IMF protestosu can aldı 0 Kommentare


İstanbul’da başlayan IMF ile Dünya Bankası’nın yıllık olağan genel kurul toplantılarını protesto eden göstericilere polis saldırdı. 1 kişi öldü, yüzlerce kişi gözaltında.



İstanbul/Taksim meydanında toplanan çeşitli gruplardan eylemciler, dün sabah saatlerinde küreselleşme karşıtı bir gösteri düzenledi. IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarının yapıldığı kongre merkezinin de yer aldığı Harbiye’ye doğru yürümek isteyen göstericilere polis saldırdı. Taksim Meydanı’ndaki eyleme DİSK, KESK, TTB ve TMMOB gibi sendika, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları üyesi yaklaşık 6 bin kişinin katıldığı bildirildi. Göstericilerin Harbiye yönüne ilerlemeye başlamasıyla beraber polis, göz yaşartıcı gaz ve basınçlı suyla saldırdı. Saatlerce süren olaylarda 100’ü aşkın kişi gözaltına alındı, sıkılan yoğun biber gazından etkilenen 1 kişi kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. Taksim İlkyardım Hastanesi acil servisine polis tarafından gaz bombası atıldı. Hastanede bulunan doktor, hasta ve hasta yakınları ise kendilerini dışarıya atarken birçok kişi baygınlık geçirdi. İSTANBUL

Hançer Timi'nde görevli korucu öldürüldü 0 Kommentare


ŞIRNAK - Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde faili meçhul cinayetlerde kullanıldığı öne sürülen Hançer Timi içerisinde yer alan bir korucu öldürüldü.Alınan bilgilere göre, Güçlükonak'ın Kel Aladdin bölgesinde, Beytüşşebap'tan getirilen korucuların askerlerle birlikte Kel Aladdin bölgesine yaptığı operasyon sırasında Beytüşşebap'lı bir korucunun öldüğü bildirildi. Hançer Timi içerisinde yer aldığı bildirilen korucunun cenazesi, Türk bayrağına sarılı halde minibüsle Şırnak'a gönderildiği bildirildi.

HANÇER TİMİHançer Timi bu güne kadar bölgedeki çok sayıda infazla gündeme geldi. İHD Temmuz ayında yayınladığı bir raporda 25 Temmuz’da Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi Melêsê(Günyüzü) Köyü civarında DTP üyeleri Necman Ölmez ve Ferhat Erdiş cinayetlerinde de bu gruba işaret etmişti. Köylüler de ifadelerinde, ‘Hançer Timi’ diye bilinen kollarında hançer dövmesi şapkalarında hançer ikonu bulunan bir birliğin sürekli seyyar halde dolaştığını belirtiyordu. Raporda, bazı köylülerin Ölmez ve Ediş’in öldürüldüğü gün bölgede Hançer Timi’nin kullandığı Ford marka minibüsün, Ediş ve Ölmez’in öldürüldüğü bölgenin yakınında gördükleri belirtilmişti. Özellikle Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’nde çalışmalarını yürüten ‘Hançer Timi’, eroin kaçakçılığı, faili meçhul cinayet, yol kesme ve adam kaçırma fiilleriyle biliniyor. Halkın anlatımlarına göre, özellikle 12 kişilik transit araçlarla dolaşıyor ve araçlarının plakalarını sürekli değiştiriyor. Köylülere göre bunlar asker, korucu ve sivil insanlardan oluşan bir tim. Bu bölgede JİTEM gibi faaliyet yürütüyor. Toplanma mekanı olarak özellikle Kasrik Boğazı’nı kullanıyorlar. Operasyonlara çıkmadan Kasrik’te toplanıyorlar ve operasyonları bittikten sonra yine buraya geliyorlar. Giysileri ise birbirinden çok farklı. HPG’lilerin, askerlerin giysilerini ve yöresel kıyafetler giyiyorlar. Bazen de sivil giyinerek her yerde dolaşıyorlar. Tim içinde yer alan birçok kişinin yüzü kar maskeleriyle kapalı. Yüzü kapalı olanlar büyük bir ihtimalle yöredeki insanlardan oluşuyor. KADINLAR DA YER ALIYOROluşturulan timin içerisinde az sayıda kadının da bulunduğunu söyleyen köylüler, 2 DTP’linin öldürülmesinin sorumlularının bu tim olduğunu belirtiyor. Timin özellikle, Faraşin, Laliş, Meydan Kolya, Meydan Zengil yaylaları ve civar köylerinde dolaştığını ifade eden köylüler, HPG kıyafetleri giyerek halkı tehdit ettiklerini belirtiyorlar. ANF NEWS AGENCY

