Kılıçdaroğlu-Mitterand, Erdoğan-Hitler 0 Kommentare


İSTANBUL - Yaratıcı Reklam Platformu, pazar günü Taraf gazetesine verdiği tam sayfa ilanda CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçim kampanyasında kullandığı "Sakin güç' sloganının çalıntı olduğunu iddia etti. Yaratıcı Reklam Platformuna göre; "Sakin Güç" sloganı Mitterand'ın 1980 yılında kullanmış olduğu bir slogandı. Sakin Güç yani orjinal hali ile "La Force Tranuqılle" eski Fransız Cumhurbaşkanı Mitterand'ın kampanyasından aynen kopya edilmişti. Bu ilan atv televizyonunda ve bir çok gazetede haber oldu. Ancak Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı bugünkü köşe yazısında AKP'nin kullandığı 'Sen Türkiye'sin' sloganıyla ilgili intihal iddiasında bulundu. Ataklı'nın yazısının bir bölümü şöyle: ATV Haber seçimlere birkaç gün kala, artık asgari meslek kurallarını bile hiçe sayarak AKP’yi zafere ulaştırmak için kılıçları çekti, rakip gördüğü kim varsa savuruyor.akşam “Kılıçdaroğlu’na eleştiri” niteliğinde bir haber yayınlandı. Habere göre Kılıçdaroğlu’nun reklamlarında kullandığı “Sakin Güç” sloganı intihal, yani çalıntı. Bir dönem Fransa’da Mitterrand kullanmış bu sloganı ve mucidi de ünlü reklamcı Séguéla’ymış. Birkaç dakikadan uzun süren haberde bir “gerçeği (!) ortaya çıkaran” ve Taraf Gazetesi’ne ilan vererek bunu kamuoyu ile ilk paylaşan araştırmacı konuştu ve o da bu intihalin ne kadar ayıp bir şey olduğunu anlattı, üstelik defalarca. Ancak bu yayın yapılırken hiç kimsenin aklına AKP’nin sloganları ve “nereden alınmış olabileceği” gelmemiş belli ki.“Sen İstanbulsun” diye bir sloganı var AKP’nin. Bilmiyorum belki başka kentlerde de vardır bu. Gördüğüm kadarıyla bu slogan İstanbul’un her tarafına asılmış durumda. Peki bu slogan intihal yani çalıntı olabilir mi? Bunu düşünen çıktı mı? Bu slogan 1930’larda kullanılmış olabilir mi örneğin? "Du bist Deutschland” yani “Sen Almanyasın” sloganının Türkiye’ye uyarlanmış hali mi acaba? Siyasette herkes kendisine yakın gördüğü politikalardan ilham alarak slogan intihali yapabilir. Demek ki Kılıçdaroğlu kendisini Fransız demokratlarına yakın görmüş. AKP ise Hitler faşizmine. Partiye hizmet ederken biraz daha dikkatli olmak gerek.
Radikal

AİHM’den Türkiye’ye Vicdani ret’ hakkını tanı uyarısı 0 Kommentare


Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi, "vicdani ret" hakkını gerekçe göstererek askerlik yapmak istemeyen bir vatandaşın açtığı davada, davacının "birçok kez hapis cezasına çarptırılması" nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin aldığı karara (AİHM) Türkiye’nin uymasını istedi
Ara kararda, daha önce de delegeler komitesi tarafından yapılan çağrıya rağmen, Türkiye’nin AİHM kararına ilişkin somut tedbirler almamasından "büyük üzüntü duyulduğu" belirtildi. Delegeler Komitesi tarafından alınan ikinci ara kararda, şu anda asker kaçağı durumunda bulunan davacı Osman Murat Ülke adlı vatandaşın aynı suçtan birden fazla kez mahkum olmaması gerektiği belirtildi ve bununla ilgili yasal düzenlemenin artık vakit geçirilmeden yapılması istendi. AİHM’nin ilgili dairesi, 24 Ocak 2006 tarihinde aldığı kararda, "Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) kötü muamelenin yasaklanmasıyla ilgili 3’üncü maddesini ihlal ettiği" hükmüne varmış ve Ülke’ye 11 bin avro tazminat ödenmesini kararlaştırmıştı. Gerekçeli kararında Ülke’nin "vicdani ret" görüşüne ilişkin hüküm vermeyen AİHM, başvuru sahibinin aynı nedenden defalarca aldığı cezalar yüzünden "acı çektiği" gerekçesiyle, Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğu görüşüne varmıştı. AİHM, AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5’inci, özel ve aile yaşamına saygı ilkesiyle ilgili 8’inci, din ve inanç özgürlüğünün korunmasına ilişkin 9’uncu maddelerinden yapılan başvuruları ise reddetmişti. Delegeler Komitesi, daha önce de bu konuda 2007 yılında Türkiye aleyhine bir ara karar yayımlamıştı.(aa)

