Eski vekilin arasizinde Ergenekon araması 0 Kommentare


Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara'da eski DYP Milletvekili Salih Çelen'e ait olduğu belirtilen bir arazide arama yapılıyor. Çelen, "Veli Küçük'ün adamı olmakla suçlanıyorum" dedi.
ANKARA - Polise gelen bir ihbar mektubu üzerine Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıların talebi ve mahkemenin verdiği kararla, bir avukata ait villada Ankara Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele ekipleri arama başlattı. Jandarma ekiplerinin çevre güvenliğini aldığı arama sırasında eski DYP Milletvekili ve Zübeyde Hanım Şehit Anaları Vakfı Başkanı Salih Çelen, bulunan evrakların vakfa ait olduğunu belirterek, "Benim buraya evrak ve mühimmat sakladığım, ayrıca Veli Küçük'ün yakın adamı olduğum ileri sürülmüş. Veli Küçük'ü hayatım boyunca görmedim, tanımam. Tamamen yalan. Evraklar bana ait. Suç unsuru içeren herhangi bir evrak yok'' dedi. ''Gölbaşı yakınlarında geçtiğimiz günlerde bir kısmı yakılmış halde bulunan ve Tansu Çiller'in Başbakanlık yaptığı döneme ait olduğu iddia edilen evraklarla ilgili adının geçtiğinin'' hatırlatılması üzerine Çelen, şöyle konuştu: ''İmha edilen evraklar bu belgelerin devamıdır. Bunlar bana göre lazım olanlardır, onlar lazım olmayanlardır. Muhafaza edecek yerimiz yoktu. Ankara'da iki büroda bunları muhafaza ediyordum. İki büroya son 7 yıldır kira ödüyorum. Daha fazla kira ödemeyeyim diye içinden evrakları seçtim, lazım olanları buraya getirdim, lazım olmayanları imha edin dedim.'' Salih Çelen, ''Gözaltına alınacak mısınız?'' sorusuna ise ''Hayır'' yanıtını verdi. EMEKLİ ASKERİN EVİ DE ARANIYOR Öte yandan, soruşturma kapsamında Mühye Köyü’nde emekli bir askerin evinin de arandığı belirtildi

Devrimci Karargah: Yılmazkaya Merkez Komuta üyesiydi 0 Kommentare


Devrimci Karargah örgütü yaptığı açıklamada, dün polisle 5,5 saat yaşanan çatışmada hayatını kaybeden militanın Devrimci Karargah'ın Merkez Komuta Grubu'nun üyesi olduğunu açıkladı.Dün Bostancı'da çıkan çatışmada bir polis ve bir yurttaş hayatını kaybederken, 7 polis ve NTV kameramanı yaralandı. Çatışma sonucunda Devrimci Karargah militanı Orhan Yılmazkaya da yaşamını yitirdi.Yılmazkaya, polis frekansına girerek 'Teslim olmayan bir özel devrimci kuşağına layık olmaya çalışacağım. Devrimci karargah savaşçısıyım. Yaşasın devrim ve sosyalizm. Yaşasın hakların kardeşliği. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının mücadele birliği. Biz düşeceğiz fakat bizden sonra bu kavga mutlak sürecek. Nasıl binlerce yıldan beri sürdüğü gibi. Thomas Müntzer'den, Şeyh Bedrettin'den, Mahir Çayanlardan, İbrahim Kaypakkaya'lardan ve Deniz Gezmiş'lerden beri sürdüğü gibi' demişti.Devrimci Karargah örgütü bugün kendi internet sitesinde yaşamını yitiren militanın resimlerini yayınladı. Kaleşnikof ve dokça silahlarla çekilen resimler dikkat çekti. Devrimci Karargah açıklamasında, yaşamını yitiren militanın Merkez Komuta Grubu'nun üyesi olduğunu açıkladı. Açıklamada Yılmazkaya'ya ilişkin şu ifadeler kullanıldı:' 'Yaşasın halkların kardeşliği' şiarını kendi varlığında enternasyonalist devrimci duruşun dupduru bir ifadesi kılmasıdır, onu en iyi anlatan.. -biliyorduk ki, bu şiarda, Komutan Orhan Yılmazkaya, Zap'ta Hamdi heval, İstanbul'da Kadir Halil'dir.. Nasıl genç gerillalar, Mahir Çayan ve Deniz Ulaş hevaller, Türkiye devriminin yüce şehitlerini bir kez daha ve bu kez özgür Kürdistan mücadelesinde ölümsüzleştirdilerse, Komutan Orhan Yılmazkaya yoldaş da, savaşçı yoldaşlıklarını yaşadığı şehit Kadir Usta'yı, sanatçı-savaşçı Halil Dağ'ı bir kez daha ve bu kez Türkiye devrim mücadelesinde ölümsüzleştirdi.'Açıklamada 'Bilinsin, bundan böyle direncimizin, direnişimizin ve devrimlerimizin mayasında Türk ve Kürt halklarının kardeşliği kadar, Türkiye ve Kürdistan devrimlerinin kan kardeşliği de vardır. Emperyalist-sömürgeci-siyonist sistemin ülkedeki ve bölgedeki bütün saldırıları bu kandaş tutkunluğun duvarlarına çarparak parçalanacaktır. Şehitlerimizle yücelen mücadelemiz zafere kadar sürecektir' denildi.ANF

