürülmesi olayında Hayyam Garipoğlu ile Süreyya Karabulut arasında aracılık yaptığı iddialarıyla gündeme gelen Cemil Baran, Taksim Meydanı'nda yaptığı açıklamada, “Fail otoyol kenarında teslim edilerek, bazı kişi ve kurumlar kurtarılmak isteniyor” dedi
Tanıştıktan sonra, kendisini Hayyam Garipoğlu’nun teşvik ettiğini söyleyen Cemil Baran, “Telefonlarını da bana Süreyya Karabulut verdi. Süreyya Karabulut, harfiyen şunları söyledi. 'Cem’in teslim edilmesi, Okul veya hastane yaptırması ve 3 milyon Euro'. Bunları Hayyam Garipoğlu’na söyledim. Para konusunda, o kadar parayı ödeyemeyeceğini söyledi” dedi. CEM'İN YAKALANDIĞINI NOTERDEN BELGELEMEK İSTEDİM Geçtiğimiz hafta Taksim’de iki notere gidip, Cem G.’nun yakalandığını resmi kayıt altına aldırmak istediğini söyleyen Cemil Baran, “Bana savcılığa gitmem gerektiğini söylediler. Basın açıklaması yaptığım gün, polis gözaltına aldı. Üzerimdeki gizli kamera ve telefonlarıma el koydu. Cinayet Masası’nda 48 saat psikolojik işkence gördüm. Bana çeşitli meblağlar teklif edilmesini kesinlikle kabul etmedim” dedi. Bugüne kadar yaptığı açıklamaların doğru çıktığını özellikle, Gaziantep’te bazı mağdur insanların umudu haline geldiğini söyleyen Cemil Baran, “Bir iki gün içinde aralarında Hayyam Garipoğlu ve Kasım Garipoğlu’nun da bulunduğu 20-25 kişi gözaltına alınacak. Diğerleri de Cem’in bütün sülalesi ve bazı şirket çalışanlarıdır. Münevver Cinayeti’nin faili otoyol kenarında yakalanıyorsa, bazı kişi ve kurumlar kurtarılmaya çalışılıyor” dedi. Cem G.’nun başka kimlikle yurt dışına çıkıp, tekrar içeriye girdiğini söyleyen Cemil Baran, bir soru üzerine de Gülhane’de duvara asılan pankart olayının arkasında, Hayyam Garipoğlu’nun olduğunu sandığını söyledi. 100-200 KİŞİ İÇERİ GİRENE KADAR BURADAYIM Bu cinayette 100-200 kişi içeri girene kadar İstanbul’da kalacağını belirten Baran, “Ahmet E. isimli şahıs, görevdeki rütbeli bir asker ve Garipoğlu ailesinin korumalığını yapıyor. Cem birkaç gün sonra 18 yaşına girecek. Maalesef Cem 6 yıl sonra serbest kalacak. Cem bu kızı keserken 6 kişiydi. Bu kız sana hiç mi müdahale etmedi? Bana emniyette 48 saat içinde yapılan psikolojik baskı, 10 dakika Hayyam Garipoğlu ve Kasım Garipoğlu’na yapılsın” diye konuştu.(dha

Hüseyin Üzmez'e 13 yil hapis 0 Kommentare


Bursa’da geçen Nisan ayında 14 yaşındaki B.Ç. adındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklu yargılanan 77 yaşındaki Hüseyin Üzmez'e 13 yıl hapis cezası verildi.