Aydın, sanatçı ve yazarlardan Akın Birdal'a destek 0 Kommentare


İstanbul'da birçok aydın, sanatçı, yazar, akademisyen, gazeteci ve sivil toplum örgütü temsilcisi, 29 Mart yerel seçimlerinde DTP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Akın Birdal'a destek vereceklerini belirterek, herkesi demokrasi ve özgürlük adına Birdal'a destek vermeye çağırdı. Beyoğlu Andon Restoran'da basın toplantısı düzenleyen aydın, yazar ve sanatçılar, Akın Birdal'a destek vereceklerini açıkladı. Toplantıya, yazarlar Vedat Türkali, Tarık Ziya Ekinci, Sosyalist Parti Genel Başkanı Sevim Belli, Yönetmen Sırrı Süreyya Önder, Dansçı Zeybep Tanbay ve Gülten Kaya'nın da aralarında bulunduğu onlarca, müzisyen, yazar, aydın, akademisyen, gazeteci ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.Toplantıda ortak açıklamayı okuyan Yönetmen Sırrı Süreyya Önder şunları belirtti: 'Darbecilere karşı demokrasi isteyenlerin, krizin faturasının emekçilere yüklenmemesini isteyenlerin, ayrımcılık, baskı ve yasaklara 'yeter' deyip insan hakları ve özgürlük isteyenlerin, İstanbul'un çok kültürlü yapısını yok edenlere karşı farklılıkları bir arada yaşamasını isteyenlerin, rant, kar ve sermayenin değil, emeğin, insanın ve canlı yaşamının önemsenmesini isteyenlerin, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne katkıda bulunmayı isteyenlerin, kadınların birikimlerinin ve mücadelelerinin kent yönetiminde yer almasını isteyenlerin, gençlere gelecek yaratacak bir belediye isteyenlerin, cinsel yönelimlerinden dolayı bireylere uygulanan ayrımcılığa karşı önlem alınmasını isteyenlerin, cem evlerine yasal statü tanınmasını için mücadele edilmesini isteyenlerin, ekolojik dengeyi koruyan, çevreye doğal yaşama, saygılı bir belediye isteyenlerin, İstanbul'un her noktasını engelli yurttaşlarımızın erişimini uygun hale getiren bir belediye isteyenlerin bir tek seçeneği var, o da Akın Birdal.'Çağrı metninde imzası bulunanların 29 Mart yerel seçimlerinde ortak adayının Akın Birdal olduğunu ifade eden Önder, 'Oylar DTP'ye çağrısında bulunuyoruz' dedi.Türkali: Helal olsun diyerek oyumu vereceğimAçıklamanın ardından çağrıcı grubunda yer alan Vedat Türkali, Tarık Ziya Ekinci, Gülten Kaya, Zeynep Tanbay, Sevim Belli de kısa birer konuşma yaptı. Devletin Kürt sorunu konusundaki politikalarını eleştiren Türkali, operasyonlara giden harcamalara dikkat çekerek, 'Haramiler tarihin kanalizasyonuna gidecek' dedi. Türkali, 'Bugün resmi olarak diyarlar ki kaç trilyon doğudaki felakete gitti. Biz o parayla dağlarımızı bombaladık, insanlarımızı öldürdük, köylerimizi yaktık. Gerçekte emeğin iktidarı oluştuğunda bunun kuruş kuruş hesabını soracaktır' diye konuştu. Türkiye'de Marksizm tohumunun ters yetiştiğini belirten Türkali, 'Artık bunun önüne geçmemiz gerekir. 