Adana'da 11 çocuğa daha ceza yağdı 0 Kommentare


Adana'da dün 7.ve 8. Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanan 13 çocuk hakkında verilen 102 yıl hapis cezası ardından bugün de gösterilere katıldıkları gerekçesiyle yargılanan çocuklara ağır cezalar verildi. 11 çocuk toplam 84 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.Adana'da gösterilere katıldıkları gerekçesiyle yargılanan 13 çocuk dün çıkarıldıkları mahkemelerde toplam 112 yıl 10 gün hapis cezası verilmişti. Çocuklara verilen hapis cezalarında, bir çocukta bulunan sapan ve 9 bilye ile polis tutanakları delil olarak kabul edilmişti. Mahkemelerin 'çocuk mesaisi' bugün de devam etti. Adana'nın Seyhan İlçesi'nin Dağlıoğlu, Denizli ve Gülbahçesi mahalleleri ile Yüreğir İlçesi'nin Anadolu Mahallesi'nde 22 Mart 2008 tarihinde yapılan gösterilere katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan M.K. (16), Ö.M. (15), K.T. (17), H.T. (18), A.Ö. (14), B.E. (17), Z.Ç. (15), S.Ö. (15), S.K. (17), H.I. hakkında Adana 6. Ağır Ceza Mahkemeleri'nde 'Örgüt adına suç işlemek', 'Örgüt propagandası yapmak' ve 'Kamu malına zarar vermek' suçlamalarıyla açılan davanın bugün karar duruşması görüldü. Duruşmada müdafi avukatlar ve bir kısım yargılanan çocuk hazır bulundu. Duruşmada mahkeme heyeti çocuklara ilişkin kararını açıkladı.11 çocuğa 84 yıl 6 ay hapis cezasıYargılanan çocuklardan M.T. ve Ö.K.'ın soruşturma aşamasında 2008 Newroz gösterilerinin yanı sıra 15 Şubat 2008 tarihinde yapılan gösteriye katıldığı yönünde görüntü ve fotoğrafların tespit edildiği belirtilerek 2'şer kez 'Örgüt propagandası yapmak' ve birer kez ise 'Örgüt adına suç işlemek' suçlamasıyla 9 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Verilen cezalar çocukların yaşlarının 18'den küçük olduğu için üçte bir oranında indirildi. Mahkeme heyeti M.T. ve Ö.K.'nin dışında 9 çocuğa ise 'Örgüt propagandası yapmak' suçlamasıyla birer yıl, 'Örgüt adına suç işlemek' suçlamasıyla ise 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Çocukların cezaları yaşlarının 15'ten ve 18'den küçük olması nedeniyle yarı ve üçte bir oranında indirildi. 11 çocuğa toplam 84 yıl 6 ay hapis cezası dün ise 13 çocuğa verilen 102 yıl 10 ay hapis cezası ile toplam 24 çocuğa 186 yıl 6 ay 10 gün hapis cezası verilmiş oldu.ERSİN ÇELİK / ADANA (DİHA)

