Yaz Kızım: İşkenceyle Öldürdüğümüz Engin Çeber'in Yeniden Yakalanmasına... 0 Kommentare
Adalet Bakanlığı'nın 'biz öldürdük, özür dileriz' dediği Çeber ile ilgili Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi 17 Kasım'da yakalama kararı çıkarttı.
Gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü İstinye Polis Merkezi ve Metris Cezaevi’nde gördüğü işkence sonucu hayatını kaybeden Engin Çeber hakkında, 2005 yılında katıldığı bir eylem nedeniyle yargılandığı davada 'yakalama' emri çıkartıldı.
Çeber, Ankara'da olduğu dönemlerde Kurtuluş Parkı'nda düzenlenen bir gösteriye katıldığı gerekçesiyle 161 kişi ile birlikte halen yargılanıyor. 2006 yılında açılan davanın son duruşması Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. 17 Kasım 2009 tarihinde görülen duruşmada, 'skandal' bir karar alınarak, Engin Çeber'in 'yakalanarak ifadesinin alınması ve derhal serbest bırakılması' istendi.
ÇEBER'İN YAKALANMASI İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATILDI
Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin Çeber'in yakalanmasına ilişkin yazılan tutanakta şu ifadelere yer verildi:
"Sanıklardan Engin Çeber, İlker Turan, Orhan Deniz, Musa Kart, Çiğdem Dağdeviren, Derya Toğaçar, Gülşah Mersin, Serap Bağdatlı ve Burcu Taner bulunamadıklarından haklarında CMK 98 gereğince yakalama emri çıkartılmasına, yakalandıklarında en yakın asliye ceza mahkemesine sevkine ve ifadesinin alınıp derhal serbest bırakılmasına, bu nedenle yargılamanın 25.05.2010 günü saat 09:30'a bırakılmasına karar verildi. 17.11.2009."
Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi'nin aldığı karar doğrultusunda, Engin Çeber'in 'yakalanması' için çalışma başlatıldı.
ANF
19 Aralık. Kanlı bir tarih unutma unutturma 0 Kommentare
Hükümet Tekel İşçilerine Dayaktan Başka Önerisi Yok 0 Kommentare
Paris’te Işık Kutlu Kadın Akademisi kuruluyor 0 Kommentare
PARİS - Sosyalistler Kadınlar Avrupa'da Işık Kutlu Kadın Akademisi kuruyorlar. Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon) Kadın Komisyonu ve AvEG-Kon'a bağlı federasyon ve derneklerin kadın komisyonları bir araya gelerek Işık Kutlu Kadın Akademisi kuruluşunu ilan etmeye hazırlanıyorlar.Geçtiğimiz 12, 13 ve 14 Aralık günlerinde Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan ACTIT derneğinde bir araya gelen sosyalist kadınlar, akademi kuruluşunun kararını aldılar. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Işık Kutlu Kadın Akademisi Sözcüsü daha önce de bir eğitim toplantısı organize ederek sosyalist yazar Işık Kutlu'nun ideallerini yaşatmak istediklerini vurguladı. Akademi çalışmaları bakımından konfederasyon ve ona bağlı derneklerde kadın kolları ve kota uygulaması üzerine yoğunlaştıklarını dile getiren sözcü bunundan kaynaklı sosyalistler kadınlarla eğitim çalışmalarına başladıklarını söyledi. Kadınlar eğitim çalışmasında “Kadın Kolları Örgütlenmesi”, “Özerk Örgütlenme”, “Derneklerde Kota Uygulaması” ve “Yeni Kadın Perspektifi” gündemleriyle toplandı. Toplantının hedefleri arasında alanlarda yapılacak çalışmalarla kadın bilincinin geliştirilmesi ön görülüyor.2010 yılının ilk aylarında kuruluşunu ilan etmeye hazırlanan Işık Kutlu Kadın Akademisi eğitim çalışmasına katılan aktivistlerin tartışmalara oldukça canlı katıldıklarını sözlerine ekleyen Akademi Sözcüsü devamla “Kadınlar aktivistlerin yöneticilerinin gözlerine bakan bir süreçten çıkarak daha özgün fikirler oluşturmaya ve kendi bağımsız düşüncelerini tartışmaya başladılar. ” dedi.ANF NEWS AGENCY