'Akın'a helal olsun' diyerek ona oy vereceğim' dedi.Yazar Tarık Ziya Ekinci de, Birdal'ın cesaretle aday olmasını takdir ettiğini ve Birdal'ın büyük bir umut olduğunu kaydederek, 'Akın'a destek vermek bizim için onur ve şeref borcudur. Herkesi Birdal'a oy vermeye çağırıyorum' diye konuştu.Gülten Kaya ise 'Temizlik ve kirlilik olgularından yola çıkarak, kimin temizliği kimin kirliliği temsil ettiğini belirlemek gerekir. Buradaki herkes temizliği ve aydınlığı temsil ediyor. Akın bey temizlik için yola çıktı. Bu yolda onunla olacağım' diyerek Birdal'a destek vereceğini söyledi.Açıklamada konuşan Sevim Belli, Zeynep Tanbay ve ÖDP Milletvekilii Ufuk Uras da, desteklerini açıkladı.Akın Birdal'ı destekleme çağrı metnine imza atanlar'Vedat Tükali, Sırrı Süreyya Önder, Gülten Kaya, Tarık Ziya Ekinci, Zeynep Tanbay, Necati Abay, Gülnur Acar Savran, Ömer Ağın, İlkay Akkaya, Derya Alabora, Umut Alkaç, Nemciye Alpay, Nazım Alpman, Ayşegül Arıkan, Mehmet Atlı, Kemal Aytaç, Erdoğan AYDIN, Celal Başlangıç, Nurten Baydemir, Bahri Belen, Mihri Belli, Celalettin Can, Celal Beşiktepe, Zeynep Casalini, Ergin Cinmen, Burak Copp, Ercan Coşkun, Bilge Contepe, Sinan Çatar, Mukaddes Çelik, Reis Çelik, Fethiye Çetin, Cem Dinç, Kaan Dinç, Özlem Dalkıran, Ayeşgül Devecioğlu, Aslı Erdoğan, Yalçın Ergündoğan, Büşra Ersanlı, Cezmi Ersöz, Yüksel Genç, Yasemin Göksu, Berat Günçıkan,Fatoş Güney, Gencay Gürsoy, Selami İnce, Gazi İpek, Kerem Kabadayı, Hüseyin Karabey, Samut Karabulut, Savaş Karataşlı, Metin Kayaoğlu, Oğuzhan Kayresilioğlu, Eren Keskin, Filiz Koçali, Hayri Kozanoğlu, Ertuğrul Kürkçü, Ömer Laçiner, Roni Margulies, Çiğdem Mater, Tayfun Mater, Murathan Mungan, Yılmaz Odabaşı, Saruhan Oluç, Baskın Oran, Seyfi Öngider, Turan Özdemir, Erol Özkoray,Hasan Öztoprak, Hakan Öztürk, Sezai Sarıoğlu, Sungur Savran, Ersin Sedefoğlu, Pınar Selek, Nüket Sirmen, Cafer Solgun, Semra Somersan, Ahmet Şık, Hakan Tahmaz, Doğan Tarkan, Nimet Tanrıkulu, Mebuse Tekay, Birol Topaloğlu, Ahmet Tulgar, Ferhat Tunç, Deniz Türkali, Ufuk Uras, Yeşim Ustaoğlu, Cem Uzun, Türkan Uzun, Cengiz Uzuner, Nazan Üstündağ, Ahmet H. Ünal, Eşber Yağmurdereli, Tahsin Yeşildere, Vedat Yıldırım, Gülseren Yoleri, Şanar Yurdatapan, Leman Yurtsever, Ragıp Zarakolu, Suavi, Ali Nesin'
Diha İSTANBUL

Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter Maraş'da düştü 0 Kommentare







Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter Maraş'ın Göksun ilçesine bağlı Çardak beldesi yakınlarında düştü. Sonrasında gelen çelişkili açıklamalar kafaları karıştı.İHA muhabiri telefon ile yaptığı görüşmede helikopterde kendisi dışında kurtulan olmadığını söyledi. Maraş Valisi ise Yazıcıoğlu'nun hastaneye kaldırıldığını ve bilincinin açık olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de akşam saatlerinde kaza bölgesine ulaşılamadığını açıkladı.Son gelen haberlerde ise helikopterin enkazına ulaşılamadığı, 250 kişilik jandarma timinin arama yaptığı bildirildi. Yaklaşık bir ay önce Hollanda'da düşen THY uçağı kazasında da devlet yetkilileri çelişkili açıklamar yapmıştı. MARAŞ

Kendisi küçük, işi büyük 0 Kommentare


Bingöl'ün soğuk sabah saatlerinde elinde bir çift terklik ve boya malzemelerini koyduğu poşetiyle dolaşan 6 yaşındaki İlyas, 2 yıldır yaptığı ayakkabı boyacılığı ile ailesine katkı sunuyor. Çatlamış elleri ile tuttuğu ayakkabı fırçasıyla gördüğü her ayakkabıyı fırçalıyor.BİNGÖL / DİHA

'Faili meçhuller AKP'li Abdulkadir Aksu döneminde işlendi' 0 Kommentare


Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde yapılan mitingde konuşan Gültan Kışanak, faili meçhullerin işlendiği tarihte İçişleri Bakanı olan Abdulkadir Aksu'nun bugün de Erdoğan'ın kabinesinde İçişleri Bakanı olduğunu hatırlatarak, 'Deşifre olmuş birkaç itirafçıyı gözaltına alarak bu iş bitmez. Sadece tetikçileri tutuklamakla bu iş bitmez' dedi