KESK: Şiddet yanlısı Cerrah istifa etmeli 0 Kommentare


KESK, toplumsal şiddetin ırk, din, dil, cinsiyet ve yaş ayrımı yapılmadan sürdüğüne dikkat çekerek, defalarca şiddet yanlısı tutumuna şahit oldukları İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın istifasını istedi.KESK, yaptığı yazılı açıklamada, gün geçtikçe toplumda yaşanan şiddetin arttığına dikkat çekerek, şiddetin ırk, din, dil, cinsiyet ve yaş ayrımı yapıldan sürdüğünü belirtti. 3 Mart'ta İstanbul Etiler'de bir çöp konteynırda kafası kesilen bir kızın bulunduğunun hatırlatıldığı açıklamada, aradan geçen 2 ay süreye rağmen katilinin hala bulunamadığına işaret edildi. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın çok defa şiddet yanlısı tutumuna şahit olduklarının belirtildiği açıklamada, 'Cerrah bu sefer de ahlak polisliğine soyunuyor ve suçu genç kızın ailesine yüklüyor' denildi. Kadına yönelik şiddetin İstanbul'da genç kızın öldürülme sürecinde görüldüğüne vurgu yapılan açıklamada, Cerrah'ın açıklamalarıyla kadına yönelik şiddetin yasal bir zemine oturtulmaya çalışıldığı kaydedildi. Cerrah'ın açıklamalarının kabul edilemeyeceğinin ifade edildiği açıklamada, başta kadın örgütlerine, demokratik kitle örgütlerine ve siyasi partilerin kadın komisyonlarına çağrı yapılarak, Cerrah'ın derhal istifa etmesi istendi.DTP'ye yönelik yapılan operasyonları 23 Nisan'da Hakkâri'de protesto etmek isteyen halka saldıran ve bir çocuğun yaşamını yitirmesi, birinin de özel harekâtçı polisin dipçik darbelerine maruz kalmasının eleştirildiği açıklamada, şunlar kaydedildi: '23 Nisan kutlamalarında Türkiye'nin batısında çocuk bayramı, doğusunda ise polis bayramı olmuştur. 14 yaşında bir çocuk polisin vahşice şiddetine maruz kalmış, Hakkâri'de yine yüzlerce çocuk güvenlik güçlerinin gaz bombalarıyla, tazyikli sularıyla şiddete uğramış. Çocuklar çırılçıplak soyularak, saatlerce buz gibi odalarda bekletiliyor.'DİHA

Meksika'da domuz gribi salgını 'maske' taktırdı 0 Kommentare


Meksika'da patlak veren domuz gribi salgını nedeniyle başkent Meksiko'da en az 20 kişi öldü. Ülkede 1004 kişinin hastalığa yakalandığı açıklanırken WHO alarma geçti
CENEVRE/LİMA - Meksika’da patlak veren domuz gribi salgını nedeniyle 80'den fazla kişi yaşamını yitirirken başkent Meksiko’da okullardan sonra müze, kütüphane ve devlet tiyatroları da kapatıldı. Meksika Sağlık Bakanı Jose Angel Cordova, ülkede 1004 kişinin hastalığa yakalandığını söyledi. Cordova, domuz gribinden ölüm oranında yavaşlama gözlendiğini, salgın nedeniyle Meksika sınırlarını kapatma planının olmadığını açıkladı. Salgının, 20 milyon nüfuslu Meksiko’dan dünyaya yayılmasından endişe ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), internet sitesinde yayımladığı açıklamada, insandan insana geçen ve 80’nin üstünde hayata mal olduğu sanılan virüsün ortaya çıkmasından derin endişe duyulduğunu ve dünya çapındaki sağlık görevlilerinin alarma geçtiğini belirtti. WHO Başkanı Margaret Chan, dün Washington ziyaretini kesip salgın konusunda brifing vermek üzere Cenevre’deki merkeze geçti.