DTP: Delilleri karartan Lice savcısı cezalandırılsın 0 Kommentare


ANKARA - DTP Grupbaşkanvekili Selahattin Demirtaş, askerlerin öldürdüğü 12 yaşındaki Ceylan Önkol hakkındaki soruşturmada suç delillerini kararttığı gerekçesiyle Lice Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kamil Çolak hakkında suç duyurusunda bulunduDemirtaş, savcı ve karakol yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunurken, “Münevver Karabulut cinayetine gösterilen ilginin Ceylan’ın ölümüne gösterilmemesinin nedeni Ceylan’ın Kürt kızı olması mıdır?” sorusunu yöneltti. Demirtaş, suç duyurusunda delilleri kararttığı belirtilen Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kamil Çolak’ın ihlalinin araştırılması talep edildi. DTP Grupbaşkanvekili Selahattin Demirtaş, Ceylan’ın ölümü ile ilgili suç duyurusunda bulundu. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Demirtaş, Ceylan Önkol’un 28 Eylül’de bir patlama sonucunda parçalanarak yaşamını yitirdiği belirterek, şu konuların araştırılmasını istedi: 6 SAAT GEÇTİPatlamanın ardından en yakın karakola ve Lice Cumhuriyet Savcılığı bilgilendirilmiş ancak olayın üzerinden 6 saat geçmesine rağmen, Savcı ve askeri yetkililer olay yerine bizzat gitmeyerek karakol komutanı ve savcı tarafından görevlendirilen ve eline bir kamera tutuşturulan köy imamına –olay yeri incelemesi- yaptırılmıştır. CESEDİN PARÇALARI İSTENDİDaha sonra yine savcı ve askeri yetkililer, olay yerinde bulunan maktulün aile fertlerinden cesedin parçalarını toplayarak karakola getirmelerini istemiştir. Acılı aile, çocuklarının parçalanmış bedenini ağaçların üzerinden ve etraftan toplayarak bir tabut içerisinde karakol bahçesine getirmiş ve burada Ceylan’a otopsi yapılmıştır. Karakol komutanı burada aile fertlerine kızarak ‘niçin olay yerindeki patlama artıklarını delil olarak toplayıp getirmediklerini’ sorma cüretini dahi göstermiştir. 3 GÜN BOYUNCA KÖYE GİTMEDİLERCeylan’ın ölümünden hemen sonra yüz civarında araba ve yüzlerce insan olay yerinde toplanmış, binlerce insan taziyeye gidip gelmiş, ancak devletin savcısı ile asıl görevi güvenliği sağlamak olan jandarma yetkilileri güvenlik gerekçesiyle üç gün boyunca köye gitmemişlerdir. Olayın medyada geniş şekilde yer almaya başlamasıyla birlikte, savcı üç gün sonra olay yerine giderek inceleme yapmıştır.KARABULUT CİNAYETİİstanbul’da kafası kesilerek hunharca katledilen Münevver Karabulut cinayetine yönelik soruşturma ile kıyaslandığında, Ceylan’ın ölümünün devlet nazarında hiçbir anlam ifade etmemektedir. Ceylan’ın yoksul bir Kürt kızı olması bunda etkili olmuş mudur? Bu durumun da soruşturulması gerekmektedir. Devlet, vatandaşlarına etnik kimlik, dini inanç, cinsiyet, ırk vb. hiçbir ayırım gözetmeksizin eşit yaklaşmak zorundadır. Bunu sağlamaktan kaçınan devlet, ayrımcılığa ve haksızlığa maruz kalan vatandaşlarının demokratik tepkileri ile karşılaşınca şaşırmamalıdır. Çünkü kendisine yapılmış açık bir haksızlığı, ayrımcılığı, zulümü kabul eden, sessiz kalan ve buna boyun eğen insan, onurunu ve haysiyetini yitirmeye, kişiliğini kaybetmeye mahkumdur. GÖREVİ İHMAL Ceylan Önkol’un ölümü karşısında suskun kalanlar, görevini ihmal edenler, suçu örtbas edenler, delilleri karartanların hep birlikte cinayetin failleridir. Polise taş attı diye 13 yaşındaki bir çocuğu sokak sokak kovalayarak coplarla öldüresiye döven, daha sonra ağır ceza mahkemelerinde yargılayarak onlarca yıl hapis cezaları veren devlet, bu kudretini 13 yaşında parçalanmış Ceylan için de gösteremiyorsa devletin adaletinden söz etmek mümkün değildir. Bu gerekçelerle; Ceylan Önkol adlı çocuğun ölümü sonrasında olay yerine gitmeyerek delillerin kaybına yol açan, etkili bir soruşturma yürütmeyerek vatandaşlar arasında ayrımcılık duygularının gelişmesine neden olan Lice Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kamil Çolak hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılarak, cezalandırılmasını talep ediyoruz.ANF NEWS AGENCY

