AYNI SAATTE... AYNI YERDE... 0 Kommentare
İstanbulHALKIMIZAHasta tutsakların sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor. AKP ve onun aklama mekanizması olan Adli Tıp Kurumu ise duruma kayıtsız kalarak hasta tutsakları ölüme terk ediyor.Bizler de hasta tutsaklarla dayanışmamızı sürdürerek, onların serbest kalmaları için mücadele etmeye devam ediyoruz.Her hafta olduğu gibi bu hafta da “hasta tutsaklara özgürlük” için yürüyoruz.TARİH: 29 OCAK 2010-CUMAYER: TAKSİM TRAMVAY DURAĞISAAT: 19.30ÇAĞRI, ÇAĞRI MERKEZİ ÇALIŞANLARI DERNEĞİ, ÇHD, DEVRİMCİ ALEVİ KOMİTESİ, DEVRİMCİ HAREKET, DEVRİMCİ 78’LİLER, DİVRİĞİ KÜLTÜR DERNEĞİ, EKD, EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ, EMEKLİ-SEN İSTANBUL ŞUBELERİ, EMEP, EROL ZAVAR’A YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU, GÜLENSU-GÜLSUYU DERNEĞİ, KALDIRAÇ, KESK ŞUBELER PLATFORMU, KÖZ, ÖDP, PEN, PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBELER PLATFORMU, TAYAD, TECRİTE KARŞI MÜCADELE PLATFORMU, TECRİTE KARŞI SANATÇILAR, TKP, TUYAB, UİD-DER, ÜRÜN SOSYALİST DERGİDESTEKLEYENLER: BDSP, DİP GİRİŞİMİ, PROLETERCE DEVRİMCİ DURUŞ*AYNI SAATTE… AYNI YERDE…Devrimci tutsaklar onurumuzdur diyor, tecritin insanlık dışı bir uygulama olduğunu vurguluyoruz. Hasta tutsakların bu insanlık dışı uygulamalarla sessizce ölüme mahkum edilmesine izin vermeyeceğiz.Her hafta bu amaçla bir araya geliyor, sesimizi duyurmaya ve devrimci tutsaklarla dayanışmaya çağrı yapıyoruz. Bu hafta da yine Taksim Tramvay Durağı’ndayız. Aynı saatte aynı yerde aynı taleple yürüyeceğiz."Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın"TARİH: 29 OCAK 2010-CUMAYER: TAKSİM TRAMVAY DURAĞISAAT: 19.30TAYAD’LI AİLELER***AnkaraHASTA TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜKTECRİT İŞKENCESİNE, HAK GASPLARINA, TUTSAKLARIN TEDAVİLERİNİN ENGELLENMESİNE KARŞI HASTA TUTSAKLARIN SERBEST BIRAKILMASI İÇİN BİR KEZ DAHA BİRLEŞİYORUZ!HER CUMA OLDUĞU GİBİ, 17.30'DA YÜKSEL CADDESİ İNSAN HAKLARI ANITI ÖNÜNDEYİZ.TÜM HALKIMIZI HASTA TUTSAKLARI SAHİPLENMEYE;TECRİTE VE KEYFİ UYGULAMALARA KARŞI HASTA TUTSAKLAR İÇİN ÖZGÜRLÜK İSTEMEYE ÇAĞIRIYORUZ!29 ARALIK 2010/ CUMA17.30/ YÜKSEL CADDESİANKARALI AYDIN VE SANATÇILAR, DEVRİMCİ PROLETARYA, TAYAD, EHP, ANKARA DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK GİRİŞİMİ, DHF, HALK CEPHESİ, PARTİZAN, ESP-G, BDSP, ÇHD, DİSK/ GENEL-İŞ, KALDIRAÇ, 78'LİLER GİRİŞİMİ, EROL ZAVAR'A YAŞAMA HAKKI KOORDİNASYONU
'Kritik görüşme'den birşey çıkmadı 0 Kommentare
Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu TEKEL işçileri için Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşme sona erdi. Kumlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, hükümetin bu hafta sonuna kadar çalışma başlatacağını söyledi. Kumlu görüşme sonrası şu açıklamaları yaptı: "45 gündür kadın-erkek Türk-İş'in önünde eylem yapan arkadaşların sıkıntılarını konuştuk, müzakere ettik, önümüzdeki hafta sonuna kadar hükümet çalışma