VAKALARDA SON DURUM
Meksika’da can alan domuz gribi yayılıyor. Domuz gribinin ortaya çıkmasından bu yana bildirilen vakalar ve şüpheli vakalar şöyle:
MEKSİKA: Domuz gribi olduğu sanılan bir virüsün yol açtığı ağır zatürreden 81 kişi yaşamını yitirdi. Ülke genelinde 1324 kişi domuz gribi şüphesiyle tıbbi gözetim altında.
ABD: Kansas eyaletinde sağlık yetkilileri 2 kişinin domuz gribine yakalandığını doğruladı. Bu kişilerden biri iyileşti. California ve Texas’ta da 8 vakaya rastlandı. New York’ta grip belirtileri gösteren 75 öğrenciye tahlil yapıldı.
YENİ ZELANDA: Meksika’dan dönen, bazıları grip belirtisi gösteren 25 kişi karantinaya alındı.
İSRAİL: Virüsü kaptığından şüphelenilen Meksika’dan dönen bir İsrailli hastaneye kaldırıldı, karantinaya alındı. Yapılan ilk tahlillerin bu kişinin domuz gribine yakalanmadığını gösterdiği belirtildi.
İSPANYA: Kısa zaman önce Meksika’da bulunmuş 3 kişi domuz gribi şüphesiyle hastanede gözetim altında tutuluyor.
FRANSA: Meksika’dan gelen ve domuz gribine yakalandığı sanılan 3 kişiye tahlil yapıldı. Tahliller negatif çıktı.
İNGİLTERE: Domuz gribi belirtileri gösteren British Airways hava yolu şirketinin bir kabin görevlisi Meksika’dan dönüşünde Londra’da hastaneye kaldırıldı. Tahliller kabin görevlisinin domuz gribine yakalanmadığını gösterdi.


DOMUZ GRİBİ NEDİR?
Domuz gribi, normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum hastalığı olarak biliniyor ve bu hastalık hızla yayılabiliyor. Domuz gribi domuzdan insana ve insandan insana bulaşabiliyor. Virüse karşı insanın doğal bağışıklığı bulunmuyor. Bu nedenle DSÖ, hastalığın kontrolden çıkmak üzere olan geniş çaplı salgın olabileceği uyarısında bulunuyor. Domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor. İnsanlardaki grip virüsü gibi, domuz gribi virüsü de domuzlarda sürekli değişim gösteriyor. Domuzların solunum yollarında domuz, insan ve kuş gribi virüslerine duyarlı alıcılar bulunuyor. Dolayısıyla domuzlar, virüslerin eş zamanlı bulaşması halinde yeni grip virüslerinin ortaya çıkma ihtimalini artırıyor. DSÖ’ye göre, Meksika’da ölümlere neden olan domuz gribi virüsü A/H1N1. Bu virüs insandan insana bulaşabiliyor. A/H1N1 virüsü, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. Domuzlara yapılan aşı bulunuyor, ancak insan için henüz aşı yok. (aa)