Temizöz’ün masrafı jandarmadan! 0 Kommentare


AMED - Kürdistan'da birçok faili meçhul cinayetin zanlısı olduğu gerekçesiyle 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan Albay Cemil Temizöz'ün avukatlık masrafının Jandarma Genel Komutanlığı tarafından karşılandığı ortaya çıktı. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ile ilgili önemli bilgiler ortaya çıktı. 'GÖREVDEN ALDINIZ MI' SORUSUNA 'GEREK GÖRMEDİK' CEVABI Davanın müdahil avukatlarından Tahir Elçi'nin, Jandarma Genel Komutanlığı'ndan bilgi edinmek amacıyla gönderdiği yazıya verilen cevap ilginç ayrıntıları da gözler önüne serdi. Av. Elçi, Jandarma Genel Komutanlığı'na yazdığı yazıda, Albay Temizöz hakkında bir disiplin soruşturması yapılıp yapılmadığını ve görevden alınıp alınmadığını sormuştu. Buna karşılık, Jandarma Genel Komutanlığı da "Hizmete Özel" başlığıyla, adli müşavir Hakim Kıdemli Albay Gazi Koçer imzasıyla Temizöz'ün durumuna ilişkin ilk kez resmi bir yazılı açıklama yaptı. Elçi'nin Albay Cemal Temizöz ile ilgili müracaatının incelendiği belirtilen yazıda, Albay'ın açığa alınarak görevinden uzaklaştırılmasının ilgili kanunun 65. maddesine göre idarenin takdirine bırakılmış bir işlem türü olduğu, Jandarma Genel Komutanlığı'nın da bu madde kapsamında, Albay Cemal Temizöz'ü görevden alınmasını gerek görmediği belirtildi.JANDARMADAN TEMİZÖZE AÇIK DESTEKJandarma gönderdiği cevapta, yargılama sürecinin yakından takip edildiği, gelişmelere göre bu konunun ayrıca değerlendirildiğine dikkat çekilerek, 1993-1995 yılları arasında Temizöz'ün Terörle Mücadele Kanunu kapsamında görev aldığı için tayin ettiği avukatın ücretinin de Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinden karşılandığı bildirildi. Yazıda ayrıca müdahil avukat Tahir Elçi'nin sorduğu soruların kendisinin görevi kapsamında olmadığı kaydedilerek "Müracaatınız kapsamında sorduğunuz işlemlere ilişkin hususların ilgili kanun hükümlerine göre ceza yargılamasında icra etmekte olduğunuz şikayetçi vekili görevinizin yerine getirilmesi kapsamında olmadığı değerlendirilmektedir" denildi.ANF NEWS AGENCY

Cizre`de kuskulu olayda ikinci asker olumu 0 Kommentare

Şırnak'ın Cizre ilçesindeki Düzova Jandarma Karakolu'nda bir Uzman Çavuş'un öldüğü ve 'silah kazası' olduğu iddia edilen olayda yaralanan İsmail Yılmaz adlı asker de yaşamını yitirdi.

Düzova Jandarma Karakolu'nda geçen hafta meydana gelen, nedeni henüz belirtilmeyen, Uzman Çavuş Ahmet Surgun'un öldüğü olayda başından yaralanan er İsmail Yılmaz'ın tedavi gördüğü GATA'da hayatını kaybettiği öğrenildi. Yılmaz'ın cenazesinin yarın öğleden sonra Çorum'a getirileceği, ikindi namazını müteakip Ulu Cami'de kılınacak cenaze namazının ardından askeri törenle Çorum Şehitliği'nde toprağa verileceği bildirildi.

ANF

Celebi`ye yapilan silahli saldiriya tepki 0 Kommentare

DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'ye yönelik silahlı saldırıyı kınayan KESK, Hak-İş ve Türk Tabipler Birliği (TTB), saldırının faillerinin ve arkasındakilerin açığa çıkarılmasını istedi.