yapacak, çalışma neticesine göre Başbakan'la tekrar görüşeceğiz, çalışmayı gördükten sonra eylem yapan arkadaşlarla görüşeceğiz"Kumlu, "Dünden bugüne Türk-İş'in önünde değişen bir şey olmayacak mı? 46. gününde yine orada çadır kent kurulu olarak kalacak mı?" şeklindeki soruya, "Neticeyi almadan oradaki insanlara bir şey söyleyemeyiz biz. Bu neticeyi aldıktan sonra Sayın Başbakan'ın da onun için üç beş gün içinde bu işi neticelendirin demesinin nedeni de bu. O çalışmayı gördükten sonra biz o arkadaşlarla oturup, sizinle "arkadaş durum bu gidin mi' diyeceğiz, "eyleme devam mı diyeceğiz' orda belli olacak" yanıtını verdi. Tekel işçilerinin direnişi hakkında net bir tavır almayan Türk-İş yönetimi, bu tutumuyla hükümete göz kırpmaya devam ediyor. Zamanı bol olan Kumlu'nun günlerdir Ankara'nın ayazında dışarıda kalan işçileri ne kadar düşündüğü birkez daha bu tutumuyla ortaya çıkmış oldu.
Mehmet Uytun'nun ölümünü haberlestirmek Provokasyon'mus 0 Kommentare
Şırnak'ın İdil İlçesi'nde gözaltında yaşamanı yitiren DTP'li Resul İlçin, Cizre'de panzer çarpması sonucu ölen Yahya Menekşe ve yine Cizre'de gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Mehmet Uytun adındaki bebeğin ölümüne ilişkin BDP'li Sevahir Bayındır'ın verdiği soru önergesini İçişleri Bakanlığı adına cevaplayan Şırnak Valiliği, İlçin'in kendi sağlık sorunlarından dolayı rahatsızlandığı ve yere düşerek öldüğünü iddia eti. İlçin'yapılan ilk otopside kafasında ve vücudunun değişik bölgelerinde darp izlerini olduğu yönündeki raporu görmezden gelen valilik, Uytun'un ölüm olayının haberleştirilmesini "provokasyon" olarak niteledi.
Hükümet Tekel eyleminde zaman kazandi 0 Kommentare
Daha önce TEKEL işçilerini 'provokatörlükle suçlayan' Başbakan Erdoğan, kurmaylarına yeni bir çalışma yapması için talimat vererek, işçilerle bir hafta sonra görüşmeyi kararlaştırdı. Hükümetin zaman kazanmaya yönelik eleştiren bazı işçiler sendikaların yeni bir değerlendirme yapmasını istiyor. 3
TEKEL İşçilerine Uluslararası Destek : Tekel işçileri için Dortmund çağrısı! 0 Kommentare
NGG (Alman Gıda-İş Sendikası)’nin Dortmund Bölge Şubesi, TEKEL işçilerine destek amaçlı, tüm sendikaları, işçileri ve göçmenleri, Ankara hükümetini dünya emekçilerine şikayet etmeye ve tüm Avrupa’da dayanışma bayrağını açmaya çağırdı! NGG’nin yazılı olarak yaptığı açıklamanın tam metni şöyle:29/30 ve 31 Ocak günleri her yer TEKEL, her yerde Dayanışma!Bir kamu kurumu olan TEKEL çokuluslu BAT (British American Tobacco)'e satıldı. TEKEL’in 12.000 çalışanının iş ve sosyal güvenceleri iptal edilerek 1 Şubat itibarıyla işten atıldılar. Bu süreçte ‘İşyeri Devirlerinde’ öngörülen İLO hükümleri ve geçerli türk kanunları çiğnendi. Sendika 4/A talep edip ‘toplu pazarlık’ isterken, işçilere 4/C dayatıldı.Bunun üzerine, işçiler ve Tek Gıda İş Sendikası başkentte direnişe başladı. Ankara’ya ‘çadırkent’ kuruldu. Aralık ayından beri Ankara’da kararlı, sendikal demokrasiye