İstanbul’da 60 eve baskın, birinde çatışma sürüyor 0 Kommentare


İSTANBUL - İstanbul Valisi Muammer Güler, Kürtlere ve sol gruplara yönelik olarak 60 eve baskın yapıldığını bildirerek operasyonlarda 12 kişinin gözaltına alındığı bilgisini verdi. Bostancı’daki çatışmanın ise halen devam ettiği bildirildi. Vali Muhammer Güler dün geceden bu yana “aşırı sol, bölücü ve radikal örgütlere yönelik olarak 60 hücre eve girildiğini” belirterek, evlerden birinde çatışma yaşandığını söyledi. Operasyonlarda 12 kişinin gözaltına alındığını ifade eden Güler, baskın yapılan yerlerin “eylem hazırlığında” olduğunu iddia etti. 7 POLİS YARALANDIVali Güler, "Daha önce bazı askeri bilimlere, siyasi partilere ve değişik yerlere eylemler yapan, önümüzdeki günlerde de sansasyonel nitelikte eylem hazırlığı içinde olduğu bilinen ve daha önceden de takip edilen örgüt elemanlarından birinin bugün evine yapılan baskında, ilk aşamada bomba atarak karşılık verdi. Ve bu ilk atılan bombada 3 polis arkadaşımız yaralandı. Daha sonra bir kez daha atılan patlayıcı madde ile ilgili bunun bir bubi tuzağı olduğu bilgisi var elimizde, bundan da 4 polis arkadaşımız yaralandı. Toplam 7 memurumuz yaralı, hastanelerde tedavileri sürüyor. Bir arkadaşımızın durumu biraz ciddi gibi gözüküyor" dediDEVRİMCİ KARARGAH ÜYELERİ Mİ?Çatışmanın yaşandığı evde 3 kişinin olduğu sanılıyor. Yaşanan çatışmalarda bu sabah saatlerinde olay yerinde çekik yapan NTV muhabiri İlhan Kandaz ve bir vatandaş da yaralandı. Kulağından yaralanan Kandaz’ın durumunun iyi olduğu belirtildi. Çatışma sırasında polis telsizinden basın mensuplarına seslenen bir kişinin isminin Devrimci Karargah örgütü üyesi "Orhan Yılmazkaya" olduğunu söylediği ve "teslim olmayacağını, kanının son damlasına kadar savaşacağını, yeteri kadar el bombası ve mermisinin olduğunu” belirttiği iddia edildi. BİNADA YANGIN ÇIKTIBu arada Çatışmanın olduğu binada yangın çıktı. Dumanlar altında kalan binaya yanaşan itfaiye ekipleri, apartmanda bulunan sivilleri tahliye etmeye çalışıyor. Yangının çatıdan çıktığı belirtilirken, binadan şu ana kadar 4 kişinin tahliye edildiği öğrenildi. Yangın ile beraber bomba sesleri de gelmeye devam ediyor.İstanbul polisinin Bağcılar'da da bir “hücre” evine operasyon düzenlediği belirtiliyor. Bu evin de Devrimci Karargah’a ait olduğu iddia ediliyor.ANF NEWS agency

İstanbul'daki çatışmaya RTÜK yasağı 0 Kommentare

İSTANBUL - İstanbul Kadıköy'de Bostancı Emanet Sokak'taki bir eve özel harekat timi ve helikopter destektli yapılan operasyona ilişkin RTÜK yayın yasağı getirdi. Operasyonu yürüten polis amiri Semih Balaban ile irtibat kesildi. Öte yandan operasyonun yapıldığı evden bir ceset çıkarıldı.Bu arada yaralı polislerden bir başkomiser ile yolda geçmekte olan Mazlum Şeker adlı vatandaş öldü.ANF NEWS AGENCY

Devrimci Karargah militanı: Bu kavga mutlak sürecek 0 Kommentare


İSTANBUL - İstanbul Bostancı’da baskın yapıldığı evde halan devam eden çatışmada polis telsizine giren Devrimci Karargah savaşçısı olduğunu söyleyen Orhan Yılmazkaya “biz düşeceğiz ama bu kavga mutlak sürecek” dedi. Çatışmanın devam ettiği evde polisin kullandığı telsiz frekansına giren Orhan Yılmazkaya “Teslim olmayan bir özel devrimci kuşağına layık olmaya çalışacağım. Devrimci karargah savaşçısıyım. Yaşasın devrim ve sosyalizm. Yaşasın hakların kardeşliği. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının mücadele birliği.Biz düşeceğiz fakat bizden sonra bu kavga mutlaka sürecek. Nasıl binlerce yıldan beri sürdüğü gibi. Thomas Mürchel'den, Şeyh Bedrettin'den, Mahir Çayanlardan, İbrahim Kaypakkaya'lardan ve Deniz Gezmiş'lerden beri sürdüğü gibi" dedi.ANF NEWS AGENCY