'İş-ekmek yürüyüşü' başladı 0 Kommentare


Karşıyaka Belediyesi'ne bağlı Kent A.Ş'de çalışırken, 'daralma' gerekçesiyle işten atılan işçiler, 140 gündür süren direnişlerinden sonuç alamayınca bugün Ankara'ya yürüyüş başlattı.Karşıyaka Belediyesi'nin önünden başlatılacak olan yürüyüş öncesinde belediyenin önüne konumlandırılan polis barikatları dikkat çekerken, Çevik Kuvvet Ekipleri işçilerin önünde etten duvar oluşturdu.Kent A.Ş işçisinin yürüyüşüne destek vermek amacıyla KESK, Birlikte Başaracağız Platformu, Mücadele Birliği, ESP, TMMOB, ÖDP, DTP ve çok sayıda kurum temsilcisi de yürüyüşün yapılacağı Karşıyaka belediyesinin önüne geldi. 'Direne direne kazanacağız', 'Yaşasın örgütlü mücadelemiz', 'Kent A.Ş işçisi yalnız değildir' şeklinde slogan atan destekçi kurumlar, alana giren Kent A.Ş işçisini alkışlarla karşıladı. Bu sırada işten atılan işçilerin aileleri de destek için alana girdi. Öte yandan eşlerini yürüyüşte yalnız bırakmayan işçi ailelerinin sloganlara eşlik ederken ağlaması da dikkat çekti.Kent AŞ. işçilerinin alana girmesinden kısa bir süre sonra DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Genel-İş Genel Başkanı Erol Ekici, DİSK Genel Sekreteri Kani Beko ve Genel-İş 5 Nolu Şube Başkanı Mehmet Çınar'da işçilerin arasında yerlerini aldı.Yürüyüş öncesi basın açıklaması yapan Genel-İş Genel Başkanı Erol Ekici, Kent A.Ş işçisinin Ankara'ya yapacağın yürüyüşün amacına ilişkin bilgi vererek, '140 gündür işçiler direnişlerini sürdürüyor. Ancak kör vicdanlar bu işçilerin sıkıntısını göremedi. Bu nedenle biz de Ankara'ya yürüme kararı aldık. Bu yürüyüş sadece işçilerin işe dönme yürüyüşü değildir. Bu yürüyüş aynı zamanda krize karşı bir yürüyüştür. Yoksulluğa karşı bir yürüyüştür, işsizliğe karşı bir yürüyüştür' dedi.Daha sonra söz alan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ise, Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çalışkan'ın 'Kent A.Ş işçileriyle ilgili sendika başkanlarıyla yaptığımız ilk görüşmeyi açıklarsam yer yerinden oynar' şeklindeki açıklamasına sert şekilde tepki göstererek, 'Sayın Çalışkan işte biz buradayız, eğer yüreğin varsa çık ve anlat ne konuştuğumuzu. Bizim işçi haklarını korumak, kollamaktan başka hiç bir pazarlığımız olamaz. Eğer bildiğin bir şey varsa açıkla... Açıklamazsan namertsin' diye konuştu.Açıklamalarından ardından 'Yaşasın Ankara Yürüyüşümüz' yazan pankartın arkasında yürüyüş korteji oluşturan işçiler, Ankara'ya kadar sürecek 600 km'lik yürüyüşü başlattı. İşçiler, Karşıyaka Çarşısından aileleriyle birlikte yürüyerek, Alaybey'e ulaştı. Buradan ana yola çıkılacak olmasından dolayı aileleriyle vedalaşan işçiler, yürüyüşlerine Bayraklı'ya doğru devam etti.Yaya olarak 30 gün sürecek olan yürüyüşte ve bugün işçilerin ilk konaklama yeri Bornova Kipa'nın yanındaki yeşil alan olacak.İZMİR-ANF

Güçlü ordu yoksul halk! 0 Kommentare


Yoksul halk selden arta kalan çöplerden topladıklarıyla yaşamaya çalışıyor. İşsizlik oranı yüzde 9, 4'ten yüzde 13'e kadar yükseldi. Milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları yapmaya hazırlanan ordu ise her gün maliyeti trilyonları bulan operasyonlarını her geçen gün biraz daha da yoğunlaştırıyorTek geçim kaynağı çöplükTürkiye ABD'den 7.8 milyar dolar maliyetinde silah almaya hazırlanırken, yoksul halk çöplüklerden geçinmeye çalışıyor. İstanbul'da 30 kişinin hayatını kaybetmesine, yüzlerce ev ve işyerinin de sular altında kalmasına neden olan sel felaketi, sadece rantı değil, kentteki yoksulluk ve sefaletin boyutlarını da ortaya çıkardı. Yüzlerce dükkanın sular altında kaldığı Küçükçekmece'de su basan bir süpermarket kullanılamaz hale gelen mallarını Mahmutbey'de boş bir araziye döktü. Yoksul halk ise bu çöplükteki çamurlu malları topladı. İşsizlik giderek artıyorTürkiye İstatistik Kurumu, Hanehalkı İşgücü Anketi'nin 'Mayıs-Haziran-Temmuz' dönemini kapsayan 'Haziran' ayı sonuçlarına göre, işsizlik bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,6 puanlık artışla yüzde 13'e yükseldi. Haziran ayında tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 16,4'e yükseldi. Verilere göre 2008 Haziran ayında yüzde 18 olarak hesaplanan genç işsiz sayısı, 2009 Haziran ayında yüzde 23,7'ye çıktı. Bütçede de gerileme yaşanıyor. Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre bütçe, temmuz ayında 6 milyar 607 milyon lira açık verdi. Bölge ateş hattına dönüştüBölge'deki askeri hareketlilik giderek artıyor. Sınır hattında yoğunlaşan operasyonlara on bini aşkın asker ve Özel Harekat Timi katılıyor. Sınır hattında zaman zaman sıcak çatışmalar yaşanırken, Batman, Dersim ve Bingöl'de operasyonlar yoğunlaştırıldı. Başbuğ'la yaptığı son görüşmeden sonra 'operasyonlar sürecek' diyen Başbakan Erdoğan 'güvenlik zirvesini' topladı. Ardından da Başbuğ'la görüştü. Görüşmelerde operasyonlar, 'açılım' ve ABD'den silah alımının konuşulduğu belirtildi. Sel sefaleti açığa çıkardıAKP hükümetinin 7 yıllık iktidarında çarpık kentleşmeye göz yumulması sel ve benzeri felaketlere neden olurken, İstanbul'da 33 kişinin öldüğü sel felaketi Türkiye'deki yoksulluğun boyutlarını da gözler önüne serdi. İstanbul'da yaşanan selden zarar gören büyük mağazalardaki gıda ve benzeri eşyaların atıldığı çöplükler insanların akınına uğradı. İstanbul'da yaşanan sel felaketinin ardından büyük mağaza ve işyerlerinin depolarındaki eşyalar sel sularıyla birlikte kullanılamaz hale geldi. Kullanılamaz hale gelen gıda ve eşyalar uzmanların imha edilmeleri gerekir şeklindeki tüm uyarılarına rağmen Büyükşehir Belediyesi temizlik ekiplerince çöplüklere ve şehir dışındaki arazilere atıldı. Selden arta kalan eşyaların atıldığı çöplük ve araziler ise yoksul insanların adeta akınına uğradı. İstanbul'da sel artığı eşyaların atıldığı çöplüklerde yaşanan görüntüler birkaç yıl önce Hakkari'de yoksul insanların askeri birliklerin çöplüğünden ekmek topladıkları görüntüleri hatırlattı. Sakızdan makarnaya Selden zarar gören yerleşim yerlerinden biri olan Küçükçekmece'de bir süpermarketin deposundaki gıda ve eşyalar Mahmutbey'de yerleşim yerlerine yakın boş bir araziye döküldü. Eşyaların belediye ekiplerince çöplük olarak kullanılan araziye atılması ise yoksul insanların buraya akın etmelerine neden oldu. Sakızdan makarnaya, çocuk bezinden traş bıçağına kadar birçok eşyanın atıldığı çöplüğe akın eden insanlar, elleriyle çamurları eşerek artık kullanılamaz hale gelmiş eşyaları topladılar. Uzmanlar uyarıyorUzmanların sel suyunun değdiği hiçbir eşyanın kullanılmaması gerektiği konusunda yaptıkları uyarılar ise yoksulluğun karşısında hiçbir hükmü taşımıyor. Genç, yaşlı, kadın, erkek ve çocuklar, akın ettikleri çöplükte çamurların içinde kendileri için işe yarar birkaç parça eşya bulmaya çalışıyor. Sırtındaki küçük çocuğuyla çamurları karıştıran genç bir anne, bulduğu birkaç paket çocuk bezinin çamurlarını temizleyerek, özenle yanındaki çantasına yerleştiriyor. Bulduğu eşyaları ne yapacağını sorduğumuzda ise 'Temizler kullanırım' diyor.İki kişi zehirlendiUzmanların mikrop taşıyacakları için selden zarar gören eşyaların imha edilmesi gerektiği şeklindeki uyarılarına karşın İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu eşyaları imha etmek yerine kamyonlarla şehir dışındaki çöplüklere taşıyor. Uzmanlar, bu eşyaların çöplüklere atılmasını salgın hastalıklara davetiye çıkarılması olarak değerlendiriyor. Belediyenin selden zarar gören malları attığı çöplüklerde bu eşyaları kullanan iki kişinin ise zehirlendiği iddia edildi. Gençlerin kronik sorunu: İşsizlikTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hanehalkı İşgücü Anket'inin 'Mayıs-Haziran-Temmuz' dönemini kapsayan 'Haziran' ayı sonuçlarını açıkladı. TÜİK'in açıkladığı verilere göre, işsizlik bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,6 puanlık artışla yüzde 13'e yükseldi. Geçen sene haziran ayında işsizlik rakamları yüzde 9,4 olarak açıklandı. İşsizlik ülke genelinde yüzde 13, kentlerde yüzde 16, kırsal kesimde yüzde 7 olarak hesaplandı. Haziran ayında tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 16,4'e yükseldi. Açıklanan verilerde göze çarpan en önemli husus ise, genç nüfus oranındaki ciddi artış. 