TEKEL işçileri AKP Genel Merkezi önünde 0 Kommentare
STÖ’ler: Sıkılan kurşunlar barış ve diyalogadır 0 Kommentare
İSTANBUL - DTP’nin kapatılmasının ardından yapılan protesto eylemlerine devlet ve sivil faşistlerin saldırının hükümet ve devletin sorumluluğunda olduğunu belirten sivil toplum örgütleri (STÖ), eylemlerde kitleye sıkılan kurşunların ve yapılan saldırıların barış ve diyaloga saldırı olduğunu belirtti.Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelerek, “Linç girişimleri, faşist saldırılar barış demokrasi ve özgürlüğedir” yazılı pankart ile “Bijî biratiya gelan”, “Kapatma değil çözüm, diyalog” ve “Yaşasın halkların kardeşliği yazılı dövizleri taşıyan kitle İstanbul’daki bir gösteride kitleye silahla ateş eden sivil faşistlerin resimlerini de teşhir etti. Kürtlerle dayanışma mesajı verildiği gösteri EMEP, ESP, ÖDAH, EHP, DSİP, DGD, İHD SODAP, ABF, GÖÇ-DER, TUAD, MKM, TÖP, UİDDER, DİHA, Sosyalist Parti, Sürekli Devrim Hareketi, Partizan ve daha birçok kurumun desteğiyle düzenlendi. Eylemede sık sık, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Yaşasın halkların kardeşliği” şeklinde slogan atılırken, grup adına açıklamada bulunan EMEP İstanbul İl Başkanı Güven Gerçek de dayanışma mesajları verdi.DTP’nin kapatılması ve Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün siyaset dışı bırakılmasını Kürtlerin parlamentodaki temsiliyetine tahammülsüzlük olarak niteleyen Gerçek, “ AKP hükümeti ve Erdoğan da CHP ve MHP’nin almış oldukları tavırları ve savaş kışkırtıcılığına ayak uydurmuştur. Demokrasi ve barış isteyenler terör yandaşları, Kürtlere satır, bıçak, sopa ve silahla saldıranlar ise duyarlı vatandaş olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Barış gruplarının Habur’dan gelmesiyle başlatılan milliyetçi hezeyan, içinde DTP Eşbaşkanı Türk’ün de bulunduğu konvoya İzmir’de yapılan saldırı ve Çanakkkale’de Kürtlere yapılan saldırı ile hızlanmıştır” dedi.Son günlerde yapılan saldırıları saymanın mümkün olmadığını ancak İstanbul Dolapdere’de göstericilere sivil faşistlerce yapılan silahlı saldırının insanın kanını donduracak mahiyette olduğunu kaydeden Gerçek, “ Bizler demokrasi güçleri olarak bu saldırıları şiddetle kınıyor ve sorumlularının derhal yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz. Kürt halkının yalnız olmadığı bilinmelidir. Kürt halkının yanında, bu saldırıların karşısında olacağız. Çünkü bu saldırılar aynı zamanda demokrasiye dönük saldırılardır ve halkları birbirine düşürmeyi amaç edinmektedir” şeklinde konuştu. Akan kanın ve provokasyonun baş sorumlusunun AKP hükümeti olduğunu kaydeden Gerçek, “Hükümet aklını başına toplamalı ve girilen bu karanlık yolun kendi sonunu da getireceğini görmelidir. Türk Kürt, Çerkez, Laz, Alevi, Sünni her milliyetten ve inançtan haklarımızı devletin ve hükümetin saldırılarına karşı, kışkırtmalarına karşı uyanık olmaya, demokrasi, barış için birleşmeye, mücadele etmeye çağırıyoruz” dedi. Eylem açıklamanın ardından sona erdi.ANF NEWS AGENCY