KESK Genel Başkanı Sami Evren, emekten ve ezilenlerden yana olan bir insanın saldırıya uğradığını belirterek, 'Her ne olursa olsun bir konfederasyon başkanına yapılan böyle bir saldırıyı kabul etmek mümkün değil. Emekten, ezilenlerden yana olan bir insana böyle bir saldırı niye yapılmış şu an tam bilemiyorum ama bunu bir emek örgütü olarak kabullenemeyiz' dedi. Hak-İş Genel Başkanı Saim Uslu da saldırıyı kınayarak, 'Fail her kimse meramını şiddetle anlatmaya yönelik bir girişimde bulunmuştur. Elbette hukuk cezasını verecek ama hiçbir şekilde silahla hiçbir kimsenin düşüncesinin önüne geçilmesi doru değildir. Akli dengesi yerinde olmayan birini kim yönlendirir bunların araştırılması lazım. DİSK camiasına ve Çelebi'ye geçmiş olsun diyorum' diye kaydetti.

'Failler ve arkasındakiler açığa çıkarılmalı'

Emeği savunan insanların seslerinin kısılmak istendiğini kaydeden TTB Genel Başkanı Gencay Gürsoy ise, şunları kaydetti: 'Olayın nedenini, failini bilmiyoruz. Ama Süleyman Çelebi gibi bir insanın bu dönemde saldırıya uğraması emeği savunan seslerin kısılmasını akla getiriyor. Türkiye eğer böyle bir ortama girecekse bundan endişelenmek gerekiyor. Bu saldırıyı yapan kim veya kimlerse bilmeliler ki, Türkiye de bu tür saldırılarla demokratik açılımın ve emeğin sesi kısılamayacaktır. Hükümete buradan faillerin ve arkasındakilerin açığa çıkarması çağrısı yapıyorum.'

DİHA

`Kurt Acilimi` kongresi 0 Kommentare

Demokratik Toplum Partisi (DTP), 80 kişilik PM üyesinden, iki eş başkan yardımcısı dahil 54’ünün tutuklanması üzerine gittiği 3. Olağanüstü Kongre’de “çözüm” istedi.

Demokratik Toplum Partisi (DTP), 80 kişilik PM üyesinden, iki eş başkan yardımcısı dahil 54’ünün tutuklanması üzerine gittiği 3. Olağanüstü Kongre’de “çözüm” istedi. Çözüm için DTP’nin ve PKK’nin muhatap alınması istenen kongrede, “oyalama taktiği olması ve sürecin ertelenmesi” halinde, Kürtlerin mücadeleden geri durmayacağının altı çizildi.

DTP’nin 3. Olağanüstü Kongresi dün Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’nda yapıldı. Kongre, Eş Başkan Emine Ayna dahil 4 milletvekili hakkında “zorla mahkemeye götürme” kararı olan ve iki eş başkan yardımcısının da bulunduğu 80 kişilik PM üyesinden 54’ünün tutuklandığı bir süreçte toplandı.

DTP’LİLER KONGREYE AKIN ETTİ

DTP’liler sabah saatlerinden itibaren Selim Sırrı Tarcan’a gelmeye başladı. Özellikle kadın ve gençlerin yoğun olduğu partililer salona sığmayınca, salonun dışında halaylar çekip sloganlar atarak, partilerine yönelik baskıları kınadı; Kürt sorununun demokratik, eşitlik temelinde çözümünü istediler.

Salona asılan pankartlarda da “demokratik, eşit temelde çözüm” ön plana çıktı. “Gün daha fazla birlik, daha fazla mücadele günüdür”, “Çözüm operasyonlarda değil diyalog ve barışta”, “Eşit özgür yurttaşla demokratik topluma”, “Yol haritasını istiyoruz”, “Demokratik Türkiye için demokratik özerklik”, “33 Kurşun katliamını unutmayacağız”, “İçi boş açılımlara son” gibi Türkçe ve Kürtçe pankartların asıldığı salonun tavanı da gökkuşağı renkleriyle süslendi.

YEREL KIYAFETLİ KADIN VE GENÇLER

Salonun içinin, kadınların başları ve kıyafetlerinin sarı-kırmızı-yeşil renklerle süslendiği kongrede, yerel kıyafetler de renkli görüntüler oluşturdu.
Kongrede sık sık Öcalan ve PKK lehine sloganlar atıldı.
Salon içinde ve dışında sivil polislerin katılımcıları adeta tek tek fotoğrafladıkları, görüntüledikleri gözlenirken, salon bahçesine girerken yapılan aramalar da adeta taciz boyutuna ulaştı.
Salonda Kürtçe müziğin yanı sıra Lazca müzik de dikkat çekti. Ayrıca bir süre önce yaşamını yitiren ve Diyarbakır’a defnedilme vasiyeti tutulmayan Aram Tigran’ın ezgileri de salonu doldurdu.