dayalı, birlik ve dayanışma içinde, disiplinli ve onurlu bir mücadele verilmektedir. İşçi hareketi, ülkenin her renk ve kökten insanını, bütün emek hareketini, demokrasi ve değişim isteyen tüm güçlerini birleştirdi. Konfederasyonar. DİSK, KESK ve TÜRK-İŞ sınıf için birleştiler. Ankara halkı, grevci işçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için örgütlendi. İşçi hareketi toplumda sosyal adalet, demokrasi ve değişim dalgasının yaratıcısı oldu. Polisin kullandığı şiddet, jop ve gazlı saldırılar, Tek Gıda İş Sendikasını ve işçilerin birliğini dağıtamadı. Orada dramatik, onurlu ve tarihsel bir mücadele veriliyor.TEKEL dayanışmadır! Dayanışma sadakat!Kızılay semti her gün ve her gece binlerce emekçinin coşkulu gösterine tanık oluyor. Ama Ankara işçi sınıfın uluslararası ve tarihsel değerlerine de tanıklık ediyor. B.Brecht’in ‘YA HEP BERABER! YA HİÇ BİRİMİZ!’ şiiri sokakları çınlatıyor. Türkiye’deki linç kültürüne ve şovenizme karşı kenetlenerek ‘BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ!’ ve ‘YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!’ diyorlar. Grevleri, emeğin bereketli gücü ve dayanışmasıyla büyürken, tüm toplumun desdek ve sempatisini kazanıyor. TEKEL mücadelesinde dayanışma zerafetle yaşanıyor. Bir yanda Lazlar horon tepiyor, yanında Kürtler zılgıt çekiyorlar. Dünya emek örgütleri dayanışmaya çağırıyor! Tekel işçilerinin neo-liberal politikalara karşı yürüttüğü mücadele dünya emek örgütlerini de harekete geçirdi. IUF, EFFAT, ITUC ve dayanışma çağrısı yaptı. NGG Sendikası, maddi yardım başlatıp T.C. Berlin Büyükelçiliği’ne ‘protesto mektubu’ verdi. Tek Gıda Sendikası ve TEKEL işçileri dayanışmaya boğuldu. AKP hükümetini dünya halklarına şikayet edelim! Almanya’da pek çok işletme, şehir ve değişik sendikaların da dayanmışma insiyatiflerini kuran, Vida, Londra ITF, Unlever FNF ve CGT’den arayıp NGG telefonlarını kilitleyen sendikacı arkadaşlar, bu çağrımız sizedir: Avrupa Gıda Sendikalar Birliği EFFAT, Ver.di ve NGG Sendikaları Ankara’ya dayanışma ziyaretinde bulundu. EFFAT Genel Başkanı B.Vannoni Ankara’da ‘Hepimiz TEKEL işçisiyiz’ demişti. Biz de ‘Her yer TEKEL’ diyerek tüm sendikaları, işçileri ve göçmenleri her yerde dayanışmaya çağırıyoruz! Ve sizleri Ankara hükümetini;12000 TEKEL işçisi ve ailesini adaletsiz bir geleceğe mahkum etmeye çalıştığı için, ILO hükümleri ve geçerli kanunları çiğnediği ve işçilere şiddet kullandığı için, Temel hak ve özgürlüklerin başında gelen sendikal örgütlenme hakkını engellediği ve UNİlLEVER, SİNTER METAL, LSG SKY, E,KART’daki gibi binlerce aileyi mağdur ettiği ve yetim hakkı yediği için, AB’nin neo-liberal özelleştirme diktasına itirazsız boyun eğip bedelini Türkiye emekçilerine kestiği için,Mücadele eden sendikacıları ve demokrasi isteyen belediye başkanlarını tutuklattırdığı için ,Dünya emekçilerine şikayet etmeye ve tüm Avrupa’da dayanışma bayrağını açmaya çağırıyoruz! 