Bir sömürü cehennemi 0 Kommentare
Melek Zeytin
AKP Milletvekili Tahir Öztürk’e ait olan ve yönetim kurulu başkanlığını Suat Öztürk’ün yaptığı Mesta Mermer Fabrikası, hiçbir kuralın tanınmadığı bir sömürü cehenneminden farksız.AKP Milletvekili Tahir Öztürk’e ait olan ve yönetim kurulu başkanlığını Suat Öztürk’ün yaptığı Mesta Mermer Fabrikası, hiçbir kuralın tanınmadığı bir sömürü cehenneminden farksız. Kriz bahanesiyel işçiler işten atılırken, çalışan işçilerin çalışma saatleri bazen 5 saat kadar çıkıyor. Düşük olan ücretler zamanında ödenmiyor. Zor koşullarda düşük ücretle çalıştırıldıklarını belirten işçiler, fabrikada şu anda çalışmakta olan arkadaşlarına koşulların düzeltilmesi için mücadele çağrısında bulundular. HAKKINI ARAYAN ATILIYORElazığ Organize Sanayi’deki Mesta Mermer Fabrikası, 2005’te 12 milyon dolarlık yatırımla kuruldu. Büyük mermer bloklarının tabakalar halinde kesilmesi, her ebatta fayans hatları, antik ve eskitme denilen mermer işlenmesi gibi tüm işlemler yapılıyor. Fabrika, dünyanın çeşitli merkezlerine mermer ithal ediyor. Yılda 1.5 milyon metrekare işlenmiş mermer üretimi yapabilme kapasitesine sahip olan fabrika, bölgede kapasitesi ve teknolojisiyle bir ilk olarak tarif ediliyor. Kurulduğu yıl 250 işçiyle işe başlayan fabrikada, 2007 yılından itibaren işten atmalar başladı. Kriz gerekçe gösterilerek önce 40 işçi işten atıldı. Fabrikada çalışan işçiler çalışma koşullarının düzeltilmesi, maaşların düzenli ödenmesi ve ücretlere zam yapılması talepleriyle iş bırakma eylemi yapıldı. Eyleme katılan işçilerin son verilmesiye işten atılan işçi sayısı 80’i buldu.PATRON KURAL TANIMIYORFabrikanın servis aracından başlayarak hiçbir uygulamanın usulüne uygun olmadığını belirten işçiler, iki servis aracından birinin üstü kapalı ve yük taşımakta kullanılan araçlardan olduğunu söyleyerek, bazen 60 işçinin sıkışarak bu araçla fabrikaya taşındığını belirttiler. İşçilerden Yücel Karaaslan, patronun işçiye verdiği değerin buradan da anlaşıldığını belirterek, mesai ücretlerinin maaş bordrolarına işlenmediğini ve bu yolla fabrika yönetiminin vergi kaçırdığını sözlerine ekledi. Karaaslan, bazen sınırsız mesai uygulandığını, aylık 50-60 saat mesai yaptıkları fabrikadan saat 17.00’de çıkmanın imkansız hale geldiğini, zamanla sabah sekizden başlayarak gece 23.00’e kadar çalıştırıldıklarını, itiraz edenlerin ise işten çıkarıldığını dile getirdi.ÜCRETSİZ MESAİSuat Doğan ise fabrika yöneticilerinin kendilerini dinlemediğini, hor gördüğünü belirterek, “Evimin kirası 350 lira, çocuğum özürlü, elektrik su faturası geldiği zaman açıkta kalıyordum” dedi. Mustafa Demirtaş, “Yirmiye yakın kadın çalışıyordu, onlara hakaretler, zorla mesaiye bırakmalar oluyordu. 1 yıla yakın ücretsiz mesai yaptırdılar. İşten çıkarılmakla tehdit edildikleri için seslerini çıkaramıyorlardı” sözleriyle kadınların çalışma koşullarının ağırlığına dikkat çekti. Demirtaş, Başbakan’ın Elazığ’da 2003 yılındaki mitingindeki konuşmasını hatırlatarak, “Asgari ücretle 4 kişilik bir aile, sabah, öğle, akşam simit yese bu parayla geçinemez, demişti. Şu an 4 kişilik bir aile 360 liraya geçiniyoruz, sade simit çayla” sözleriyle Başbakan’ı eleştirdi. Soner Yumuk, on ay çalıştıktan sonra kriz gerekçesiyle işten çıkartılmış. Bir günlük mesaisinin saat başı bir buçuk liraya geldiğini anlatan Yumuk, çalışma şartlarının çok ağır olduğunu söyledi. Mehmet Emin Ethem de düşük ücretle çalıştırıldıklarını ve maaşlarının düzenli ödenmediğini ifade etti. KRİZ PATRONU TEĞET GEÇTİ!