ÇOK SAYIDA KONUK KATILDI

Kongreye, aralarında EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek, Ankara İl Başkanı Selma Gürkan; ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Kemal Ulusaler, AKP Genel Başkan Yardımcısı Şükrü Ayalan, HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, DEP eski Başkanı Hatip Dicle, Yazar Fikret Başkaya, Halkevleri Genel Başkanı İlknur Birol’un da bulunduğu çok sayıda parti, kitle ve meslek örgütü ile dernek temsilcileri katıldı. DTP’li belediye başkanlarının da yer aldığı kongrede, Yunanistan PASOK, Bulgaristan Sosyalist Partisi, İsveç Sol Partisi, KKTC’den Cumhuriyetçi Türk Partisi, Yeni Kıbrıs Partisi, Almanya Sol Partisi, İspanya Sosyalist İşçi Partisi, İspanya BASK bölgesinden Aralar Partisi ve Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu temsilcileri ile Japonya, Belçika, ABD, Avusturya, Birleşik Krallık Büyükelçilikleri temsilcileri ile Türkiye’den yabancı misyon şeflerinden katılımlar da oldu.
DTP eş başkanları Emine Ayna ve Ahmet Türk, milletvekilleri ile birlikte salonun ayakta alkışları ve sloganları eşliğinde girdiler.

AKP ADINI KOYMAKTA TEREDDÜTLÜ

Divan başkanlığına seçilen DTP Milletvekili Osman Özçelik, Türkiye’nin yeni bir sürece girdiğini belirterek, “Kürt Açılımı” vurgusu yaptı. Türkçe ve Kürtçe konuşmasında Özçelik, AKP Hükümeti’nin, önce “Kürt Açılımı”, sonra “Demokratik Açılım” en son da “Milli Birlik ve Beraberlik Projesi” adını verdiği açılımlara dikkat çekerek, “adını bile koymakta tereddüt ettiklerini” söyledi.

TÜRK BASKILARI ANLATTI

Açılış konuşmasını yapan DTP Eş Başkanı Ahmet Türk, iki eş başkan yardımcılarının da aralarında bulunduğu, 89 PM üyesinden 54’ünün tutuklandığı baskı ve operasyonlara dikkat çekerek, “Acaba dünyanın neresinde bir parti bu kadar baskı altına alınmıştır” diye sordu. Tutuklamalar ve halen süren operasyonları “siyasi” olarak nitelendiren Türk, DTP’nin kadroları tutuklanınca, siyasi mücadelenin kesintiye uğrayacağını düşünenlerin yanıldığını söyledi.
DTP’nin çözüm ısrarından ve barışa olan inancından asla vazgeçmeyeceğini belirten Türk, “Kürtler Türkiye’nin önemli bir demokrasi gücü ve dinamiğidir” dedi.

TÜRKLERE ‘KAYGILANMAYIN’

Kürtlerin dilsel, kimliksel, kültürel hak taleplerinin üniter yapıyı daraltmayacağını, Türklerin temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayamayacağını belirten Türk, “Kimse böyle bir kaygıya kapılmamalı” diye seslendi.
Türk, “Risk aldık” diyen Başbakan Erdoğan’a da “Kürt sorununun çözümü; risk almayı, kararlı durmayı ve cesur olmayı gerektirir” diye seslendi.
Çözümü tıkayan, engelleyen tarafın DTP ve Kürtler olmayacağının altını çizen Türk, “Şu da iyi bilinmelidir ki; eğer süreç Kürtleri oyalama ve sorunu öteleme gibi bir boyuta taşınırsa, biz de çıkar endişe ve kaygılarımızı halkımızla paylaşır, demokratik muhalefetimizi birlikte sürdürürüz” dedi.
Gelinen noktanın pek iç açıcı olmadığını vurgulayan Türk, içinde yeni bir anayasa olmayan çözümün çözüm olmayacağının altını çizdi. Sorunu, “Kürtlerin iradesi, siyasi temsilcileri muhatap alınmadan çözme” arayışından duydukları kaygıyı da dile getiren Türk, “DTP’nin içinde olmadığı kalıcı bir çözüm süreci mümkün değildir. DTP’nin aktif olarak müdahil olmasına fırsat tanınmalı” dedi. Türk ayrıca, Öcalan ve PKK’nin çözüm süreci dışında tutulmaması vurgusu yaptı.
Türkiye’nin demokratik dönüşüm sürecinde, demokratik sol bir siyasetin olmayışından üzüntü duyduklarını belirten Türk, statükocu ve otoriter zihniyetin temsilcisi CHP’nin, Türkiye açısından büyük bir talihsizlik olduğunu söyledi. Türk, AKP’yi demokratlar, liberaller, aydınlar için adeta nimet haline getirenin de demokratik-özgürlükçü bir sol siyaset eksikliğine bağladı. Türk, yeni bir sol yapılanma içinde olacaklarının altını çizdi. Türk konuşmasında, Yaşar Kemal’in “Bin çiçekli bir bahçenin bir kültürünün tanınması ve geliştirilmesi sorunu varsa, tüm imkanların onun için seferber edilmesi gerektiği” sözüne de atıfta bulundu. (Evrensel)