1 Mayıs İşçi Bayramı Olarak Resmi Tatil Günü İlan Edilmelidir! 0 Kommentare


AKP hükümeti artık oyalamaktan vazgeçmeli, İŞÇİ SINIFININ BİRLİK, DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜNÜ 1 MAYIS’I, İŞÇİ BAYRAMI olarak ilan etmelidir. Gerekli yasal düzenlemeleri yapılarak 1 Mayıs resmi tatil olarak kabul edilmelidir.İşçi ve emekçilere yönelik yasaklar son bulmalı, 1 Mayıs hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın, fabrikalarda, iş yerlerinde, her yerde ve her alanda baskı ve engel olmadan kutlanmalıdır. 12 Eylül Anayasası ile budanan işçi hak ve özgürlükleri geri verilmeli, sendikal ve siyasal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.1 Mayıs işçi bayramı olarak kabul edilmeli, resmi tatil günü olarak ilan edilmelidir.İş Yasası, Toplusözleşme, Grev ve Lokavt Yasası değiştirilmeli; grev yasaklamaları ve ertelemelerine son verilerek sınırsız grev hakkı tanınmalı, lokavt yasaklanmalıdır.Kamu emekçilerine grev ve toplusözleşme hakkı tanınmalı, eşit işe eşit ücret uygulanmalıdır.İşten atmalar son bulmalı, sendikal ve siyasal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalı; söz, basın ve örgütlenme özgürlüğü sağlanmalıdır. Nedim KÖROĞLUGenel Başkan Yardımcısı