Ergenekon davasında ikinci aşama 0 Kommentare


İSTANBUL - İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ''Ergenekon'' soruşturmasına ilişkin 21'1 tutuklu 56 sanık hakkında hazırlanan ikinci iddianameyi kabul etti. İddianamede 1 numaralı sanık Şener Eruygur, ikinci sanık ise Hurşit Tolon.Ergenekon davasının ikinci iddianamesinde, hükümeti yıkmaya teşebbüsle suçlanan emekli orgeneral Hurşit Tolon ve Emekli Orgeneral Şener Eruygur için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, "Ergenekon" soruşturmasına ilişkin 19'u tutuklu, 37'si tutuksuz 56 sanık hakkındaki 1909 sayfalık ikinci iddianameyi kabul etti. İddianamede, 1 numaralı sanık olarak eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur görülüyor. İddianamede AKP ve MHP'yi bölme, CHP lideri Deniz Baykal'ı devirme planları da yer alıyor. Ümraniye ilçesinde bir gecekonduda ele geçirilen patlayıcı maddeler nedeniyle başlatılan ve "Ergenekon" adı verilerek genişletilen soruşturma kapsamında hazırlanan ikinci iddianamenin kabulüyle, ikinci dava da açılmış oldu. Mahkeme, halen görülmekte olan "Ergenekon" davası ile ikinci davanın birleştirilmesi yönünde karar vermedi, duruşma tarihi 20 Temmuz 2009 olarak belirlendi. Birleştirme talebi daha sonra değerlendirilecek.Açılan ikinci dava ile halen görülmekte olan davanın birleştirilmesi yönündeki savcılığın talebi, daha sonra değerlendirilecek. Mahkeme heyeti, tutuklu 19 sanığın bu hallerinin devamına karar verdi. Emekli Orgeneral Şener Eruygur, Ergenekon örgütünün üst düzey yöneticisi olmakla suçlanıyor. Eruygur, darbe girişiminde bulunmakla suçlanıyor.DARBE PLANLARI İDDİANAMEDE "Yakamoz" adlı darbe planı ikinci iddianamede yer alıyor. Darbe girişimiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yeniden düzenlenmesi planlanıyor.2. İddianamenin ilk bölümünde, Ümraniye'de bir gecekondunun çatı katında bulunan patlayıcılar ile başlayan soruşturma ve ilk iddianame anlatılıyor. 56 sanığın ismi ve sevk maddelerinin yazıldığı giriş bölümünde, Emekli Orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ve Ahmet Hurşit Tolon, silahlı örgütün üst düzey yöneticileri olmakla suçlanıyor.Bu nedenle Eruygur ve Tolon, Danıştay baskını başta olmak üzere örgütün işlediğinin iddia edildiği bütün suçlardan sorumlu tutuluyorlar. Ergenekon sürecinin anlatıldığı bölümde, Ümraniye'de bir gecekonduda bulunun el bombalarıyla başlatılan soruşturma çerçevesinde, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması ile irtibat kurularak soruşturmanın genişletildiği belirtiliyor. Ardından ilk iddianamenin özeti yapılıyor ve "Yapılan çalışmalar ile 'Ergenekon' isimli terör örgütüne ulaşılmıştır" deniliyor.GİZLİ FAALİYETLEREle geçirilen dokümanlardan Ergenekon terör örgütünün 1999'dan öncesine dayanan gizli örgütlü faaliyet içerisinde bulunduğu belirtiliyor. Yönetici ve üyelerinin örgütü derin devlet kabul edip, dışa karşı da bu şekilde gösterdikleri belirtiliyor. Örgütün yakın amacının, ülkede yönetim zafiyeti oluşturacak eylemler yaparak kargaşa yaratmak, nihai amacının da oluşacak kargaşa ortamında hukuk dışı bir müdahale ile yönetimi ele geçirmek olduğu iddia ediliyor. Bu bölümde devlete ait çok gizli belgelerin ele geçirildiği, kamuoyunun yakından tanıdığı kişilere suikast planlarının yapıldığı da yer alıyor. Emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Emekli Albay Fikri Karadağ, eski Yüzbaşı Muzaffer Tekin, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk, eski rektör Kemal Alemdaroğlu örgüt yöneticisi olmakla suçlanıyor. Üçüncü bölümde örgütün işlediği suçlar topluca ve genel olarak anlatılıyor. Gazi Mahallesi olayları ile ilgili "tanık 9" olarak gösterilen Danıştay davası sanığı Osman Yıldırım'ın anlatımıyla, Gazi Mahallesi olaylarının Osman Gürbüz tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor.ERGENEKON’UN MEDYA AYAĞI Medya yapılanması başlığı altında ise medya kuruluşlarının kontrol altına alınması ve kendi medya kuruluşları oluşturulması anlatılıyor. Ulusal medya grubu kurulması amaçlandığı belirtilen bu bölümde Türk Metal-İş Sendikası'nın Doğu Perinçek'in ve Tuncay Özkan'ın televizyonlarının da aralarında bulunduğu 4 kanalda ortak bildiriler yayılarak ortak hareket edilmesinin planlandığı belirtiliyor. Mevcut demokratik yönetimin değiştirilmesi başlığı altında ise örgütün amaçlarından birisinin darbe yaparak yönetime el koymak olduğu öne sürülüyor. İddianamede "Örgütün ülkede darbe zemini oluşturmak için ciddi faaliyetlerde bulunduğu, birçok silahlı ve bombalı eylem gerçekleştirdiği, ülkede kaos ve anarşi ortamı oluşturmaya çalışarak ordunun darbe yapması için telkin, tavsiye ve teşviklerde bulunduğu anlaşılmıştır" deniliyor. Örgütün Atatürkçü Düşünce Derneği başta olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu ile ilişki içinde olduğu, bu kuruluşların hükümete karşı Cumhuriyet Mitingleri'ni organize ettiği de iddianamede yer alıyor.AKP ve MHP'li bölme planları yer alıyor. Ergenekon iddianamesinde yer alan zanlıların, AKP içindeki bazı isimlerle partiyi bölme planları yaptığı anlatılıyor. Kapatma davasına nüfus etme çabaları olduğu öne sürülüyor. CHP'ye yönelik çalışmalar olduğu belirtiliyor. Ergenekon CHP içinde çeşitli operasyonlara gitti. Deniz Baykal'ı devirme planları da iddianamede. CHP'nin üst düzey kadrosunun değiştirilmesi amacıyla planların yapıldığı kaydediliyor.İddianamedeki terör başlıklarında Atatürkçü Düşünce Derneği ve Cumhuriyet mitinglerinin mercek altına alındığı belirtiliyor. Karargah evleriyle ilgili anlatımlara da iddianamede yer veriliyor. Karargah evlerinde kimlerin yer aldığı, nasıl örgütlendiği ifade ediliyor.İddianamedeki bilgilerden biri de Dink cinayetine dair. İtirafçı Alaatin Kanat'a göre, Hrant Dink'in öldürülmesinin arkasında emekli general Veli Küçük ve JİTEM var.ANF NEWS AGENCY