İşçiler, fabrikadan kriz gerekçe gösterilerek işçi atıldığını, üretimde ise düşüş yaşanmadığını, işten çıkarmaların ardından çalışma saatlerinin 15 saate kadar yükseltildiğini belirttiler. Abdullah Şimşek adlı işçi, “İşveren için büyük bir fırsat oldu kriz, İşsizlik Fonu’ndaki parayı gündeme getirdiler. Olan küçük esnafa ve çalışanlara oldu. Büyük işverenin ise devlet arkasında zaten” dedi. Yıllık izinlerin işverenin keyfine göre uygulandığını belirten işçiler, cenazeleri olsa dahi izin alamadıklarını ve Pazar günleri de çalıştıklarını söyledi. Mermer tozuna ve gürültüye karşı önlem alınmadığını söyleyen işçiler, bundan dolayı pek çok işçinin çeşitli hastalıklara yakalandıklarını belirtiler. Fabrikaya yapılan denetimlerin fabrika müdürü ile görüşülerek yapıldığını söylediler. (Elazığ/EVRENSEL)
Bir sömürü cehennemi 0 Kommentare
Melek ZeytinAKP Milletvekili Tahir Öztürk’e ait olan ve yönetim kurulu başkanlığını Suat Öztürk’ün yaptığı Mesta Mermer Fabrikası, hiçbir kuralın tanınmadığı bir sömürü cehenneminden farksız.AKP Milletvekili Tahir Öztürk’e ait olan ve yönetim kurulu başkanlığını Suat Öztürk’ün yaptığı Mesta Mermer Fabrikası, hiçbir kuralın tanınmadığı bir sömürü cehenneminden farksız. Kriz bahanesiyel işçiler işten atılırken, çalışan işçilerin çalışma saatleri bazen 5 saat kadar çıkıyor. Düşük olan ücretler zamanında ödenmiyor. Zor koşullarda düşük ücretle çalıştırıldıklarını belirten işçiler, fabrikada şu anda çalışmakta olan arkadaşlarına koşulların düzeltilmesi için mücadele çağrısında bulundular. HAKKINI ARAYAN ATILIYORElazığ Organize Sanayi’deki Mesta Mermer Fabrikası, 2005’te 12 milyon dolarlık yatırımla kuruldu. Büyük mermer bloklarının tabakalar halinde kesilmesi, her ebatta fayans hatları, antik ve eskitme denilen mermer işlenmesi gibi tüm işlemler yapılıyor. Fabrika, dünyanın çeşitli merkezlerine mermer ithal ediyor. Yılda 1.5 milyon metrekare işlenmiş mermer üretimi yapabilme kapasitesine sahip olan fabrika, bölgede kapasitesi ve teknolojisiyle bir ilk olarak tarif ediliyor. Kurulduğu yıl 250 işçiyle işe başlayan fabrikada, 2007 yılından itibaren işten atmalar başladı. Kriz gerekçe gösterilerek önce 40 işçi işten atıldı. Fabrikada çalışan işçiler çalışma koşullarının düzeltilmesi, maaşların düzenli ödenmesi ve ücretlere zam yapılması talepleriyle iş bırakma eylemi yapıldı. Eyleme katılan işçilerin son verilmesiye işten atılan işçi sayısı 80’i buldu.PATRON KURAL TANIMIYORFabrikanın servis aracından başlayarak hiçbir uygulamanın usulüne uygun olmadığını belirten işçiler, iki servis aracından birinin üstü kapalı ve yük taşımakta kullanılan araçlardan olduğunu söyleyerek, bazen 60 işçinin sıkışarak bu araçla fabrikaya taşındığını belirttiler. İşçilerden Yücel Karaaslan, patronun işçiye verdiği değerin buradan da anlaşıldığını belirterek, mesai ücretlerinin maaş bordrolarına işlenmediğini ve bu yolla fabrika yönetiminin vergi kaçırdığını sözlerine ekledi. Karaaslan, bazen sınırsız mesai uygulandığını, aylık 50-60 saat mesai yaptıkları fabrikadan saat 17.00’de çıkmanın imkansız hale geldiğini, zamanla sabah sekizden başlayarak gece 23.00’e kadar çalıştırıldıklarını, itiraz edenlerin ise işten çıkarıldığını dile getirdi.