'pkk terör örgütüdür demek kolay... 0 Kommentare


O görüntüleri izlediniz mi?Geniş bir kırlıkta, elli altmış çocuk “gösteri” yapıyorlarmış, “ağır teçhizatla” olay yerine gelen Özel Harekâtçı polislere taş atıyorlarmış.Oraya hiç polis gitmese ne olacak?Çocuklar biraz bağırıp dağılacaklar.On üç on dört yaşında çocuklar bunlar, “gösteri” yaptıkları yer koca bir kırlık.Yok, olmaz, Kürt çocukları gösteri yapamaz, kırlarda bağıramaz.Polisler tazyikli suyla, ellerinde tüfeklerle çocuklara saldırıyorlar.Polislerden biri, on dört yaşındaki çelimsiz bir oğlanı yakalıyor, yere yıkıyor...Ve başlıyor başına dipçikle vurmaya.Öldüresiye vuruyor.Hiçbir neden yok vurması için.İçindeki nefrete hâkim olamadığından vahşice dipçikliyor küçük oğlanı.Sonra bir başka polis de çocuğu döveni tebrik ediyor.Bunlar öyle bir polisin, iki polisin vahşeti değil.Güneydoğu’da devlet böyle.Bir halka karşı böyle bir nefret, böyle bir kin, öfke duyan bir devlet orayı nasıl yönetecek?Ayrıca da neden yönetsin?Neden Türkiye, böylesine nefret ettiği bir halkı yönetmek için dirensin?Onları, küçük çocuklarını bile yerlere yıkıp dipçikleyecek, kafatasını çatlatacak kadar “düşman” görüyorsanız, orada kalamazsınız.O sahneleri seyreden herkes bir Filistinlinin kolunu taşla ezip kıran İsrail askerlerini hatırladı.Hindistan’da, göstericileri soğukkanlı bir şekilde makinelilerle tarayan İngilizleri hatırladı.Bu devlet “Kürtleri” kendinden görmüyor.Onun için bir “işgal gücü” gibi davranıyor orada.İnsanları öldürüp kuyulara atıyor, köyleri yakıyor, çocukları hapishanelere dolduruyor.Barışa en yakın olduğumuz “sakin” zamanlarda ise yerlere yıkıp kafasını dipçikle ezmeye kalkıyor.Bu son olayı, kameralar orada olduğu için görebildik.Kameraların önünde bile böyle davranıyorlar.Bir de kameraların olmadığı dağ köylerini, mezraları, ıssız sokakları düşünün, oralarda kim bilir neler yapıyorlar.Size böyle davransalar, sizin çocuklarınızın kafalarına dipçikle vursalar, ne yapardınız?Kim koruyacak o insanları?Anlıyor musunuz bu savaş neden yirmi beş yıldır sürüyor?Anlıyor musunuz öleceklerini bile bile o Kürt çocukları neden dağlara çıkıyor?Çıkarlar.Ne yapsınlar?Canlarını, namuslarını, çocuklarını korumak için onlara bir imkân tanımazsanız ne yapsınlar, kime güvensinler, neye sığınsınlar?Dağlara gidiyorlar onlar da.“PKK terör örgütü” diye yazıyor gazeteler, politikacılar böyle söylüyor.Ben de dahil birçok insan “PKK artık savaşı bitirsin” diyor.“PKK terör örgütü” demek kolay.İnsanları enselerinden vuran JİTEM ne peki?Çocukların kafalarını dipçikle ezen Özel Harekât ne peki?Yaptıkları “terör” değil mi bunların?Sen bir halka, çoluk çocuk demeden terör uygularsan, o halk ne yapacak?Nasıl koruyacak bu insanlar kendilerini?Bana bunu söyleyin...Bana bu insanların çocuklarını nasıl koruyacaklarını söyleyin.Bir halkı toptan düşman bellersen, köylerini yakar, kadınlarına hakaret eder, adamlarını hapse atar, çocuklarının kafasını dipçiklersen, o halk dağa çıkar.Çıktı da...Ondan sonra yıllarca savaşır daha fazla insanın ölmesine neden olursun.O görüntüleri, o korkunç vahşeti, o vahşetten polislerin duydukları memnuniyeti televizyonda izledikten sonra bu devletin oraları yönetemeyeceğini düşündüm, ayrıca yönetmeye hakkı olmadığını da.Oralara gidip “ben senin devletinim” diyorsun, bu mu onların devleti olmak?Yüzde doksanı Kürt olan şehirlerde, silahlı askerleri “Türklüğe” vurgu yaparak, onlara “sizi silahla ezeriz” mesajı vererek yürütmek mi onların devleti olmak?Ne istiyor bu devlet?Savaş mı? Barış mı?Bütün bir halka zulmederek savaşı kazanamazsınız, tarih boyunca kimse kazanamadı.Ordulara karşı savaş kazanılabilir ama halklara karşı savaş kazanılamaz.Barış mı istiyorsunuz?Çocukların kafasını dipçikleyerek “barış” olmaz.Zalimler ne savaşı kazanabilir, ne de barışı...O çocuğun kafasına dipçikle nasıl vurduklarını gördüm ben...O topraklar senin olsa ne olur, senin olmasa ne olur.O topraklar senin olabilir ama o halk senin değil.Çocuğunu dipçiklediğin halk ne senin olur, ne seninle olur.Oraların kırlarında çocuklar vurulmadan, dövülmeden, dipçiklenmeden koşabildiklerinde, gülebildiklerinde, oynayabildiklerinde orası, bunu kim sağladıysa onun olur.O zaman da o toprakların yüzlerce yıldan bu yana bilinen adını bile söylemekten korkmaz, yürek rahatlığıyla Kürdistan der, oturur o çocuklarla bir şarkı söyler, Ahmet Arif’ten bir şiir okursun.Ahmet ALTAN