TÜZEL: ‘BARIŞ İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ’

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel de yaptığı konuşmada, Başbakan’ın önceki gün AKP kongresindeki konuşmasında “Biz birlikte Türkiye’yiz” sözlerine atıfta bulundu. Tüzel, Türkiye halklarının barış istediğini, ancak “Biz birlikte Türkiye’yiz” diyenlerin ısrarla “Milli Güvenlik” ve “terörle mücadele” laflarına sarıldıklarını söyledi. Tüzel, “Başbakan, dediği gibi anaların gözyaşlarını anlıyorsa, havan mermisiyle ölen 8 yaşındaki Ceylan’ın annesinin acısını da anlamalı. Eşitlikten bahsediyorsa, hâlâ ‘Üst kimlik Türklüktür’ dememelidir. Bu, Kürtlerin ne dediğini hiç anlamamaktır” dedi.

Tüzel, “Demokratik bir Türkiye için demokratik özerkliği her yerde anlatacağız, Türkiye halkını kazanacağız. Barış için hep birlikte mücadele edeceğiz” diye konuştu.

KESK Genel Başkanı Sami Evren de, toplumun tüm kesimlerinin, ‘demokratik, özgürlükçü” bir anayasa istediğini belirterek; Meclis’e, “Artık bunun önünü tıkamayın” diye seslendi.

Turkiye`de ogretmen olmak zor! 0 Kommentare

UNESCO tarafından 1994 yılında Dünya Öğretmenler Günü ilan edilen 5 Ekim’e, atanamayan on binlerce öğretmenle giren Türkiye, OECD verilerine göre öğretmenlerin çalışma saati ve gelirleri bakımından en geri ülkeler arasında.

Ataması Yapılamayan Öğretmenler Platformu Dönem Sözcüsü Serkant Subaşı, ataması yapılmadığı için on binlerce öğretmenin, dershanelerde köle gibi çalışmak zorunda kaldığına dikkat çekiyor. Öğretmenlerin 5 Ekim’de mutlu olma gibi bir lüksleri olmadığını belirten Subaşı, “Öğretmenler en kötü koşullarda hayat mücadelesi vermeye zorlanıyor. Türkiye’de hiçbir saygınlığı kalmayan, dünyanın en şerefli çalışmasından biri olan öğretmenlik mesleği, her gün ayaklar altına alınıyor. Varsın bütün dünya 5 Ekim Öğretmenler Günü’nü kutlasın,Türkiye ise bu utançla ancak kendini kandırsın” diye konuştu.

‘KAST SİSTEMİ VAR’

Öğretmenlerin “kadrolu, sözleşmeli, vekil, ücretli” şeklinde 4 parçaya bölündüğünü dile getiren Subaşı, eğitim emekçilerinin kast sistemine tabi tutulduğunu vurguluyor. “Bu insanlar üniversitede aynı eğitimi almış ve aynı bilgi donanımına sahipler ve bu öğretmen gruplarının sorunları birbirinden çok da farklı değil” diyen Subaşı, buna rağmen sırf KPSS’de az puan aldıkları için insanların sözleşmeli öğretmen olmak zorunda kaldığını belirtiyor.

‘NEDEN UMUT TACİRLİĞİ YAPILIYOR?’

“Devlet Personel Dairesi Başkanı, 327 bin öğretmenin kadro beklediğini söylerken, neden hâlâ bütün illerde eğitim ve fen-edebiyat fakülteleri açıp umut tacirliği yapılıyor” diye soran Subaşı, KPSS’de 243 bin kişi içinden yalnızca 15-20 bin kişinin atandığını hatırlattı. Öğretmenlerin kamyonculuk, çöp toplayıcılığı ve garsonluk yapmaya zorlandığına dikkat çeken Subaşı, “Her şeye bol keseden bütçe ayırmayı bilen hükümet yetkilileri, 24 Kasım Öğretmenler Günü geldiğinde de orada burada, kimsenin gözünü boyamaya kalkmasınlar ve biz öğretmenlere hak ettiğimiz onurlu yaşamı versinler. Vermeseler de bizler hakkımızı alacağız” diye konuştu.