ÜCRETSİZ MESAİSuat Doğan ise fabrika yöneticilerinin kendilerini dinlemediğini, hor gördüğünü belirterek, “Evimin kirası 350 lira, çocuğum özürlü, elektrik su faturası geldiği zaman açıkta kalıyordum” dedi. Mustafa Demirtaş, “Yirmiye yakın kadın çalışıyordu, onlara hakaretler, zorla mesaiye bırakmalar oluyordu. 1 yıla yakın ücretsiz mesai yaptırdılar. İşten çıkarılmakla tehdit edildikleri için seslerini çıkaramıyorlardı” sözleriyle kadınların çalışma koşullarının ağırlığına dikkat çekti. Demirtaş, Başbakan’ın Elazığ’da 2003 yılındaki mitingindeki konuşmasını hatırlatarak, “Asgari ücretle 4 kişilik bir aile, sabah, öğle, akşam simit yese bu parayla geçinemez, demişti. Şu an 4 kişilik bir aile 360 liraya geçiniyoruz, sade simit çayla” sözleriyle Başbakan’ı eleştirdi. Soner Yumuk, on ay çalıştıktan sonra kriz gerekçesiyle işten çıkartılmış. Bir günlük mesaisinin saat başı bir buçuk liraya geldiğini anlatan Yumuk, çalışma şartlarının çok ağır olduğunu söyledi. Mehmet Emin Ethem de düşük ücretle çalıştırıldıklarını ve maaşlarının düzenli ödenmediğini ifade etti. KRİZ PATRONU TEĞET GEÇTİ!İşçiler, fabrikadan kriz gerekçe gösterilerek işçi atıldığını, üretimde ise düşüş yaşanmadığını, işten çıkarmaların ardından çalışma saatlerinin 15 saate kadar yükseltildiğini belirttiler. Abdullah Şimşek adlı işçi, “İşveren için büyük bir fırsat oldu kriz, İşsizlik Fonu’ndaki parayı gündeme getirdiler. Olan küçük esnafa ve çalışanlara oldu. Büyük işverenin ise devlet arkasında zaten” dedi. Yıllık izinlerin işverenin keyfine göre uygulandığını belirten işçiler, cenazeleri olsa dahi izin alamadıklarını ve Pazar günleri de çalıştıklarını söyledi. Mermer tozuna ve gürültüye karşı önlem alınmadığını söyleyen işçiler, bundan dolayı pek çok işçinin çeşitli hastalıklara yakalandıklarını belirtiler. Fabrikaya yapılan denetimlerin fabrika müdürü ile görüşülerek yapıldığını söylediler. (Elazığ/EVRENSEL)
Bir sömürü cehennemi 0 Kommentare
Melek ZeytinAKP Milletvekili Tahir Öztürk’e ait olan ve yönetim kurulu başkanlığını Suat Öztürk’ün yaptığı Mesta Mermer Fabrikası, hiçbir kuralın tanınmadığı bir sömürü cehenneminden farksız.AKP Milletvekili Tahir Öztürk’e ait olan ve yönetim kurulu başkanlığını Suat Öztürk’ün yaptığı Mesta Mermer Fabrikası, hiçbir kuralın tanınmadığı bir sömürü cehenneminden farksız. Kriz bahanesiyel işçiler işten atılırken, çalışan işçilerin çalışma saatleri bazen 5 saat kadar çıkıyor. Düşük olan ücretler zamanında ödenmiyor. Zor koşullarda düşük ücretle çalıştırıldıklarını belirten işçiler, fabrikada şu anda çalışmakta olan arkadaşlarına koşulların düzeltilmesi için mücadele çağrısında bulundular. HAKKINI ARAYAN ATILIYORElazığ Organize Sanayi’deki Mesta Mermer Fabrikası, 2005’te 12 milyon dolarlık yatırımla kuruldu. Büyük mermer bloklarının tabakalar halinde kesilmesi, her ebatta fayans hatları, antik ve eskitme denilen mermer işlenmesi gibi tüm işlemler yapılıyor. Fabrika, dünyanın çeşitli merkezlerine mermer ithal ediyor. Yılda 1.5 