SİYASETİN GÜNDEMİ KÜRDiSTAN 0 Kommentare


SİYASİ PARTİLER GÜL’ÜN IRAK ZİYARETİ KONUSUNDA FARKLI TEPKİLER VERDİCumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Irak gezisine, partilerden çeşitli tepkiler geldi. DTP, Kürt sorununun sadece silah bırakmaya indirgenmesinin doğru olmayacağını dile getirirken, CHP ve MHP, Barzani ve Talabani’nin “PKK ile mücadele konusunda” samimi olmadığı görüşünü dile getirerek, bu tür temaslardan olumlu sonuç çıkmayacağını savundu.Emek Partisi (EMEP) tarafından yapılan açıklamada ise vaat siyasetinin bir tarafa bırakılarak, Kürt sorununun çözümü için somut adım atılması gerektiği, ‘ayrımsız bir genel affın’ bu açıdan önemli olduğu vurgulandı. EMEP: ÇÖZÜM İÇİN SOMUT ADIM ŞARTEmek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel, yaptığı yazılı açıklamada Gül’ün Irak gezisini değerlendirirken, “Türkiye’nin, Kürt sorununun demokratik halkçı çözümü için yeni beklentiler ve ucu açık vaatlere değil, somut adımlara ihtiyacı vardır” dedi. Gül’ün 33 yıl sonra Irak’a resmi ziyarette bulunması ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni fiilen tanıyan açıklamalar yapmasının dikkat çekici bir gelişme olduğunu dile getiren Tüzel, şöyle devam etti: “Başta Türk ve Kürt işçi sınıfı olmak üzere, iki halkın onlarca yıldır yaşadığı acı, yıkım ve gözyaşı, bütün dünya halkları tarafından bilinmektedir. Bu durumun sorumlusu elbette ki bugüne kadar devletin ve hükümetlerin izlediği, tekçi ve inkarcı politikalardır. Bu politikaların artık iflas ettiği ve çözümsüzlüğü büyüttüğü, politikanın sahipleri tarafından da itiraf edilmektedir.” Bu koşullarda Kürt sorununun çözümü için somut adımlar atılmasının ne kadar acil olduğunun açık olduğunu belirten Tüzel, 2009 yılı Newroz’unun bunu bir kez daha gösterdiğini dile getirdi. Tüzel, yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: “Yaratılan yeni beklentiler ve ucu açık vaatlerin yerine ilk elden yapılması gereken, ayrımsız bir genel affın çıkarılmasıdır. Kürt sorununun çözümünün sınır ötesinde değil, sınırın içinde olduğu gerçeği görülmeli ve operasyonlar durdurulmalı, silahlar susmalı, siyasal diyalog koşulları geliştirilmelidir.”DTP: SİLAH BIRAKMAYA İNDİRGENMEMELİDTP Grup Başkan Vekili ve Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, ANKA’ya yaptığı değerlendirmede, Cumhurbaşkanı’nın Irak’ı ziyaret etmiş olmasını komşuluk ilişkisi açısından önemli ve olumlu bulduklarını ifade ederek, “Fakat Cumhurbaşkanı’nın ziyareti sırasında Kürt sorununa dair verilen açılım veya çözüm sinyalleri, bizler açısından çok umut yaratacak bir düzeyde değildir” dedi.Kürt sorunu, Türkiye’deki iç dinamikler görmezden gelinerek tartışılırsa, bunun adının çözüm değil çözümsüzlük olacağını dile getiren Demirtaş, şöyle devam etti: “Bir tarafta, DTP’nin adını ağzına almayan ve anmayan; ‘bu parti o parti’ diye bahseden bir Başbakan var iken, biz Kürt sorununu tartışamayız. İkincisi; Kürt sorununu sadece PKK’ye silah bıraktırmaya indirgeyen bir yaklaşım, başından itibaren ölü doğmuş bir siyasi projedir. Biz, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ziyaretini yakından takip ediyor ve önemsiyoruz. Ancak, umutlu ve iyimser değiliz. 30 yıllık tarz ve yöntemde ısrar ediliyor.” CHP: SONUÇLARINI GÖRMEK İSTİYORUZCHP Bursa Milletvekili Onur Öymen ise hem Cumhurbaşkanı Gül’ü hem de Irak yönetimini eleştirdi. ANKA’ya konuşan Öymen, Irak anayasasının 7. maddesine göre terörle mücadele etmenin Irak’ın görevleri arasında olduğunu belirterek, bugüne kadar ise Irak’ın sadece PKK ile mücadele etmediğini söyledi. Öymen, “Irak PKK’yı tasfiye ederse alkışlarız” dedi. Öymen, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın Ermenistan gezisinden sonuç alınmadı. Aksine, tutumları daha da sertleştirdi. Cumhurbaşkanları durum tespit etmek için gezi