HİÇBİR GELİŞME YOK

Öğretmenlerin bu yıl da 5 Ekim’e güvencesizlik ve yoksulluk sarmalında girdiğine dikkat çeken Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, öğretmenlerin iş güvencesi, ücret ve haklarda iyileşme, sendikalaşma, grev ve toplusözleşme haklarına sahip olmaları noktasında bir gelişme yaşanmadığını vurguladı.

OECD SONUNCUSU

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre en yüksek çalışma saatlerine sahip olan ülkeler Türkiye ve Macaristan.
uZorunlu çalışma saati Türkiye’de 1832 saat, Macaristan’da 1864 saat, OECD ortalaması ise 1652 saat.
uOECD üyesi ülkelerden İspanya’da okulöncesi eğitim kurumlarında çalışan bir öğretmene 14 öğrenci düşüyor.
uBu sayı, Portekiz’de 16, Yunanistan’da 12, Macaristan’da 11, İsveç’te 13 iken Türkiye’de ise 26. OECD ortalaması ise 15.
uİspanya’da göreve yeni başlamış bir ilkokul öğretmeni yılda toplam 34 bin 250 dolar gelir elde ediyor, Yunanistan’da ise bunu 26 bin 326 dolar. Ancak bu rakam Türkiye’de 14 bin 63 dolarla sınırlı.
uİspanya’da en üst derecede olan bir ilköğretim okulu öğretmeninin yıllık toplam geliri 49 bin 466, Yunanistan’da 38 bin 619 dolar, Türkiye’de bu rakam 17 bin 515 dolar. (Ankara/DİHA)

İtalya'da başbakanın ekonomik ve siyasi gücünü kullanarak kendisini eleştiren gazeteciler ve medya kuruluşlarına yönelik baskısını artırması üzerine gazeteciler, sendikalar ve STK'lerin çağrısıyla binlerce insan sokağa çıktı.

İtalya'da onbinlerce insan başbakan Silvio Berlusconi'nin medyaya yönelik baskı ve saldırılarına karşı sokağa çıkarken, Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) "Haber Alma Hakkı. Haber Verme Görevi" başlıklı mitingin gazeteciler, sivil toplum örgütleri ve sendikaların ifade özgürlüğünü savunmak için biraraya gelmesiyle başarılı olduğunu söyledi.

Medyada yer alan haberlere göre, cumartesi günü başkent Roma'da düzenlenen mitinge 150 bin ila 300 bin kişi katıldı.

Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) başkanı Jim Boumelha, "Artık yeter. Bu ülkede gazeteciler ve medya yıllardır baskı altında ama Berlusconi'nin son zamanlarda ekonomik ve siyasi gücünü kullanarak gazetecileri ürkütmeye çalışması herhangi bir demokratik sınırın ötesine geçti" dedi.

Ülkenin büyük medya kuruluşlarına sahip olan Berlusconi, özel televizyon yayıncılığında tekelleşerek, devlet televizyonu RAI'ye siyasi müdahalede bulunarak, gazetecileri suçlayarak ve özel hayatının kamu politikaları üzerine etkisini sorgulayan gazetecilere saldırarak ifade özgürlüğü konusunda ciddi baskılar uyguluyor.

Yakın geçmişte de İtalyan Repubblica ve L' Unità'yla İspanyol El Pais ve Fransız le Nouvel Observateur'ün de aralarında bulunduğu Avrupalı medya kuruluşlarına karşı yasal başvuruda bulunan ilk devlet başkanı oldu. Berlusconi, özel hayatıyla ilgili" aşağılayıcı" yazılar nedeniyle milyonlarca avroluk tazminat davaları açtı. Hatta Avrupa Komisyonu'nu iç işlerine müdahleyle suçlayarak sözcülerini kontrol etmezlerse Avrupa Konseyi'ni kilitlemekle tehdit etti.