29-30 ve 31 Ocak günleri her yer TEKEL olmalıdır! Her yerde dayanışma! 29-30-31 Ocak günleri fabrikalar, sokaklar, okullar barışçıl eylemlerle TEKEL olmalıdır. Bunun için tüm meslek örgütlerine, partilere, yerel derneklere, sosyal kurumlara şimdiden başvurmalı ve hazırlanmalıyız. Sendikacılar olarak Konsolosluklara giderek görüşme talep edip siyah çelenk bırakmalı ‘Hükümeti Protesto mektubu’ vermeliyiz. Bu çağrımızın ulaştığı her emekçi, her sendikacı ve gençten bulunduğu ülkede, şehir ve kasabada, okulda ve fabrikada TEKEL İşçileri için harekete geçmesini bekliyoruz. Ayrıca tüm stadyumlardan 29-30 Ocak maçları esnasında TEKEL işçilerini unutmamalarını bekliyoruz! Glück Auf !Vicdanınızı ve bilincinizi ayaklandırın! Başarıda emeğiniz olsun! Paranın gücü ve iktidarına karşı dayanışma! Dayanışma mesajları için: Maddi yardımlarınız için: Gewerkschaft NGG: SEB Hamburg (BLZ 200 101 11), Kontonummer 113 202 66 00 (Stichwort „soli-tekel’)Protesto mektuplarınız için:Tayyip Erdoğan, T.C Başbakanı, bimer@basbakanlik.gov.tr, Fax.: 0090-312-417 04 76 Beşir Atalay T.C İçisleri Bakanı, besir.atalay@icisleri.gov.tr, Fax.: 0090-312-418 17 95)ViSdP; M.Sträter, NGG Dortmund, Ostwall 17-21, D- 44145 Dortmund, Tel: 0231 55 79 79 0 nggdo@cityweb.de
CHD'den Hapishane Raporu 0 Kommentare
CHD'den Hapishane Raporu2
HAPİSHANELER BİR ÜLKENİN AYNASIDIRDÖNÜP BAKMALIYIZ!• Hapishanelerin toplam kapasitesi 104 bin 690 !• Mevcut hükümlü ve tutuklu sayısı 114 bin 647 !• Adalet Bakanlığından müjde! Yeni hapishaneler açılacak!!Hapishaneler ve tutuklu/hükümlüler niceliksel hesaplarla inceleme konusu edildiğinde, her yeni açılan hapishane yeni bir sorun yumağı haline geliyor.• 1 ve 3 kişilik hücrelerden oluşan F tiplerinde hiç kimse yatak sırası, tuvalet sırası, banyo sırası beklemiyor.• Ama gelin görün ki her gün yeni bir intihar girişimi ya da vakası yaşanıyor.• Anti-depresan ilaçlar verilerek tutuklu ve hükümlüler uyutuluyor.Tecrit/tredman sistemine dayalı F Tipi hapishaneler sisteminin çektiğimiz resmini ilgili tüm kişi ve kurumlarla, basın ve halkımızla paylaşıyoruz.Yer: İstanbul Barosu /Orhan Adli Apaydın Toplantı Salonu(Ada Cafe Altı)Tarih : 25.01.2010 PazartesiSaat : 12.30ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİİSTANBUL ŞUBESİOrhan Adli Apaydın Sk. No:11/3 - Beyoğlu-İstanbulTel:212 245 04 40 Faks:212 245 04 41e-mail. chd.istanbul@gmail.com
Tecrit Her Yerde : 750 ETA üyesi açlık grevinde 0 Kommentare
Bask ülkesinin bağımsızlığı için mücadele eden ETA örgütünün İspanya ve Fransa hapishanelerindeki 750 üyesi hapishane koşullarını protesto etmek için açlık grevi başlattı. Bask gazetesi Gara’da yer alan ETA bildirisinde tutsakların İspanya ve Fransa’daki hapishane koşullarını protesto etmek için açlık grevine girdiği belirtildi. Her iki ülkedeki cezaevi koşulları için “zalimce” diyen ETA, demokratik düzenlemelerin yapılmasını istedi. Tutsaklar, şartlı salıverilmeleri gereken veya ağır hasta olan mahkûmların hemen serbest