düzenlemezler. Sonuç tespiti için geziler düzenlenir. Yoksa, ‘dostlar bizi alışverişte görsün’le olmaz. Cumhurbaşkanı’nın gezisinin vereceği sonuçları görmek istiyoruz” diye konuştu. MHP: HAVANDA SU DÖVMEKTEN İBARETMHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal da Barzani ve Talabani için “PKK’ya yardım ve yataklık eden, besleyen, akıl hocalığı eden bu kişilerin, PKK’nın ortadan kaldırılması için Türkiye’ye herhangi bir katkısı olamaz” ifadelerini kullandı. ANKA’ya konuşan Bal, Erdoğan’ın başdanışmanı olan Ahmet Davutoğlu’nun çizdiği politikayla Türkiye Cumhuriyeti’nin terör mücadelesinin zafiyete uğradığını ileri sürerek, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın, dünün Türk pasaportuna ihtiyaç duyan bir küçük partinin lideri olan, bugün Irak’ın cumhurbaşkanı olan Celal Talabani’yi ziyareti, terörle mücadele açısından ‘havanda su dövmekten’ ibaret olacaktır” dedi. (HABER MERKEZİ)
GÜL-BARZANİ GÖRÜŞMESİCumhurbaşkanı Abdullah Gül, Irak ziyaretinin ikinci ve son gününde Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’yle görüştü. Görüşmenin ana gündemi PKK oldu. Barzani, PKK konusunda Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin, görüşlerine katıldıklarını, Irak’ın komşu bir ülkeye saldırı amacıyla kullanılmasını kabul edemeyeceklerini söyledi. Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Başbakanı Barzani, sorunun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini, başka yöntemlerin de düşünülmesi gerektiğini belirtti. Neçirvan Barzani, bu çerçevede af çıkarılmasını önerdi. Gül ise yaptığı değerlendirmede “Af iç meseledir, başkalarıyla konuşmam” dedi. Görüşmede ‘sınır güvenliği ve ticaret ve ekonomi alanlarına ilişkinde görüş alışverişinde bulunuldu.
GÜL ‘KÜRDİSTAN’ DEDİIrak’a 33 yıl aradan sonra ilk resmi ziyareti yapan Cumhurbaşkanı Gül, uçakta gazetecilerle konuşurken ilk kez “Kürdistan Bölgesel Yönetimi” ifadesini kullandı. Gül, bu ifadesine ilişkin sorulan sorulara ise “Ne diyeceğim? Yunanistan, Makedonya’ya ‘Makedonya’ demiyor diye biz de demiyor değiliz. Irak Anayasası’nda ne yazıyorsa o. Kendi Anayasalarında yazıyor” diye konuştu. Sorunun çözümü için herkesin katkıda bulunması gerektiğini söyleyen Gül, “Kanın durması lazım. Bitsin bu iş” şeklinde konuştu. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Kürt Bölgesel Yönetimi için ‘Kürdistan’ ifadesini kullanmasını “Gül’ün kişisel kabulü olarak görüyorum” şeklinde değerlendirirken, DSP Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Erçelebi de, “Hükümet, TBMM’yi hemen toplamalı ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘Kürdistan’ söylemini izah etmelidir” dedi.
GEZİ İNGİLİZ BASININDA Gül’ün Bağdat ziyareti, dış basında da yankı buldu. Financial Times gazetesi, “Irak PKK’ya ültimatom verdi” başlıklı haberinde “Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, onyıllarda ilk kez Bağdat’a resmi ziyarette bulunan Türk Cumhurbaşkanı’nı ağırlarken ayrılıkçı Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) ‘silahları bırakması veya ülkeyi terk etmesi gerektiğini söyledi” diye yazdı. “Bir Kürt olan Sayın Talabani’nin kullandığı sert sözler, Irak’ın, ABD kuvvetlerinin çekilişi için hazırlanırken komşusu ile ilişkilerini güçlendirmeyi amaçladığının bir sinyalidir” diyen gazete şöyle devam etti: “Türkiye, azınlıkta olan Kürtlerin kültürel haklarını iyileştirmeye yönelik adımlardan sonra 25 yıl devam eden PKK’ya karşı mücadeleyi sonlandırma çabalarını hızlandırıyor.”

Urfa'lı gencin askerde şüpheli ölümü 0 Kommentare

SİİRT - Siirt'in Eruh ilçesine bağlı Bayırdüzü Karakolu'nda görev yapan jandarma er Hüseyin Çiftçi (21)'nin kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği iddai edildi. Er Çiftçi'nin cenazesi, otopsi yapılmasının ardından memleketi Urfa'ya gönderilecek.ANF NEWS AGENCY