milyon metrekare işlenmiş mermer üretimi yapabilme kapasitesine sahip olan fabrika, bölgede kapasitesi ve teknolojisiyle bir ilk olarak tarif ediliyor. Kurulduğu yıl 250 işçiyle işe başlayan fabrikada, 2007 yılından itibaren işten atmalar başladı. Kriz gerekçe gösterilerek önce 40 işçi işten atıldı. Fabrikada çalışan işçiler çalışma koşullarının düzeltilmesi, maaşların düzenli ödenmesi ve ücretlere zam yapılması talepleriyle iş bırakma eylemi yapıldı. Eyleme katılan işçilerin son verilmesiye işten atılan işçi sayısı 80’i buldu.PATRON KURAL TANIMIYORFabrikanın servis aracından başlayarak hiçbir uygulamanın usulüne uygun olmadığını belirten işçiler, iki servis aracından birinin üstü kapalı ve yük taşımakta kullanılan araçlardan olduğunu söyleyerek, bazen 60 işçinin sıkışarak bu araçla fabrikaya taşındığını belirttiler. İşçilerden Yücel Karaaslan, patronun işçiye verdiği değerin buradan da anlaşıldığını belirterek, mesai ücretlerinin maaş bordrolarına işlenmediğini ve bu yolla fabrika yönetiminin vergi kaçırdığını sözlerine ekledi. Karaaslan, bazen sınırsız mesai uygulandığını, aylık 50-60 saat mesai yaptıkları fabrikadan saat 17.00’de çıkmanın imkansız hale geldiğini, zamanla sabah sekizden başlayarak gece 23.00’e kadar çalıştırıldıklarını, itiraz edenlerin ise işten çıkarıldığını dile getirdi.ÜCRETSİZ MESAİSuat Doğan ise fabrika yöneticilerinin kendilerini dinlemediğini, hor gördüğünü belirterek, “Evimin kirası 350 lira, çocuğum özürlü, elektrik su faturası geldiği zaman açıkta kalıyordum” dedi. Mustafa Demirtaş, “Yirmiye yakın kadın çalışıyordu, onlara hakaretler, zorla mesaiye bırakmalar oluyordu. 1 yıla yakın ücretsiz mesai yaptırdılar. İşten çıkarılmakla tehdit edildikleri için seslerini çıkaramıyorlardı” sözleriyle kadınların çalışma koşullarının ağırlığına dikkat çekti. Demirtaş, Başbakan’ın Elazığ’da 2003 yılındaki mitingindeki konuşmasını hatırlatarak, “Asgari ücretle 4 kişilik bir aile, sabah, öğle, akşam simit yese bu parayla geçinemez, demişti. Şu an 4 kişilik bir aile 360 liraya geçiniyoruz, sade simit çayla” sözleriyle Başbakan’ı eleştirdi. Soner Yumuk, on ay çalıştıktan sonra kriz gerekçesiyle işten çıkartılmış. Bir günlük mesaisinin saat başı bir buçuk liraya geldiğini anlatan Yumuk, çalışma şartlarının çok ağır olduğunu söyledi. Mehmet Emin Ethem de düşük ücretle çalıştırıldıklarını ve maaşlarının düzenli ödenmediğini ifade etti. KRİZ PATRONU TEĞET GEÇTİ!İşçiler, fabrikadan kriz gerekçe gösterilerek işçi atıldığını, üretimde ise düşüş yaşanmadığını, işten çıkarmaların ardından çalışma saatlerinin 15 saate kadar yükseltildiğini belirttiler. Abdullah Şimşek adlı işçi, “İşveren için büyük bir fırsat oldu kriz, İşsizlik Fonu’ndaki parayı gündeme getirdiler. Olan küçük esnafa ve çalışanlara oldu. Büyük işverenin ise devlet arkasında zaten” dedi. Yıllık izinlerin işverenin keyfine göre uygulandığını belirten işçiler, cenazeleri olsa dahi izin alamadıklarını ve Pazar günleri de çalıştıklarını söyledi. Mermer tozuna ve gürültüye karşı önlem alınmadığını söyleyen işçiler, bundan dolayı pek çok işçinin çeşitli hastalıklara yakalandıklarını belirtiler. Fabrikaya yapılan denetimlerin fabrika müdürü ile görüşülerek yapıldığını söylediler. (Elazığ/EVRENSEL)