bırakılmasını ve tekli koğuşta tutulan mahkûmların diğer ETA üyeleriyle birlikte aynı koğuşa alınmasını istiyor. Aksi taktirde tutsaklar açlık grevi ile başlayan tepkilerini yıl içinde çeşitli şekillerde sürdüreceklerini dile getirdi.Bildiride ayrıca açlık grevine uymadığı ve disiplinsiz davrandığı belirtilen 5 ETA üyesinin de örgütten atıldığı ve bunların artık sadece kendi adlarına görüş beyan edebilecekleri ifade edildi. Bilbao’da yürüyüş Bask ülkesinin Bilbao kentinde de binlerce kişi sokaklara çıkarak tutsakların eylemine destek verdi. Eylemciler, aile görüşlerinin kolaylaştırılması için tutsakların Bask ülkesindeki cezaevlerinde toplanmasını talep etti. Madrid’deki Yüksek Mahkeme’nin bugüne kadar Bask hükümeti tarafından ETA’lı tutsakların ailelerine verilen yardımları iptal etmesinin ardından gerçekleşen eylemde tutsaklarla ve aileleri ile dayanışma mesajları verildi. Yardımların iptal edilmesi karının ardından ETA’nın olası eylemlerine karşı merkezi hükümet birkaç günlüğün alarm düzeyini yükseltti.
Suzan Zengin: Karşı karşıya kaldığım bu durum beni hiç de şaşırtmış değil 0 Kommentare
İşçi-Köylü Gazetesi'nin Kartal Büro çalışanı Suzan Zengin Bakırköy Kadın Hapishanesi'nden gönderdiği mektupla tutuklanmasına neden olan komployu ve hapishanedeki hak ihlallerini dikkat çekti. Zengin, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu'na gönderdiği mektubu aynen yayımlıyoruz:Merhaba,Ben Bakırköy Kadın Hapishanesi'nde bulunan tutuklu bir gazeteciyim.Yaklaşık 5 ay önce, açık bir komplo sonucu tutuklandım. Geçen bu süre zarfında ortaya henüz bir iddianame çıkmış değil. Yani keyfi bir biçimde tutuklu bulunmaktayım. Ne duruşma tarihim belli ne de hangi iddia ile tutulduğum netleşmiş değil anlayacağınız...Olayın "komplo" olarak adlandırdığım kısmına da kısaca değinmek istiyorum:Uzunca zamandır Umut Yayımcılık bünyesinde gazetecilik yapıyorum. İşçi-Köylü Gazetesi, Partizan Dergisi ve Yeni Demokratik Gençlik, periyodik olarak çıkardığımız yayınlar. Bunlar devrimci-sosyalist içerikli muhalif yayınlardır. Dolayısı ile ben de muhalif bir gazeteciyim. Muhalif kimliğimi uzun yıllardır açık açık taşımaktayım. Son 12 yıldır aynı evde ikamet etmenin yanı sıra, 3 yılı aşkın süredir de gazetenin Kartal Bürosu'nda çalışıyorum.Yani, muhalif kimlikle devrimci kurumlarda çalışan hemen herkes açısından "geçerli" olduğu gibi, benim de nerede oturduğum ve ne yaptığım polis tarafından da çok iyi bilinmekte. Buna karşın, 28 Ağustos 2009 tarihinde bir "yakalama emri" ile evimi basan polis tarafından gözaltına alındım. 