Gölge timi geliyor
Senaryosu Peyami Safa’nın Selma ve Gölgesi romanından Nilgün Öneş tarafından uyarlanan filmin başrollerinde Görkem Yeltan, Kaan Çakır, Serkan Ercan ve Mehmet Ali Alabora var
Karanlıkta yürüyen gölgelerHani güneş sadece yüzünün bir tarafına dokunduğu için yarısı karanlıkta kalır ya bazı geceler ayın, tıpkı bunun gibi gece lambası yüzünün sadece bir kısmına vuruyor kadının. İçinde vahşet, şehvet, nefret gibi güçlü duygular barındıran bu kadın, Mehmet Güreli’nin ilk uzun metrajlı filmi Gölge’nin kahramanı Selma.
Aslında Selma yeni yaratılmış bir karakter değil. Peyami Safa’nın Server Bedi müstear ismiyle yazdığı Selma ve Gölgesi romanından tanıyor onu edebiyatseverler.
Filmin Selma ve Gölgesi adlı romandan uyarlanan senaryosu Nilgün Öneş’in imzasını taşıyor. Çekimleri 17 günde tamamlanan Gölge’nin yönetmeni, konunun geçtiği dönemi ve atmosferi yansıtmada başarılı olmuş.
Oyuncuların tümü de olayların yaşandığı devre uygun olarak son derece düzgün bir Türkçe kullanıyor. Başrollerini Görkem Yeltan, Kaan Çakır, Serkan Ercan ve Memet Ali Alabora’nın paylaştığı Gölge’nin ilk sahnesinden itibaren karanlık ön plana çıkıyor.
Burada karanlık, konuyu ve başkarakter Selma’nın ruhsal yapısını betimlemede önemli bir araç olarak kullanılmış. Boğaziçi’ndeki bir yalıda kâhyası ve hizmetçisiyle birlikte yaşayan Selma, yaşadığı ölümlerin gölgesini peşi sıra sürükleyen güzel ve karanlık sırlarla dolu bir kadın.
Film, onun sırlarını yavaş yavaş ortaya çıkarıyor. Gölge’de, yönetmen kamerayı mümkün olduğunca yakın tutmuş oyunculara. Bu da oyuncuların, hikâyenin akışında son derece önemli olan duygu değişimlerini seyirciye aktarma imkânı sağlıyor.
Çelişkilerle dolu bir karakter olan Selma’yı başarılı bir şekilde yorumlayan GörkemYeltan’ı tebrik etmek gerekiyor. Bugüne kadar daha mülayim karakterleri oynarken görmeye alıştığımız Yeltan, giyim kuşamından, makyajına, mimiklerinden, tavırlarına kadar tam bir Selma olmuş.
Kendisini Selma’nın cazibesine karısını ve çocuğunu unutacak kadar kaptıran şair Halim karakterini canlandıran Serkan Ercan ve Selma’nın çekim alanından tam olarak çıkamamakla birlikte etrafında olup bitenlerin etkisiyle içinde Selma hakkında şüpheler beliren Nevzat’ı yorumlayan Kaan Çakır da başarılı oyunculuklarıyla takdiri hak ediyorlar. Memet Ali Alabora da Şerif rolünde gerçekçi bir portre çiziyor.
Filmde kullanılan mekânlar, Selma’nın filmde çizilen ruh durumuna uygun olarak karanlık ya da yarı karanlık. Özellikle kameranın Selma’ya çevrildiği anlarda Görkem Yeltan’ın yüzünün bir yarısı karanlıkta kalıyor.
Seyircide, yönetmenin bunu karakterin çoklu kişiliğini yansıtmak için yaptığı izlenimi uyanıyor.
Mehmet Güreli tarafından bestelenen müzikler Selma’nın ruhunu kaplayan gölgeleri ve karmaşayı vurgulayan renkler içeriyor.
Müziklerde hakim olan tema ise, hikâyenin gücünü ve etkileyiciliğini arttırıyor.
Filmde dış mekân seçimleri de çok isabetli. Özellikle de hikâyenin son kısımlarının geçtiği Venedik, gizemli ve loş atmosferiyle filmin gerçekliğinin ve etkileyiciliğinin artmasına katkı sağlamış. Ancak bu etkinin ortaya çıkmasında Venedik’in atmosferinin yanında Mehmet Güreli’nin kamerasını kullanma biçiminin de katkısı var.
Selma’nın içinden çıkan karanlık gölgeler kentin loş ışığında yürüyor ve sizi de Venedik’in içinden nehirler akan atmosferine davet ediyor.
Hissettirdiği duygu itibariyle bana Theo Angelopoulos’un Ağlayan Çayır’ını anımsatan Gölge, iyi film çekmek için her zaman büyük paralara gerek olmadığını ispat ediyor izleyiciye.
Kaynak : Taraf Gazetesi