2008 Haziran ayında yüzde 18 olarak hesaplanan genç işsiz sayısı, 2009 Haziran ayında yüzde 23,7'ye çıktı.İstihdam oranı geriledi TÜİK verilerine göre istihdam edilenlerin sayısında da azalma görüldü. Verilere göre, Haziran ayında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre 164 bin kişi azaldı. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışanların sayısı 253 bin kişi arttı, tarım dışı sektörlerde çalışanların sayısı ise 417 bin kişi azaldı.Aynı dönemler itibarıyla istihdam oranı yüzde 43,6'dan yüzde 42,5'e geriledi. Bu oran, kentsel kesimde yüzde 38,6, kırsal kesimde yüzde 51,6 olarak hesaplandı. İşgücüne dahil olmayanların sayısı 26 milyon 361 binden 26 milyon 428 bine çıktı. Kayıt dışı istihdamın oranı ise 0,8 puan artarak yüzde 45,7'ye ulaştı.Genç nüfusta işsizlik Anket sonuçlarına göre, geçen yıl haziran ayında yüzde 18 olan genç işsiz oranı bu dönem yüzde 5,7 puan artış gösterdi. Anket sonuçlarına göre, işsizlerin yüzde 71,2'si erkek, yüzde 59,1'i lise altı eğitimli, yüzde 27,2'si de bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor. İşsizlerin yüzde 23,4'ünü çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, yüzde 25,6'sını işten çıkarılanlar, yüzde 15,5'ini kendi isteğiyle işten ayrılanlar, yüzde 9,5'ini işyerini kapatan-iflas edenler, yüzde 6,6'sını ev işleriyle meşgul olanlar, yüzde 9,8'ini öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar ve yüzde 9,6'sını diğer nedenlerle işlerinden ayrılanlar oluşturdu. Bölge ateş altında Son günlerde Bölge'deki askeri hareketlilik giderek artıyor. Özellikle de sınır hattında yoğunlaşan askeri operasyonlara on bini aşkın asker ve Özel Harekat Timi'nin katıldığı bildirildi. Sınır hattında yer alan Hakkari ve Şırnak'ta ise zaman zaman sıcak temasların yaşandığı gelen bilgiler arasında. Özellikle Herki ve Bezelê alanlarına yönelik olarak yoğun askeri yığınak yapıldığı öğrenildi. Alınan bilgilere göre Şemdinli'ye 100 araçlık bir askeri konvoy gittiği, konvoyda çoğu özel tim, bin 500 askerin olduğu bildirildi. Yine Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Katuna, Sergelê ve Çil Mirga köylerine 10 araçlık bir askeri konvoy yığınak yaptı. Askerlerin bu köylerde yaşayan halka baskı uyguladığı ve alandaki hareketliliğin devam ettiği bildirildi. Zaman zaman çatışmaların yaşandığı Çukurca bölgesinde ise operasyonlar sürerken Federal Kürdistan Bölgesi'nin de obüs ve havanlarla bombalandığı belirtiliyor. Sınır hattındaki operasyonlar kapsamında Diyarbakır'dan kalkan savaş uçaklarının da bölgeyi bombaladığı bildirildi. Batman'da operasyon Operasyonlar Bölge'nin iç kesimlerinde de hız kesmiyor. 8 Eylül gününden beri Batman'ın Sason (Qabilcewz) ilçesine bağlı Gamo Tepesi, Sinemerg, Heledê Tepesi ve Newala Giyana alanlarına yönelik olarak TSK'nin başlattığı operasyon genişleyerek sürüyor. Hava destekli süren operasyonlarda çok sayıda köy korucusu ve Özel Jandarma Harekat timlerinin de katıldığı gelen bilgiler arasında. Helikopterler de katılıyorOperasyonların yoğunlaştığı bir diğer bölge ise Dersim. Dersim'in Kutudere, Ahbanız, Aliboğazı ve yine Mazgirt'in Xiran bölgesine yönelik başlatılan askeri operasyonların sürdüğü bildirildi. Operasyonlar kapsamında stratejik noktalara Skorsky tipi helikopterlerle Komando ve Özel Harekat Timleri'nin indirildiği belirtildi. Dersim-Bingöl arasındaki kırsal alanda da askeri hareketliliğin yaşandığı bildirildi. Diyarbakır'ın Lice kırsalında yürütülen askeri operasyorlar ise genişleyerek sürüyor. Özellikle de Bingöl sınırına doğru yoğun bir askeri sevkiyatın yaşandığı bildirildi.HABER MERKEZİ / İSTANBULBu yazı 16 Eylül 2009 tarihli Demokratik Açılım gazetesinde yayınlanmıştır.