4 gün tutulduğum İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde, 3 genç insanın daha evlerinden alınarak emniyete getirildiğini öğrendim. Ancak sözünü ettiğim bu kişiler daha önce hiç görmediğim, tanımadığım insanlar -ki onlar da beni tanımıyorlar. Sadece adliyeye getirildiğimizde nezarette karşılaştık. Sonuç olarak, onları da benimle birlikte tutukladılar.Zaten bu süreçte merak ettiğim bir diğer konu da, bu kişilerle benim aramda nasıl bir ilişki-bağ kuracakları. Komplo da işte burada ortaya çıkıyor! Tutuklanma sürecim kısaca böyle...Biraz da burada içinde bulunduğum koşullardan söz etmek istiyorum:Her biri ikişer kişilik 12 hücreli bir koğuşta kalıyoruz. Havalandırma sabah saat 08.00'den akşam 18.00'e kadar açık. Burada yaşanan en ciddi sorunlardan biri sağlık sorunu. Ciddi bir rahatsızlık durumunda, hastane sevki 6-7 ay, hatta daha uzun sürebiliyor. Revir doktorunun yazdığı ilaçlar, tetkik yapılamadığı için, genelde doğru teşhise dayalı olmuyor/olamıyor. Ben 52 yaşındayım ve geçirdiğim bir ameliyata bağlı olarak, hızlı kemik erimesi ve ülser, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi daha bir dizi, düzenli ilaç almamı gerektiren rahatsızlıklarım var. Bazı tetkiklerimin belli aralıklarla yapılması gerekiyor. Tabii bunları şu sıralar tutuklu olmam nedeniyle yaptıramıyorum. Benim dışımda da birçok tutuklu arkadaşın tedavi ettiremedikleri ciddi hastalıkları var.Genelde buranın durumunu ve özelde ise kendi durumumu kısaca aktarmaya çalıştım. Şunu da hemen belirtmek istiyorum ki; karşı karşıya kaldığım bu durum beni hiç de şaşırtmış değil.Muhalif basın ve de muhalif kimlikler uzunca yıllardır benzer sindirme-susturma girişimleriyle yüz-yüzedir. Bana uygulanan tutuklama komplosu da işte bu girişimlerinin bir parçasıdır. Ve gerek muhalif basın ve de gerekse çalışanları üzerinde devam eden, açık saldırı niteliğindeki bu girişimler her platformda ortaya konmalı ve teşhir edilmelidir.Kendi durumum üzerinden yapmaya çalıştığım da budur:Komplocu tarzda ve keyfi biçimde tutuklanmamı teşhir etmek!Suzan Zengin, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi B/4
bdsp tekel için eylemlere çağırıyor !!! 0 Kommentare
TEKEL işçilerinin direnişi kapsamında Türk-İş yönetiminin aldığı sürekli eylem kararı doğrultusunda gerçekleştirilen Cuma eylemleri İstanbul'da ilk hafta gerçekleştirilen eylem dışında etkin bir biçimde değerlendirilememişti. Geçtiğimiz iki hafta gerçekleştirilen eyleler ise sendikal bürokrasinin ayak oyunlarıyla yasak savma havasında geçiştirilmişti. Bu haftaki eylemin ise Türk-İş İstanbul Şubeler Platformu tarafından 22 Ocak Cuma akşamı Taksim'de gerçekleştirileceği duyuruldu. 18.30'da Tramvay Durağı'ndan Galatasaray'a gerçekleştirilecek yürüyüş için BDSP de TEKEL direnişiyle dayanışmayı büyütmek için katılım çağrısı yaptı. Genel grev genel direniş içinTEKEL'le dayanışmayı yükseltelim!TEKEL işçileri, 38 gündür kararlı direnişleri, inançları ve azimleriyle tüm sınıfa moral ve direnç kaynağı olmaya devam ediyorlar. Bir yandan sermaye sözcüleri, direnişin büyümesinden ve yayılmasından duyduğu korkuyu türlü vesilelerle dile getirirken diğer yandan işbirlikçi sendika hainleri manevra alanlarının daralmasıyla ne yapacaklarını şaşırıyorlar. TEKEL direnişi taşıdığı potansiyelle dosta umut olmaya, düşmana korku saçmaya devam ediyor. Krizle