Boumelha, "Eğer Berlusconi ülkesini iddia ettiği kadar fazla seviyorsa, bağımsız ve özgür medyaya saygı göstermeli, açtığı davaları geri çekmeli ve medyanın işini yapmasına izin vermeli" dedi. (Bianet)

DISK Baskani Celebi`ye silahli saldiri 0 Kommentare

Şişli'de bulunan DİSK genel merkezinde silahlı saldırıya uğrayan Çelebi'nin hayati tehlikesi bulunmuyor. Saldırgan yakalandı. Saldırının nedeni henüz bilinmiyor.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) başkanı Sülayman Çelebi, sendikadaki makam odasında silahlı saldırıya uğradı. Ayağından yaralanan ve hayati tehlikesi bulunmayan Çelebi, Florance Nightingale hastanesine kaldırıldı.

DİSK'in verdiği bilgiye göre adı Rıza Tunçbilek (54) olan ve Çelebi'den randevu alarak içeri giren saldırgan yakalandı. Polis sendika binasının önüne şerit çekerek giriş çıkışları kontrol altına aldı.

Çelebi'nin sağlık durumuyla ilgili bilgi veren Florance Nightingale Hastanesi Başhekimi Mücahit Atmanoğlu, “Çelebi'nin bacaklarına birkaç kurşun girmiş. İki tane kurşun halen bilekte. Bir iki kemikte kırık var. Hayati hiçbir bir problemi yok. Ameliyat edeceğiz. Merak edilecek bir şey yok“ dedi.

O sırada odada olduğunu söyleyen DİSK genel sekreteri Tayfun Görgün, NTV'ye, saldırganın silahı hazır olarak içeri girdiğini, Çelebi'ye dört el ateş ettikten sonra silahını kendisine de doğrulttuğunu, kapının önünde bekleyen Çelebi'nin korumasıyla birlikte müdahale ederek saldırganı yakaladıklarını anlattı.

Saldırının nedeni henüz bilinmiyor. Tunçbilek'in Çelebi'yle mahalle arkadaşı olduğu ve para istemek için sendikaya geldiği iddia ediliyor. Gözaltına alınan saldırgan Şişli Merkez Karakolu'na götürüldü.

Bu arada gözaltına alınan saldırgan Tunçbilek, ilk sorgusunda Çelebi ile mahalleden çocukluk arkadaşı olduğunu belirterek, kendisinden 100 bin YTL alacağı olduğunu söylediği öğrenildi.

Saldırganın, ölen ağabeyi Rıza Tunçbilek'in kimliğini kullandığı, asıl isminin Cahit olduğu iddia ediliyor. Dev-Yol ve Dev-Sol davasından yargılandığına yönelik iki ayrı iddia var.
Görgün: "Saldırının kişisel bir mesele olma ihtimali yok"

Hastane önünde basına açıklama yapan Görgün, saldırganın Çelebi'nin arkadaşı olmadığını, ortada alacak-verecek meselesinin bulunmadığını söyledi.

Saldırganın kim olduğunu bilmediklerini ve saldırıyı neden gerçekleştirdiğine dair fikirleri olmadığını belirten Görgün, Çelebi'yle çok uzun süre önce aynı mahalleden tanıştıklarını, görüşmek için randevu aldığı bilgisini de verdi.

Görgün, "Saldırının şahsi bir mesele olma ihtimali yok" dedi.

Olay yerinde incelemede bulunan İstanbul Valisi Muammer Güler yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Elbette bir sendika başkanına makamında silahlı bir saldırıda bulunulmuş olması son derece üzüntü verici, şiddetle kınıyoruz. Rıza Tunçbilek isimli 1950 Üsküp doğumlu bir şahıs. Ancak kendisini daha önce tanıdığı bir kaç defa daha o sendikaya gidip gelip kendisi ile görüştüğünü biliniyor. Sendikaya geldiğinde Genel Başkan’la görüşmek istediğini söylemiş, Yedi kata alınmış. Ruhsatsız bir silahı, iki şarjörün dolu olduğu ve beraberinde ayrıca 37 merminin de olduğunu tespit ettik. Ayağına bir şarjör boşatmış. Beş mermi çıkışı var. İki üç tanesinin isabet ettiği görülüyor.”

Emniyet Genel Müdürü Hüseyin Çapkın ise geçmin olsun dileyerek “Koruma polisi ile birlikte sanığı yakalamışlar ve etkisi hale getirilmiştir” dedi.

Çelebi'yi hastanede ziyaret edenler arasında CHP'li Çetin Soysal ve Mehmet Sevigen, İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, KESK Genel Başkanı Sami Evren, DSİP'ten Şenol Karakaş, Küresel BAK'tan Tayfun Mater, Sosyalist Parti'den (SP) Kadir Akın ve Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi bulunuyor. (Bianet)