birlikte geri çekilen, yıllardır kan bedeli kazandığı haklarını bir bir yitiren işçi sınıfına ihtiyaç duyduğu morali veren, mücadele konusunda yol gösterici olan TEKEL işçileri tüm eksiklerine rağmen direniş ateşini büyütüyor, 2010'a dair umutları arttırıyorlar. Şimdi ise esas görev sınıfın diğer bölüklerine ve emekten yana tüm kesimlere düşüyor. Şimdi görev, TEKEL işçilerinin yaktığı bu kıvılcımı yangına çevirmek ve bulunulan bütün alanlarda genel grev genel direniş sloganını somutlayabilmek olarak önümüzde duruyor. 17 Ocak mitinginden sonraki ilk eylemi, Ankara'da yaratılan havaya uygun bir biçimde geçirmek, bu öfke ve kararlılığı büyütmek hepimizin sorumluluğudur. TEKEL işçilerinin Sıhhiye'deki öfke ve kararlılığı, Sakarya sokaklarındaki mücadele azimleriyle; “Genel grev, genel direniş!” şiarlarımızla 22 Ocak Cuma akşamı 18.30'da Taksim Meydanı'na!
Tecrit Adli Tutsak Sezer Karnal'ı Öldürdü 0 Kommentare
TECRİT ÖLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR. BOLU F TİPİ HAPİSHANESİNDE KALAN ADLİ TUTSAK SEZER KARNAL İNTİHAR ETTİ. ÖLDÜREN TECRİTTİR. F tipi hapishanelerin tecrit hapishaneleri olduğunu, burada tutsakların öldürülmeye çalışıldığını hep söylemiştik. 19 Aralık 2000 tarihindeki kanlı HAYATA DÖNÜŞ operasyonu ile açılan F tiplerinde yüzlerce tutsak tecrit koşullarına dayanamayarak intihar etti. Elbette intihar çözüm değildir. Ama asıl olarak tutsakları intihara götüren koşullar neler? Bunu tartışmak gerekiyor. Öldüren tecrittir. Avrupa'da ve Türkiye'de öldüren tecrittir. Neden sağlık sorunları olmayan insanlar F tiplerine kapatıldığında intiharı, ölümü seçerler? Sezer Karnal da adli bir tutsaktı. Bolu F tipi hapishanesine kapatıldı. Sezer Karnal 2010 / Ocak ayının ilk haftası hücresinde yaşadığı bir sorun nedeniyle gardiyanlar tarafından alındı ve "plastik oda" denilen süngerli tek kişilik hücreye kapatıldı. Burada sürekli dövüldü ve hakaretler edildi. Birkaç gün sonra süngerli hücreden alınan Sezer tek kişilik hücreye kapatıldı. Sezer tek kişilik hücrede kalmak istemediğini idareye bildirdiği halde tek kişilik hücreden alınmadı ve burada tutulmaya devam edildi. 13 Ocak Çarşamba günü tek kişilik hücreden alınması için kapıları döven Sezer 15 Ocak 2010 Cuma günü kendisini asarak intihar ediyor. Ölüm raporuna "psikolojik problemlerinden dolayı intihar etti" diye yazılıyor. Ama neden psikolojik problemler yaşadığını kimse sormuyor. Tecrit öldürüyor. Uluslar arası ve Ulusal bilimsel raporlarla insan sağlığını tahrip ettiği kesin olarak kanıtlanan tecritte ısrar yeni ölümler demektir. Daha yakın tarihte tecritte öldürülmeye çalışılan Güler Zere'yi zulmün elinden çekip aldık ve iyileşme belirtileri var. İşte bunun için tecrit öldürüyor diyoruz. İnsanları yalnızlaştıran, bunalımlara sürükleyen tecrittir. Tecrit kalkmadığı sürece intiharlar olacaktır. Sorumlusu tecritte ısrar eden iktidarlardır. İşte bunun için tecriti kaldırın diyoruz. 21.01.2010 TAYADLI AİLELER